Kışa dönüşen baharın biri bitmeden sanki diğeri başlatılıyor
gibi. Bununla ilgili emareleri bir süredir almaktayız. Her ne kadar akla
Kazakistan daki son olaylar gelse de, aslında ilk işaretler daha öncesine
dayanıyor. O ilk işaretler ile günümüzdeki son gelişmeler karşılaştırıldığında
ise karşımıza ön alıcı hamleler bağlamında Yeni Büyük Oyun un hızlı bir
şekilde Türk dünyasına doğru yayıldığı görülüyor.
Bu oyunda renkli devrimler ya da darbeler olarak
başlatılan süreç, hiç kuşkusuz oldukça önemli bir yere sahip idi. Hatırlanacağı
üzere, eski Sovyet alanında 2003 yılından itibaren önce Gürcistan akabinde
Ukrayna ve 2005 yılında Kırgızistan da başarılı bir şekilde neticelendirilen
iktidar değişiklikleri , aynı yılın mayıs ayında Özbekistan da duvara toslamış
ve o tarihten sonra süreç tersine işlemeye başlamıştı.
Rusya nın Gürcistan bağlamında başlattığı karşı hamle
sırasıyla Kırgızistan ve Ukrayna bağlamında etkilerini göstermeye başlamış
durumda. Buna, geçtiğimiz son iki ay içerisinde yaşanan Azerbaycan-Ermenistan
arasındaki Dört Gün Savaşı da dâhil edilebilir. Dolayısıyla bölge,
Karadeniz den başlamak üzere, Hazar ve ötesine kadar uzanan hat fazlasıyla
gergin ve sıcak. Her an bölgede yeni krizler patlak verebilir.
Bu krizlerin bölgeyi sokak çatışmalarından iç savaşlara,
darbelere ve askeri müdahalelere kadar götürebileceğini söylemek için ise
müneccim olmaya gerek yok. Gürcistan ve Ukrayna da yaşananlar ortada. Daha
öncesi itibarıyla Tacikistan ın yaşadığı bir iç savaş var. Kırgızistan bu
noktada bir kaç defa direkten döndü ve halen bu potansiyele sahip bir ülke
olarak nitelendiriliyor.
Tacikistan ciddi manada kaynıyor. Türkmenistan ve Özbekistan
IŞİD, El Kaide ve Özbekistan İslami Hareketi başta olmak üzere terör üzerinden
tehdit ediliyor ve sınırlarında hareketlenmeler var. Rusya bu hareketlenmeleri
gerekçe göstererek başta bu iki devlet olmak üzere, bölgeyi kendisiyle
işbirliğine zorluyor. İşbirliğine yanaşmayan devletlere ise göz ucuyla
Gürcistan ve Ukrayna yı işaret ediyor. Hibrid Savaş yöntemine bu ülkelerde de
başvurabileceği mesajını kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla türünden
veriyor. Dolayısıyla bölge açısından oldukça zorlu bir dönem söz konusu.
Kazakistan da Darbe Senaryoları
Kazakistan her ne kadar Rusya nın oluşturduğu ya da yer
aldığı neredeyse tüm örgütlerde bulunsa da (hatta dâhil olmanın ötesinde kurucu
üye olsa da), anlaşıldığı kadarıyla Moskova açısından halen güven telkin
etmiyor. Bunun en temelinde ise Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev in
izlediği dengeye dayalı çok boyutlu-yönlü dış politika anlayışı yatıyor.
Kazakistan ın Rusya dışında Çin ve başta ABD olmak üzere
Batılı devletlerle geliştirdiği ilişkiler Moskova yı ciddi manada rahatsız
ediyor. Özellikle de Çin in sahip olduğu araçlara sahip olmayan Rusya, bunu
dengelemek hatta dengelemenin ötesinde anlamsızlaştırmak/etkisizleştirmek
için başka yöntemlere başvurabileceği mesajını veriyor.
Bu bağlamda Rusya nın elindeki en önemli koz, bu ülkede
sahip olduğu Rus etnik varlığı ve Rus kültürüne canı gönülden bağlı muhipler
ya da mandaseverler . Ülkede yaşanan iktisadi bunalım da işin tuzu biberi.
Dolayısıyla, sokakları karıştırabilmek için fazlasıyla avantajlı görünüyor.
Aynen ABD gibi, sokaklar üzerinden bir darbe gerçekleştirebilmek için Moskova
açısından sadece düğmeye basmak yeterli. Ve anlaşıldığı kadarıyla da böyle
oldu.
Bunu ben iddia etmiyorum. İddia sahibi Kazakistan
Başsavcısı. Başsavcı her ne kadar failin adını vermese de, olayın adını koymuş
durumda. Nitekim Kazakistan Başsavcısı NurdauletSuindikov yaptığı açıklamada
bazı kişilerin kitlesel toplantılar yasasını görmezden geldiğini ve yasadışı
eylemlere katılmak için insanları provoke etmeye çalıştığını, ülkede arazi ile
ilgili yasa tasarısı protestoları kisvesi altında darbe planlandığını fakat bu
girişimin sonuçsuz kaldığını söylüyor.
Başsavcı Suindikov ın bununla ilgili açıklaması aynen şöyle:
Onların nihai hedefi Arazi Kanunu değiştirmek veya barışçıl protesto yapmak
değil, etnik nefreti körükleyerek sosyo-politik durumun istikrarsızlaştırmak ve
iktidarı ele geçirmek idi. Provokatörlerin ayaklanmanın şiddet, yağma ve
insanı kayıplara yol açabileceğinin farkında olduklarını da altını çizen
Başsavcı: Bu tür olayların açık sonuçları Libya, Suriye, Mısır ve post-Sovyet
ülkelerinin bazılarında görülmüştür ifadesini kullanması oldukça dikkat
çekici.
Türkistan dan Direnme Mesajı
At izinin it izine karıştığı bir durumda, özellikle de
Avrasya coğrafyasında Rusya ve Çin gibi güçlü komşulara sahip olan ülkelerin
faillerin adını açıklayabilmesi ya da tespit edebilmesi elbette kolay değil.
Nitekim Kazakistan Başsavcılığı açıklamasında yasadışı gösteriler ve
provokasyonları organize eden kişiler hakkında cezai soruşturmaların
başlatıldığını, bu soruşturmalar çerçevesinde yasadışı eylemleri finanse eden
kaynakların araştırıldığını belirtmiş durumda. Basında yer alan bilgiler bunu
gösteriyor.
Burada önemli olan, Başsavcının son açıklamasında
Kazakistan daki olaylar ile Arap Baharı nın gerçekleştiği bölgedeki olaylarla
bir şekilde bağlantı kurması. Coğrafya, bu kanlı baharın hızlı bir şekilde
hemen hemen aynı yöntemlerle kendilerinde uygulanmak istediğinin farkında
olduğu ve buna direneceği mesajını veriyor. Bu son ifade oldukça önemli.
Rusya, kendisine tam anlamıyla teslim olmuş ülkeler istiyor.
Ama bu artık mümkün değil. Bağımsızlıklarının 25. yılını kutlayan bu ülkelerin
gönüllü bir şekilde, tıpış tıpış gidip kendilerini Rusya nın kollarına teslim
etmeleri artık zor.
Dolayısıyla, Orta Asya devletleri ya da daha geniş anlamda
Türkistan açısından ikinci çeyrek oldukça sancılı geçeceğe benziyor. Fakat bu
sancılı süreçte bölge yalnız olmadığının farkında. Bu bağlamda iki önemli
gelişme bölge açısından büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olmuş durumda.
Bunlardan birincisi 24 Kasım 2015 te düşürülen Rus uçağı, ikincisi ise 2-5
Nisan 2015 tarihleri arasında Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan savaş. Bu
konuyu yeri geldikçe ele almaya devam edeceğiz...