Gençlerle yaptığım bir sohbette, on üç yaşındaki bir kız
çocuğu duygularını şöyle paylaştı: Arkadaşlarım, okuldan eve geldiklerinde
annelerinin sorularına cevap yetiştirmekten çok sıkıldıklarını, o yüzden
odalarına çekilerek yalnız kalmak istediklerini söylüyorlar. Ama ben böyle
düşünmüyorum. Annemle konuşmayı seviyorum. Onunla geçirdiğim vakitleri
önemsiyorum. Ama o konuşmalarımdan sıkılıyor, konuşurken yüzüme bakmıyor,
işleri ile meşgul oluyor, soru sorduğumda geçiştiriyor. Bu beni çok üzüyor
Neden böyle davrandığını sorduğumda, vaktim yok, işleri
bitirmek zorundayım diyor.
Annem beni sevdiğini söylüyor ama kesinlikle inanmıyorum,
sevseydi beni dinlerdi, benimle konuşurdu, benden kaçmak için bahaneler
aramazdı Çocuğun bu ifadeleri bana annelerin sevgilerini nasıl ifade
edebilecekleri noktasında yeterli bilgi ve bilince sahip olmadıklarını
düşündürdü.
Anneler çocuğu istediği okula gönderiyor, onun istediği
şeyleri alıyor ve bunu sevginin bir göstergesi olarak görüyorlar. Çocuk ise
annenin satın aldıklarına değil, gönlünde saklı olan sevgisine ihtiyaç duyuyor.
O öncelikle anneye yakınlaşmak onunla sohbet etmek kendisine ne kadar değer
verildiğini hissetmek istiyor. Çocuk alınan eşyaları geçip anneye ulaşmak
istiyor. Fakat anne çocukla arasına barikatlar örüyor, onun duygularına
değemiyor.
Anne çocukla yan yana yaşıyor, onun elinden tutuyor ve
okula götürüyor, birlikte sofraya oturuyor fakat sevgisini gösteremiyor. Sahip
olduğu eşyalar, gittiği okullar, kendisine tahsis edilen ortam çocuğun sevgiye
olan açlığını gideremiyor. Onun istediği şey bunların çok daha ötesinde ama anne
göremiyor. Sevginin üç saç ayağı var, sözel, dokunsal ve davranışsal. Anne ise
bu üç saç ayağından sadece birine odaklanabiliyor.
Anne baba için en değerli vakitler çocuklarla geçirilen
vakitlerdir.
En değerli emek çocuklara verilen emektir. En değerli söz
çocuğa ifade edilen sevgi sözleridir.
Sevgili anne babalar!
Gündelik işlerinizden, peşinde koştuğunuz
hayallerinizden, sahip olduğunuz imkânlardan taviz verebilirsiniz lakin
çocuğunuza ayıracağınız vakitleri kısıtlama hakkına sahip değilsiniz. O yüzden
çocuğunuz sizinle konuşmak istediğinde, işlerinizi bırakıp onu dinleyin,
sorduğu sorulara sabırla cevap verin.