Arakan diye bir yer?

Abone Ol

"500 yıllık Arakan müslüman krallığının Güney Asya da 1900 lerin İngiliz işgalinden sonra Burma Budist askeri yönetimine devredilmesiyle başlayan zulüm günümüzde çekilmez hale gelmiş durumda..."... Ali Cihangir kardeşimiz İHH temsilcisi olarak ayağının çamuruyla geldiği Bangladeş sel felaketine yardım için gittiği bölgeden en son bilgileri canlı yayın konuğum olarak Lalegül FM radyosunda anlatırken bu kadarı da olmaz dedirten olayları tüm hissiyatıyla dinleyicilerle paylaşıyordu... Soyadıyla da müsemma Cihangir kardeşimiz aslında hafız, Marmara İlahiyatı  bitirmiş, inşaatçılıkla uğraşmasına rağmen bu hayır hareketine de gönül verdiğinden Çin Müslümanlarına ziyaretten sonra Bangladeş-Burma sınırında çağdaş Firavunlarca sıkıştırılmış 5 milyon mağdur ve mazlum Arakan  Müslümanlarının içler acısı durumlarına tanıklığını adeta yaşar gibi aktarmaktaydı dinleyenlerine...

Evlenmek yasak...

Burma Budist askeri cunta yönetimine bağlı Arakan sınır bölgesinde yaşayan Müslümanlar bulundukları köylerinden diğer bir köye bile geçebilmeleri  bir yana; kendi yaşadıkları semtleri içersinde bile evlenebilmeleri ancak Budist askeri yönetiminin kendilerine yapılan evlenme başvurularına müsaade vermeleri ile gerçekleşmesi mümkün olabiliyor... O da uzun seneler alabildiği gibi çoğu zaman da olumsuz karşılık bulabilmekte... Bir keresinde yine böyle teşebbüste izin alamayınca bu evliliği kendi aralarında gerçekleştiren iki genci muhbirler aracıyla öğrenen zalim askerler köye baskın  yapar ama damat Bangladeş e kaçarsa da gelini tutuklayıp zindana atarlar... İçerde çeşitli işkence ve tecavüzden sonra öldürülen masum geline yapılanlarla halka bir kez daha gözdağı verilmiş olur...

Özgür dünya

5 milyon Arakan lının yarısının dönmek üzere hicret ettiği Müslüman ülkelerden en çoğu sınır komşusu Bangladeş te yaşamaktalar... Ona da yaşamak denirse tabii. Mülteci statüsü bile verilmeyen bu garip ve mağdur insanlara Çin devletinin de baskısıyla fakir, Müslüman Bangladeş ülkesinde bile barınmak için  temiz düzgün mekan bulmayı bırakın kuru bir yer bulmalarına dahi imkan tanınmayarak ancak sınır bölgesinden geçen ve zaman zaman suyunun yükseldiği ırmak yamacında konuşlandırıldığından yüzlerce çocuğun idrarından kan gelen çeşitli hastalıklara düçar oldukları sözkonusu... Ev denebilirse, bambu ağaç dallarından çevrilmiş mekanlarda ıslak zeminde yaşayan yığınlar uzun zamandır kanıksadıkları bu yaşamın çilesini buralarda doğumu, hayatı ve ölümü aynı mekanı paylaşarak sürdürmekte ve bir gün özgür ya da Müslüman dünya insafa gelir seslerini duyar da  kendi vatanlarında yaşama hak ve özgürlükleri iade edilir umuduyla kurdukları dernekleriyle de gayret ederek çalışmaktalar kutlu Ramazan günlerinin hissedilmeye başlandığı şu güzel günler hürmetine

Her biri kendi başındaki sıkıntılarla malul İslam alemi kendisine farz kılınan dayanışmanın bereketine yönelmedikçe bu mazlumiyetlerin sonu gelemeyeceğe benziyor... Velhasıl, insanın bir kez daha nerdesin, ey D-8 projesi diye haykırası

geliyor!!!