Anneliğin Okulu Var Mı?

Abone Ol

Anne hüzünlü bir ses tonu ile soruyor: Çocuğuma terlik

giydiremiyorum acaba ne yapabilirim

Kişisel tecrübelerinizi kullanarak, çocuğa neler yapması

ve neler yapmaması gerektiğini öğretebilirsiniz dediysem de anneyi ikna

edemedim. Çünkü o her meseleyi bir dış destekle çözebileceğine inanmış ve

çocuğu ile ilişkilerini suni bir zemine taşımıştı

Bir süre sonra aynı hanım tekrar aradı ve hava çok

soğuk, evde soba var, yerleri ısıtmıyor çocuğuma terlik giydiremiyorum. Dedi.

Ben de aynı tavsiyelerimi yineledim ve bunu kendi kişisel becerileri ile

başarabileceğini vurguladım. Fakat o ısrarlıydı, dışarıdan birisinin kendisine

sihirli bir değnek uzatmasını ve en küçük sorunlarını dahi çözüme götürmesini

bekliyordu. Şikâyetlerini sıralarken geçen gün şu psikoloğa gittim çocuğumun şu

konudaki sorunlarını görüştüm ama bana bir şey yapamadı diyordu. Annenin bu

sözleri sihirli değnekte ne kadar ısrarlı olduğunu gösteriyordu. Bir süredir

çocuğun terlik giymemesini takıntı haline getirmiş ve bu durum anne ile çocuk

arasında bir savaşa dönüşmüştü. Çocuk, annenin kendisine ısrarla yaptırmaya

çalıştığı bir şeye tepki veriyor ve kişiliğine saygı gösterilmesini bekliyordu.

Fakat anne çocuğu anlamaktan uzaktı, zihni kendi çocukluğunda takılıp kalmıştı.

Ben çocukken annem ne söylese yapardım benim çocuğum neden sözümü dinlemiyor

diye düşünüyor ve çocukla olan savaşını sürdürüyordu. Anne için çocuk o terliği

bir giyse hayatındaki bütün sorunlar ortadan kalkmış olacaktı. Anne bir noktada

takılıp kalmıştı ne çocuğun kişilik gelişimini ne de davranış eğitimini dikkate

alıyordu. Her şey bir terlikte düğümleniyordu. Fakat çocuk terliği giymiyor ve

anneye başkaldırıyordu. Anne ise acaba kimi arasam, hangi uzmanla konuşsam da

bu sorunu çözsem diye düşünüyordu. Ve ne yazık ki bu trajikomik olay, köklü bir

kültürden gelen bizim annelerimizin hayatında gerçekleşiyordu. Eskiden

annelerimiz bu tür sorunları kişisel tecrübeleri ile çözüme götürür ve çocuk

üzerinde etkili olurlardı.

Onların çoğu okuma yazma bilmezlerdi ama anneliği en ufak

teferruatlarına kadar bilir ve yaşarlardı. Çocuklarını terbiye ederken sevgi ve

şefkat gibi iki kuvveti kullanır ve bu işi severek yaparlardı. Onlar için

annelik belli formatlara bürünmüş suni bir unvan değildi, bunun bir okulu da

yoktu, annelik hayatın kendisi kadar doğal bir şeydi.Bugün çocuklarla ilgili

sorunların hızla arttığını görmekteyiz. Anne babalar, eğitimci, pedagog, psikolog, psikiyatrist, kişisel

gelişimci ve eğitimcileri dinleyerek çocuklarına faydalı olmaya çalışıyorlar.

Ne var ki, bunca çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo hiç de iç açıcı değil.

Bunun iki nedeni var. 1- Anneler Allah ın kendilerine bahşettiği fıtri potansiyellerini

kullanmayıp bütün çözümü dışarıda arıyorlar. 2- Çocuk eğitiminde İslami eğitim

merkeze alınmıyor, insanlarımız daha çok Batı kaynaklı çalışmalara yönelim

gösteriyorlar. O yüzden iç denetimi sağlamış, iradeli güçlü ve kararlı nesiller

yetişemiyoruz. Dışadönük özgüveni yüksek ve lider özelliği taşıyan fertler

hedeflediklerini ifade eden Batı eğitim sistemi bizim çocuklarımıza bir katkı

sağlayamadığı gibi, zihin bulanıklığına ve kimlik karmaşasına yol açıyorlar.

Oysa bizler çocuklarımızı erdem ve faziletler ekseninde yetiştirebilecek

kaynaklara sahibiz. Fakat bunu bir türlü göremiyoruz.