Annem gören gözümdü (2)

Abone Ol

Annem vefat ettiğinde yirmi beş yaşındaydım. O günü unutmam mümkün değil… Yalnız ve mazbut dünyama açılan bütün kapıların bir bir kapandığını ve yaslandığım duvarın büyük bir sarsıntı ile yıkıldığını hissettim. Evin duvarı nasıl ki çatıyı tutuyorsa annemin sevgisi de beni ayakta tutuyordu. Ama artık o duvar yıkılmıştı. Babam yüreği şefkat dolu bir insandı, kardeşim üzerime titriyordu ama hiç biri annemin yerini tutamıyordu. Artık çalışıyordum, kalan vakitlerde de sosyal aktivitelere katılıyor ve hayatımı idame ettirebiliyordum. Ama annemin sesi hep kulaklarımda yankılanıyor ve derin bir yalnızlığa açılıyordum. Bazen anlamlandıramadığım sıkıntılara düşüyor ve boğulacak gibi oluyordum. Kimi zaman hiç hesap yapmadan içimden geldiği gibi konuşmak istiyordum. Kimi zaman yaslanacağım bir omuz arıyor ve boşluğa doğru düşüyordum. Ama kim anlayacaktı! Dünyada kimse, kimse için karşılıksız bir şey yapmıyor. İnsanlar selam verirken bile karşılığında neler alabileceklerinin hesabını yapıyorlar. Anne sanırım bu yönüyle diğerlerinden ayrılıyor. Çünkü çocuğunu hiçbir karşılık beklemeden seven tek varlık annedir.

Bir hafta sonu kız kardeşim, yanıma geldi ve sana küçük bir hediyem var ama üzülme dedi, elime bir defter sıkıştırdı ve “annemin sandığından çıktı, senin için günlük tutmuş” dedi. İçimden bir şeyler koptu ve sessizce ağladım. Sonra kardeşimden okumasını istedim. Kız kardeşim hepsini okuyamam ama sana şu sayfayı okuyabilirim dedi ve annemin bir duasını okudu: “Allah’ın bana oğlumun ayaklarının üzerinde durduğu günleri göster, Ömrümü uzat ve Ona yardımcı olmam için bana güç ver” Annem dindar bir hanımdı ve hep dua ederdi ama günlüğünde kendisinden ziyade benim için dua etmişti. Artık hayatta değildi fakat bana verdiği desteği hep hatırlıyor ben de Allah’tan onun için Rahmet diliyordum… (Talha Kara’nın yaşam öyküsünden esinlenilerek yazılmıştır)