Kadın önce anadır. Başımızın tacı. Her derdimizin ilacı
Şefkat ve merhametin adı Kadın, anne olmakla şereflerin en yücesine sahip
oldu. O, ana olarak çok güçlüdür. Belki de toplumun en naif, en hassas ve
kırılgan üyesidir kadın. Ama anne, toplumun temeli ve en güçlü direğidir.
Toplum onun sayesinde ayakta durmaktadır. O yetiştirdiği fatihlerin beşiğini
sallamasa, onları zafer türküleriyle büyütmese medeniyetler kurulmazdı. Tüm
medeniyetler ananın beşiğinde doğmaktadır. Anne, cenneti bile ayağının altına
almıştır. Çünkü cennetin bizzat kendisidir. Onun güçlü kalbi insana cenneti
yaşatmaktadır. Ama maalesef analarımız
artık analık vazifesini küçümsemektedirler. Onlar, analığın bir kadına verilmiş
en büyük lütuf olduğunu anlamamakta, bunu bir yük gibi taşımaktadırlar. Onlar
için annelik sadece bir eziyet Çocuğa bak, büyüt Gençliğini böyle birisi için
harca. Yazık değil mi gençliğine Hem çocuk doğurmak da neymiş canım Çocuk
doğurunca güzelliği bozulurmuş Ayrıca daha yaşı genç, şimdi biraz hayatı
yaşamalı, gezip tozmalı Daha sonra çocuk doğurmalıymış
Birçok anne adayının veya evli çiftlerin savunduğu görüş
maalesef bu Hemen çocuk yapmayalım biraz hayatı yaşayalım mantığı Halbuki
çocuk da hayatın bir parçası değil mi Anne veya baba olmadan hayatın hangi
aşaması yaşanılacak Maalesef günümüzde torun sahibi olunması gereken yaşta
insanlar çocuk sahibi oluyor Çocuklar büyürken bizler yaşlanıyoruz. Onlara
hayat yolunda eşlik etmiyoruz. Çocuklar neneleri yaşlarındaki anneleriyle
yaşıyorlar. Çocukları anlayamıyor, onlara yetişemiyoruz
Annelik de artık fabrikasyon olmuş Çocuk doğruyoruz. Ama
onları yetiştirmiyoruz. Onları kreş köşelerine gönderiyoruz. Kendi
yavrularımızın fabrikasyon usulüyle yetişmesini sağlıyoruz. Çocuklarımızı
uğuruna terk ettiğimiz işimizden kazandığımız paranın yarısıyla kreşe
gönderiyoruz. Bu nasıl bir kazançsa
Anneyiz biz Ama çalışıyoruz Dolayısıyla çocuklarımıza
ayıracak fazla vaktimiz yok bizim. Hatta onlara sütümüzü verecek zamanımızda
yok Ama merak etmeyelim. Teknoloji burada da imdadımıza yetişiyor. Çalışan
anneler için süt sağma makinaları yapılıyor. Bu makineler aracılığıyla sütümüzü
sağıyor, biberona dolduruyor bakıcımıza veriyoruz. O, gün boyu bebeğimize bu
sütten veriyor. Hani nerede fatihlerin beşiğini sallayan anne Hani nerede
fetih şuurunu veren anne
Analar analığını yapmadığı zaman, evlatlar evlatlıklarını
yapacak mı Biz çocuklarımıza verecek zamanı bulamıyor, onları kreşlere
gönderiyoruz. Acaba biz yaşlandığımızda onların bizlere ayıracak vakti olacak
mı .. Maalesef hayır. Onların intikamı daha da korkunç olacaktır. Onlar da
bizleri huzur evlerine teslim edeceklerdir. Çünkü onların da yetiştirmeleri
gereken sürüyle işleri vardır ve zaman da maalesef çok az. Ayakları altında
bakacakları başka insan istemiyorlar. Çünkü biz ana olarak görevimizi yapmadık.
Çünkü biz ana olarak paylaşmayı ve fedakârlığı öğretmedik. Çünkü biz ana olarak
sıcak aile denilen ortamı onlara yaşatmadık. Haliyle ne ekersen onu biçersin.
Ben senin için gecemi gündüzüme kattım. Gençliğimi
harcadım. Çalıştım dememiz beyhude. Hayır, biz onlar için çalışmadık. Biz
kendimiz için çalıştık
Günümüz kadınları anneliği hor görmektedir. Hatta günümüz
kadınları kadınlığı bile hor görmektedir. Onlar bile kadın olmaktan
utanmaktadırlar. Kadınlarımız maalesef erkeksileşmişlerdir. Erkek rolüne talip
olmuşlardır. Erkekler gibi yaşamaya çalışmakta, erkekler gibi iş hayatının
peşinden koşmaktadırlar. Haliyle erkekler doğurmadığından onlar da doğurmak
istememekte yahut bunu ertelemekte veya bir çocukla iktifa etmektedirler. Bu
çocuğa bile bakmaktan aciz kalmakta, bakıcılara veya kreş köşelerine emanet
etmektedirler.
Kadınlarımız, analarımız kapitalist sisteminin kurbanı
olduklarını maalesef görememektedirler. Kapitalist sistemin sürüklediği tüketim
canavarlığının esiri olmaktadırlar. Ama kapitalist sistem merhametlidir.
Çocuklara bakmayı üzerine almaktadır. Çünkü o burada bile bir para kokusunu
almaktadır. Kreşlerde ana kucağına hasret yavrular bir yanları yaralı
büyümektedir
Bir yanları yaralı olan aslında bu yavrular değil
toplumdur. Kadınlarımızdır. Kadınlarımızı iyi yetiştirdiğimizde aslında toplumu
kurtarıyoruz. Çünkü fatihleri de yetiştiren kadındır
Kadınlarımız, öncelikle anne olmaları gerektiğini
bilmelidirler. Anneliğin en kutsal meslek olduğunu idrak etmelidirler. Cennetin
tapusu onların elinde ama hangi annelerin Çocuklarını cehenneme bir odun
olarak hazırlayan annelerin mi Acaba bu hadisten kast edilen, sadece annelerin
evlatları üzerindeki hakları mı Yoksa annelere verilen sorumluluk mu Annelik
vazifesini doğru yapmadığımızda çocuklarımızın cennetlik olmayacağını da mı
vurgulamaktadır Çünkü ilk eğitim anne tarafından verilmektedir. Anne,
beşiğinde geleceği sallamaktadır. Bu geleceğin sağlıklı ve huzurlu olması
annenin sağlıklı ve huzurlu olmasıyla orantılıdır.
Maalesef annelerimiz mutlu değildir. Onlar, annelik
rolünü sindirememektedirler. Onların gözleri dışarıdadır. Onlar, erkeklere
özenmektedirler. Onlar için iş ve kariyer öncelikli sorun haline gelmiştir.
Peygamber cennet annelerin ayakları altındadır derken belki de annelerin
çocuk eğitimindeki rolüne de dikkat çekmek istemiştir. Çocuklarının salih veya
cani olmasının annenin elinde olduğunu, bu nedenle cennetlik veya cehennemlik
olmasına da annelerin bu tavrının sebebiyet verdiğine dikkat çekmektedir.
Burada anneye verilen sorumluluk ortaya çıkmaktadır.
Kadınlarımıza anneliği tekrar hatırlatmalıyız. Anneliğin
ulvi ve kutsal yönüne tekrar dikkat çekmeliyiz. Anneliğin bir kadın için paha
biçilmez bir nimet olduğunu anlatmalıyız. Anneliği otuzlu yaşlara erteleyerek
çocuklarımızla ilgilenme sürecini azaltmamalıyız. Yaşlandığımızda
torunlarımızla birlikte olmanın yolu erken anne olmaktadır. Gelecekte huzurlu
yaşamak için (huzur evlerinde değil, sıcak aile yuvasında) çocuklarımıza zaman
ayırmalıyız.
Unutmayalım ki o çocuklarımız sürekli büyüyorlar. Onların
çocukluk günlerini bir daha göremeyeceğiz. Kucağımıza alıp seveceğimiz günler
sayılı Bu sayılı kısa günlerde onları bol bol kucağımıza almalı, bol bol
koklamalı ve bol bol sevmeliyiz. Sevgimizi onlardan esirgememeli, göstermeli ve
sevme konusunda cimri davranmamalıyız. Aslında bizim sevgimiz onları
büyütmektedir
Analarımız, mukaddes varlıklarımız Sizler, tekrar ulvi
görevinize ne zaman döneceksiniz. Ne zaman iş hayatından kopup yarınları
dokuyacaksınız Cenneti bile ayaklarınızın altına almışken, süfli şeylerin
peşinden koşmayı ne zaman bırakacaksınız
Anne olduğunuz bilincine varınız. Anneliğin nasıl ulvi
bir görev olduğunu anlayınız. Anneliğin büyük bir nimet ve güç olduğunu
görünüz. Kadını güçlü kılan en büyük silahın annelik olduğunu hissediniz.
Bugün kutladığımız anneler günü annesini kaybeden Ana
Jarvis adına ilan edilmiştir. Günümüzdeki çocuklarda modernizmin
karanlıklarında kaybettikleri annelerini aramalıdırlar. Onları bulmalı,
kapitalizmin dişleri arasında çıkarmalıdırlar. Onlara bir kucak dolusu sevgi ve
yüreklerindeki merhameti sunmalıdırlar.
Yoksa bugünü de tüketim çılgınlığına kurban verip
annelerine hediye alma yarışına girmemelidirler. Kapitalizmin değirmeninin un
taşımak yerine kalplerini sunmalıdırlar ki onların yürekleri yumuşasın.
Yüreklerinde merhamet adlı bir çınar büyüsün. Anneliği hatırlasınlar
Anneler, lütfen evinize, çocuklarınıza dönün Anneler
günü senenin bir günü değil her günüdür. Her gün o görevin şuurunda olmalısın.