Bundan aylar önce CNN Türk ekranlarında Enver Aysever in
sunduğu Aykırı Sorular programına katılan Fazıl Say, Arabesk sevmek vatan
hainliğidir mealinde bir değerlendirme yapmıştı. Arabeski bir kültür olarak
yok farz eden ve geniş yığınların müzik beğeni tercihlerine hakarete yeltenen
Fazıl Say a, arabeski üretenlerden gerekli tepkiler verilmişti. Fazıl Say, bu
ülkenin sosyolojik yapısındaki gerçekleri anlamaktan uzak, batılı tarzdaki
müziğin bir türlü sevilmemesinden muzdarip olarak yoluna devam edecektir. Çünkü
bu ülkenin gerçekleri, bu ülkenin müzik tercihleri, hiçbir zaman zorlama ve
zoraki batılı tınılarla yoğrulmayacak, bu ülke insanı kendi yüreğine dokunan
eserleri her zaman metazori bir kültürle sokuşturmak isteyenlere karşı
duracaktır.
Arabesk, sağ-sol çatışmasının en yoğun olduğu, kitlelerin
ayrıştırılarak, bölünerek yönetilmeye çalışıldığı, dış mihrakların sosyal
yapımızda türlü deformasyonlar gerçekleştirerek ülkemizi perişan etmeye
çalıştığı dönemde ortaya çıkmış, Batsın Bu Dünya eser sloganıyla
özetlenebilecek bir müzik yapısını ortaya koymaktadır. Toplum mühendislerinin,
insanlarımızı biçimleyebilmek için özellikle üniversite öğrencilerini ikiye
ayırdığı, ellerine silah tutuşturduğu ve hemen her gün bir şehrimizde ölüm
vakalarının söz konusu olduğu bu dönemde, ekonomik olarak da müthiş bir kısır
döngünün izleri sürülmektedir. Ülkenin başındaki idareciler, memleketi 70
Cent e muhtaç etmiş, şeker, un, gazyağı, petrol ve en temel ihtiyaçlar,
karaborsaya düşürülmüştür. Bugün Kemal Sunal ın bazı filmlerinde gülerek
izlediğimiz o görüntüler, maalesef acı gerçeğimiz olarak yüreklerimize
saplanmıştır. Arabesk kültürü, o dönemin sosyal yapısıyla birlikte, karşılıksız
aşk, zulüm konularını ele alan sözleriyle bir dönem müziği olarak ortaya
çıkmıştır. Dönemin şehir içi minibüslerinde dalga dalga yayılan Orhan Gencebay,
Ferdi Tayfur ve Müslüm Gürses in sesi, aslında memleketin durumuna farklı bir
isyan haykırışı olarak dikkat çekmektedir. Müslüm Gürses, Gencebay ve
Tayfur dan farklı bir kulvarda müzik yapan, karşılıksız aşkları ve ölüm
temasını buğulu sesiyle işleyen, hayranlarının konserlerinde bestelerini
dinlerken kendilerine zarar verecek bir boyutu sergilediği farklı bir yönü
göstermektedir.
Zaten acılı arabesk ve damar şarkılar olarak tarif
edilen müzik türünün en zirve temsilcisi Gürses ti. Bu sebeple yıllarca müzik
otoritelerince ve müziği biraz da keyif olarak algılayan dinleyicilerce kabul
görmeyen bir isim olarak dikkat çekti. Herkesin burun kıvırdığı, istihza ettiği
şarkılara legal tınılar bulamayan Gürses, bu sebeple son dönemde pop ve rock
tarzındaki eserleri seslendirerek farklı olmayı denedi.
Ama kabul etmeliyiz ki, Acılı arabesk ve damar
şarkılar Müslüm Gürses in vefatından sonra tamamen yetim kalmıştır. Ve bu
ülkenin müzik gerçeğindeki arabesk kültüründe bir dönem kapanmıştır.
Arabeskin isim babası olan Orhan Gencebay ise müzikal
yolculuğuna devam ediyor. Gencebay ile Gürses arasındaki en önemli fark,
Gencebay ın besteci kimliğinin ön plana çıkması ve müzikal anlamda hemen her
noktada farklı eserleri yapabilmesiydi.
Sosyolojik bazda arabesk kültürü hiçbir zaman yok
olmayacak
Belki isimler değişecek, belki tarzlar değişecek, ama
sosyolojik kırılmalar hep var olacak.