Arakan'da insanlık ölüyor

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

İSLAM dünyasının her yerinden feryatlar yükseliyor. Sahipsiz, başsız insanlar durumundalar. Osmanlı’nın yıkılışına kadar Müslümanları birleştiren kurumsal yapı “halifelik”ti. Birleştirici harç durumundaki “halifelik” kaldırıldıktan sonra başsız, sahipsiz haldeler. Yaşadıkları coğrafyaların sorunlarıyla boğuşur oldular. Her ülke kendi derdinde!

Zulüm ve saldırıların en ileri düzeyde yaşandığı bölge Arakan (Rohingya). Buradaki zulüm soykırım noktasında! Uluslararası toplum ve Müslümanların sonuç alma açısından ilgisizliği, “Arakan’da insanlık ölüyor” dedirtecek boyutta. Hem katliam noktasına gelmiş bir zulüm yaşanıyor; hem de “vatansız” insanlar haline geldiler. Yaşama hakları ellerinden alınmış; özgürlük, eğitim, evlenme gibi her türlü insani haktan mahrumlar.

Birmanya İngiliz sömürgesiyken, 1962’de bağımsızlığını kazandı. Devletin temellerini Budizm üzerine kurdu. Budist olmayanlara hayat hakkı tanımadı. 52 bin nüfuslu ülkenin 7 eyaletinden biri Arakan. Bengal Körfezi’nin kıyı şeridinde. Birmanya nüfusunun yüzde 4’ünü oluşturuyor.

Birmanya’nın bağımsızlığından sonra Arakan’da Müslümanların durumu daha da kötüleşti. Devamlı bir savaş hali yaşamaya başladılar. Budistlerin Müslümanlara zulmü bitmek bilmedi. Birkaç kere soykırım noktasına ulaşan katliamlar yaşandı. Ülkenin imkânları yalnız Budistler için kullanıldı. Azınlıklarla paylaşmak istemediler.

Çin ve Rusya Birmanya’yı cesaretlendirdi; yapılan soykırımı menfaatlerine uygun gördüler. Basın kuruluşları büyük baskı altında. Zulmü haberleştirme sıkıntısı içindeler. Arakan’daki inanılmaz vahşet, bütün dünyanın gözleri önünde yaşanıyor. Kendilerine uzanacak bir el bekliyorlar.

 

BU NE VİCDANSIZLIK!

SON senelerde Arakan Müslümanlarına yapılan zulüm arttıkça arttı. Arakan eyaletinin kuzeyindeki sınırda polis noktalarına saldırılar düzenlendi. Geniş operasyonlar yapıldı. Evleri yakıldı; kundaklandı. Köyler ateşe verildi; sivillere yönelik katliamlara girişildi. Yüksek oranda tecavüz ve işkence olayları yaşandı. Son 1 senede 700 binden fazla Müslüman evlerini terk etti; başta Bangladeş olmak üzere komşu ülkelere sığındılar.

Bu ne vicdansızlıktı. İnsan hakları ve ülkelerin güvenliklerini sağlamak için kurulmuş uluslararası kuruluşlar ne işe yarardı! Arakanlıların şahsında “insanlık” ölürken hangi deliğe girmişlerdi?

Arakan’daki vahşete büyük duyarlılık gösteren yöneticilerden Malezya Dışişleri eski Bakanı Dr. Syed Hamit Albar; “Arakan’da insanlık karşıtı suçlar işleniyor; etnik temizlik yapılıyor; soykırım uygulanıyor; büyük devletler çıkarları için vahşeti görmezlikten geliyorlar” diyerek açıkladı: “Soykırım yapıldığına dair tam bir konsensüs oluştu. Arakan vahşetine karşı, Birmanya’ya hiçbir yaptırım uygulanmadı. Birmanyalılar ülkeyi saf bir Budist devleti haline getirmeye çalışıyorlar.”

İslam Toplumu Milli Görüş (İGMG), 2 Mayıs 2018’de, Köln’de Uluslararası Arakan Konferansı düzenledi. Soruna kalıcı bir çözüm bulmanın amaçlandığı programda, alanının uzman ve gönüllüsü 23 kişi sunum yaptı. 500 kişilik katılımcıyla konu her yönüyle müzakere edildi. Arakan Müslümanlarına yapılan soykırım “çağın utanç vesikası” olarak anıldı. Arakan’ın dünyada en fazla zulme uğrayan “bir azınlık grubu” olduğu görüşü benimsendi.

BİR İNSANLIK AYIBI

ABD’NİN kontrolündeki dünya huzur ve barışa hasret. Güçlüler zayıfları eziyor. Bu bir insanlık ayıbı! Dünya haksızlıklara ne zamana kadar seyirci kalacak? İnsanlık öldü mü, yoksa?

Burma Görev Gücü Başkanı Abdül Mali Mücahit, “Arakan’da yaşanan olaylardan daha kötüsü olamaz” diyerek durumun vahametini anlattı: “129 bin kişi toplama kamplarında. Arakan, Nazi Almanya’sı tutukevine döndü. 3 milyon Arakanlı saldırıya uğradı. 43 bin anne baba kayıp. Çocuklar, anne baba ve kardeşlerinin gözleri önünde öldürülüyor. 3 yaşındaki bir kız çocuğu kafası kırılıncaya kadar dövülerek öldürüldü. Dünya bir şey olmamış gibi davranıyor.”

Anadolu Ajansı Dünya Dilleri Yayın Yönetmeni Mehmet Öztürk; “Arakan konusunda gazetecilere büyük baskı uygulandığını” anlattı: “Birmanya’nın izin verdiği kadar haber alabiliyoruz. Medya sahipleri menfaatlerini düşünerek Arakan konusuna girmek, rejimle kötü olmak istemiyorlar. Gördüklerini haberleştirememe sıkıntısı yaşıyorlar. Haberlerin çoğu Bangladeş’e sığınmış Arakanlı mültecilerden bize ulaşıyor.”

Görülüyor ki, Arakanlılara yapılan zulüm bilinenden çok fazla. İnsanlık yaşananlara kör, sağır, dilsiz! Arakan’daki insanları görmezden geliyor. Asıl görev Müslümanların. Onlar bizim kardeşimiz. Müslümanlar bir vücuda benzerler. Bir uzvun acısı bütün vücudu etkiler. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Bangladeş’teki Arakanlı Müslümanların kaldığı kampı ziyaretinde, “Arakan Müslümanlarına yardım, farz mesabesinde önemli bir vecibedir” demişti.

Yönetici insan, sorumluluk sahibidir. Yaşananlara ilgisiz kalamaz. Âhiret hesabını düşünür. İslam Birliği için çalışarak zalimlerin karşısına yenilmez bir güç olarak çıkmayı amaçlar.