Annem iki haftalık bebeğini kaybettiğinde yirmi
yaşlarında genç bir bayanmış. Kendisi o günleri anlatırken, ilk defa anne
olmanın heyecanını yaşarken bebek elimden Cennete uçup gitti derdi. Annem
bebeğin giysilerini hâlâ saklar ve kimse yokken koklayıp ağlardı. Bebek vefat
edeli yıllar olmuştu fakat o evladını daha dün toprağa koymuş gibi acısını hep
hisseder ve ağlardı. İnsan anne olmadan bir annenin çocuğu ile ilgili
duygularını pek anlayamıyor. Çünkü annelik duygusu eğitimle elde edilebilen bir
duygu değildir. Bu duygu, sevgi ve şefkatle birlikte anneye Allah tarafından
bahşedilir ve çocuğun hizmetine sunulur. Anne bu yönüyle istikbale yön veren en
etkili kişidir.
Geçtiğimiz hafta yaşlılarla ilgili bir belgesel izlemiştim.
Programcı, doksan beş yaşındaki kadına sorular soruyor, o da bütün hayatını
büyük bir heyecanla anlatıyordu. Tam da o sırada içeri atmış yaşlarında bir
adam girdi. Yaşlı kadının gözleri parlamıştı altındaki minderi çekti ve adama
uzattı. Etraftan gülme sesleri gelince gülmeyin çocuğun zaten sırtı ağrıyor
diye karşılık verdi. Yaşlı bir kadının atmış yaşındaki oğula çocuk diye hitap
etmesi size garip gelebilir. Ancak, bu kişinin bir anne olduğunu fark
ettiğinizde onun bu yaklaşımına bir anlam verebilirsiniz. Zira yaşı kaç olursa
olsun annenin evladına olan sevgisi bebeklik dönemindeki tazeliğini her zaman
korur. O yüzden anaların nazarında çocuklar hiçbir zaman büyümez derler.
Babalarımızın da hayatımızda apayrı bir yeri vardır. Ama
onlardan bir azar işittiğimizde hemen inciriniz, sanki içimizden bir şeyler
kopar. Fakat ilginçtir, annenin en ağır ithamları, tenkitleri, yaptığı
beddualar, hakaretler dahi bizi üzmez. Çünkü onun bizi canından çok sevdiğine
eminizdir. Hayatta bizi koşulsuz olarak seven tek kişinin o olduğunu biliriz. O
yüzden annenin hayattan ayrılması her şeyden daha acı gelir.
Bir yakınım iflas ettikten sonra arkadaşlarım, eşim,
yakınlarım hatta çocuklarım dahi beni terk ettiler, yanımda bir tek annem
kaldı. O beni hiçbir zaman bırakmadı demişti. Varlık aleminde sevgiyi en yoğun
ve en doğru yaşayan kişidir anne. Allah annenin gönlünü bir sevgi deryasına
dönüştürmüştür. Anne kendisine bahşedilen sevgi ve şefkat ile bebeğini besler
ve hayata hazırlar. O yüzden anneden yoksun kalmak bir çocuk için en büyük
kayıptır. Böyle durumlarda diğer annelerin Allah ın kendilerine bahşettiği
sevgiyi annesiz kalan çocuklarla da paylaşmaları ve bu çocuklara manevi annelik
yapmaları gerekir. Bir çocuğun en fazla ihtiyaç duyduğu sevgi ve şefkat
fazlasıyla onların gönüllerinde üretiliyor. Ama ne yazık ki günümüzde annelik
kavramı zayıflatıldıkça sevgi ve şefkat kavramları da zayıflıyor ve bu
çocuklara kol kanat geren pek olmuyor.
Anneler çocuklarını bakıcılara terk ederek gönüllerindeki
sevgiyi kurutuyor, o ince ve naif özelliklerini kaybediyorlar. Oysa Allah ın
kadına bahşettiği en güzel unvandır ana olmak. Ama bu gün kimse bunun farkına
varamıyor. Yine anneler günü ve yine fahiş alış verişler, ödünç ve asılsız
sevgiler ortaya çıkıyor. Yılın sadece bir gününde bir demet çiçek alıp ona olan
borcunu ödeyebileceğini düşünen kimseler için bütün bu söylediklerimin hiçbir
anlamı olmayacaktır bunu biliyorum. Ama doğru söz doğru düşünen kimselere bir
şekilde ulaşacaktır.