Anneler günü... (3)

Abone Ol

1- "De ki, ALLAH a itaat edin, Resulü ne de itaat edin." (Nûr süresi:54) Yani Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz e itaat etmeden, O nun emirlerini tutup yasaklarından kaçmadan, ALLAH Teâlâ ya itaat kabul değildir.

- "(Ey insan! Önce) bana, sonra da anne-babana şükret (Lokman sûresi: 14) (teşekkür et, onların hakkını gözet, itaat ve iyilikte bulun, dua et)." Bu sebeble, ana babasına teşekkür etmeyen, ALLAH Teâlâ ya şükretmiş sayılmaz. ALLAH hakkından sonra ana-baba hakkı gelir.

3- "Namazı hakkıyla kılın, zekâtı da verin." (Bakara süresi:23) Yani zekât vermeyenin namazı, tam makbul olmaz.

Böyle olunca, anneye itaat, babaya itaat ALLAH a itaat olarak değerlendirilmiştir. Niye anne-babaya itaat ediyoruz Rabbimiz emrettiğinden dolayı. Öyleyse anne ve babamıza itaatimiz ile ALLAH ın bir emri yerine gelmiş oluyor.

Fıkıh Usulü ilminde şu kaide tesbit edilmiştir: Bir şeye emir, zıddının haram kılınmasını gerektirir. O halde "ana-babanıza iyilik edin" emri, "onları asla incitmeyiniz" yasağını da gerekli kılar. Yani ana-babayı incitmek o kadar haramdır ki, akıl ve hayale getirilecek şey değildir. Onlar hakkında ancak ihsan vazifesi düşünülmelidir ve ancak o yapılmalıdır. Bundan dolayı Cenâb-ı Hak:

"Rabbin, sadece Kendisine ibadet, kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi de senin yanında yaşlanırsa, sakın kendilerine "üf" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de Sen onlara (öyle) merhamet et" diyerek dua et. (İsra süresi:23-24)

"Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu (hamileliğin getirdiği) nice sıkıntılara, güçlüklere katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce Bana, sonra da ana-babana şükret (teşekkür et) diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak Banadır" (Lokman sûresi: 14) buyurmuştur.

  Bakın! İlk ayet-i kerime ne güzel beyan etmiş. "Üf bile demeyin". Değil öyle emrine karşı gelmek, söylediklerini yapmamak, üzmek; gönlünü kıracak şekilde üff bile demeyin. Bir kış gününde aynanın karşısına geçerek bir üff deyin bakayım. Aynanın yüzünde buhar meydana gelir. Kendinizi göremezsiniz. Yani anne-babanın gönülleri aynadan daha hassastır. Bu sebeble anne-babalarına üf diyenlerin, anne-babalarının gönül aynaları buharlanır da ALLAH ın rahmetini göremezler.

  Şair "gönül bir aynadır, toz istemez" demiş. Anne-babaların gönlü, diğer insanların gönlü gibi de değildir. Onların gönülleri daha hassas olur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurdu:

"ALLAH Teâlâ ya ibadet edin. O na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve ellerinizin sahib olduğu köle, cariye, hizmetçi ve işçi gibi kimselere iyilik edin. Bunları yaparken mütevazı olun, güzel sözlü davranın. Çünkü muhakkak ALLAH Teâlâ, kendini beğenen ve daima böbürlenen, övünen kimseyi sevmez." (Nisa sûresi:36)