Antikacılarla yöneticiler

Abone Ol

ANTİKA kaçakçısı, soyguncularından ikisini, antika

meraklısı bir zenginin evine gönderir. Evde bulunan tarihi bir heykelin

çalınmasını ister.

Hırsızlar, heykeli çalarken mal sahibi gürültüye gelir ve

hırsızlarla karşılaşır.

Malını korumak için hırsızların üzerine yürür.

Hırsızlar ses çıkarmamak için silah kullanmazlar ve

heykeli, adamın kafasına vururlar adam ölür ama heykelin de kulağı kırılır.

Antika kaçakçısı, ceza olarak o hırsızın kulağını keser.

Şehrin gazetecileri bu kaçakçılık olayını, eserin kulağı

kırık fotoğrafını, herkesin yüreğini ağzına getirecek şekilde haber olarak

sunarlar.

Ölen mal sahibine, ailesinin acı feryatlarına, kulağı

kesilen hırsızın kulağına acıyan olmaz.

Eski eser uzmanları heykelin kırık kulağı üzerine

günlerce konuşurlar da ölen adam ve hırsızın kesilen kulağı üzerine tek kelime söylemezler.

Bağdat ta on binlerce çoluk çocuğu öldürdükten sonra

hapishanelerin kapısını açıveren ve Müzelerdeki eserleri getirirseniz biz

satın alırız diyen Amerikalı komutanların şahsında Amerikan toplumunun

röntgenini gördü dünya insanı.

Bağdat ta on binlerce insan öldürüldü, televizyonlarda ve

gazetelerde ahkâm kesen antika adamlar, öldürülen insanlar üzerine hiçbir şey söylemezlerken,

üç bin yıl önce yaşayan bir celladın baltası, müzeden çalındığından dolayı

uluslararası yas ilan ettiler.

Halbuki toplum mühendisleri veya yöneticilerin  malzemesi insan.

Şairler, kelimelerden yaptıkları bir Beyit i yıkıp

yeniden yapabilirler. Evin bir sütununu değiştirir gibi kelime

değiştirebilirler.

Seramikçiler taslak çanak çömleklerini kırabilirler.

Ressamlar, beğenmedikleri eserlerini yırtıp atabilirler.

Ya yöneticiler ve Toplum mühendisleri ne yapsınlar

Malzeme insan olduğu için atamazlar, satamazlar.

Antikacılar, madde olarak değeri bir milyon bile etmeyen

küçücük, el kadar, mermerden yapılmış eski bir heykelciği kırıp atmazlar. Onu temizlerken ipek gibi yumuşak

fırçalarla temizlerler. Bir çizgisinin silinmesi milyarlarca paranın ve tarihin

silinmesi olduğunu bilirler.

Malzemesi insan olan yöneticiler ve toplum mühendisleri,

topluma şekil verirken, hiçbir insanın canına, kulağına kıymadığı gibi doğuştan

gelen karakter çizgisine el değmediği gibi, elinin veya aklının gölgesi bile hiçbir

insanın gönül ülkesinde iz yapmamalı.

Her şahsı başkasından ayıran parmak çizgileri olduğu gibi

kişilik çizgileri vardır.

Antika eserlerin ve güzel tabloların bir çizgisinin

silinmesi o eserin değerini düşürdüğü gibi kişilik çizgilerinin de silinmemesi

gerekir.

Memuruna yüz vermeyeceksin , Yüz verirsen astar

isterler ,  İşçinin yüzüne gülersen

çalıştıramazsın anlayışı ile başa gelen insanlardan çok başarılı bir yönetici

çıkmamıştır. Onlar küçücük dünyalarının küçük kralı olarak yaşayıp gitmişler,

silik adamların yöneticisi olduklarından silinip gitmişler.

Biz, silmek veya silinmek için gelmedik. Silik insanların

bile özünü yeniden ortaya çıkarmak, iyiliği emretmek, kötülüklerden alıkoymak

için çıkarılmış en hayırlı ümmetiz.