Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uganda‘nın kalkınma çabalarına doğrudan yatırımlarla katkıda bulunmak istediklerini söyledi.
Arınç, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) tarafından Rixos Otel‘de düzenlenen ‘‘Türkiye-Uganda Ticaret ve Yatırım Forumu‘‘nda yaptığı konuşmada, Türkiye‘nin Afrika ülkelerine yaklaşımının fevkalade dostane olduğunu, 5 yıldan bu yana Afrika ile ilgili çalışmalar yaptıklarını ve 30 büyükelçilik açtıklarını ifade etti.
1 Mart 2010 tarihinde de Uganda‘nın başkenti Kampala‘da Türk Büyükelçiliğinin göreve başladığını hatırlatan Arınç, Afrika ülkeleriyle Türkiye arasında hem siyasi dayanışma hem de büyük bir dostluk bulunduğunu, bu dayanışma ve dostluğun ticari alanda da güçlü bir işbirliğine dönüşmesini arzu ettiklerini dile getirdi.
Uganda‘nın, bulunduğu coğrafi konum, halkı, kültürü ve geçmişiyle Türkiye‘ye dostane ilişkiler düşünen ve bunu geliştirmek isteyen çok önemli bir ülke olduğunu söyleyen Arınç, ‘‘Öncelikli olarak Uganda ile birlikte diplomatik ilişkilerimizin başlatılmış olmasını fevkalade olumlu buluyorum. Şu anda Uganda‘nın Tahran büyükelçisi Türkiye‘ye akreditedir. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız ile yapılan görüşmelere ben de katıldım. Umarım ki Uganda, Ankara Büyükelçisini en kısa zamanda atayacaktır ve Türkiye Uganda‘ya her konuda destek olacaktır‘‘ diye konuştu.
Uganda ile Türkiye‘nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Olmayan Üyeliği konusunda da dayanışma içinde olduğunu bildiren Arınç, Türkiye‘nin üyeliği söz konusu olduğunda Afrika ülkelerinden sadece bir tanesi hariç destek alındığını ve Türkiye‘nin birinci turda 2 yıllığına Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğine seçildiğini ifade etti. Hem Afrika‘ya hem de Uganda‘ya bu desteklerinden dolayı teşekkür eden Arınç, ‘‘Afrika kıtasını temsilen Uganda şu anda Türkiye ile birlikte geçici üyelik yapmaktadır ve dünya meseleleri, dünya barışı, kriz bölgeleriyle ilgili her konuda Türkiye ile Uganda iyi bir işbirliğine sahiptir‘‘ dedi.
Türkiye‘nin izlediği Afrika‘ya açılım politikasının temel hedefinin, kıta ülkeleriyle ilişkilerin ‘‘müşterek bir gelecek için ortaklık yaklaşımı‘‘ çerçevesinde her iki taraf için de azami yarar sağlaması ve ortaklığın güçlendirilmesi olduğunu anlatan Arınç, şöyle devam etti:
‘‘Uganda aynı zamanda ticari ilişkilerimizin istikrarlı olarak geliştiği ülkelerden birisidir. Türkiye ile Uganda arasındaki ticaret hacmi 2001 yılında sadece 1 milyon dolar civarındayken bu rakam 2007 yılında 15 milyon dolara, 2008‘de 18 milyon dolara ve 2009‘da yaşanan küresel ekonomik krize rağmen 22 milyon dolara yükselmiştir. Bu durum hepimiz açısından övünç kaynağı olmalıdır. Bununla birlikte ekonomilerimizin tamamlayıcı niteliği göz önüne alındığında bu miktarın daha da ileri seviyelere taşınması için önümüzde ciddi bir potansiyelin bulunduğu kolaylıkla görülmektedir.
Diğer yandan Türkiye ile Uganda arasındaki işbirliği fırsatlarının sadece ticari ilişkiler alanıyla sınırlı olmadığını, tarım, sağlık, mesleki eğitim, KOBİ‘lerin güçlendirilmesi ve çevre gibi alanlarda da paylaşmamız gereken önemli bir birikime sahip olduğumuzu düşünüyorum. Öte yandan, başta altyapı hizmetleri olmak üzere, alt yapı inşaatları ve buna destek olan diğer sektörlerle ülkenizin ekonomik kalkınma çabalarına doğrudan yatırımlarla katkıda bulunmak istiyoruz. Türk müteahhitlik firmaları kendi alanlarında dünyanın en iyileri arasında yer almaktadır. Bundan dolayı gururluyuz. Müteahhitlik firmalarımız kazandıkları tecrübeleri yeniden imal ve alt yapı geliştirme çabalarında ülkenize aktarmaya hazırdır. Bu faaliyetler Türk Eximbank tarafından da özel kredi programlarıyla desteklenmektedir.‘‘
Türkiye‘nin Afrika‘ya açılım politikasının temel prensibinin ‘‘müşterek bir gelecek için ortaklık‘‘ olarak belirlendiğini yineleyen Arınç, Türkiye‘nin insanı yardım kuruluşlarının ve TİKA‘nın Afrika ülkelerindeki yardım faaliyetlerinin bu anlayışın doğal sonucu olduğunu kaydetti.
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak görüşlerinin; Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında ekonomik ilişkilerin hukuki altyapısını hazırlayarak iş adamlarının önünü açmak yönünde olduğunu dile getiren Arınç, zaten iş adamlarının yolları bir kez açıldıktan sonra kendi bağlantılarını kurarak ekonomik ilişkilerin gelişmesini sağladıklarını ve böylelikle her iki ülkenin refahına katkıda bulunduklarını söyledi.