Anlaşmanın yolu konuşmaktan geçer!

Abone Ol


Farklı düşünce yapısı içindeki insanların birbirleri ile anlaşmalarının yolu konuşmaktan geçer!
Eğer insanlar konuşmak yerine kavga etmeyi tercih ederlerse aralarında anlaşma sağlamak mümkün olmaz.
Farklı düşünce yapısı içindeki insanların birbirleri ile zaman zaman anlaşmazlığa düşmeleri kaçınılmazdır.
Ama her anlaşmazlığın çözümü için bir masa etrafında oturup konuşabilmek gerekir.
Bir masa etrafında oturup konuşmak karşı fikre teslim olmak ya da onlar ne derse aynen kabul etmek anlamına gelmez!
Herkes fikrini dile getirir ve etrafında birleşilebilecek asgari müşterekler aranır.
Evet, farklı düşüncede olunabilir ama farklı düşüncelerin de ortak sahiplenecekleri değerler mutlaka bulunur.
Farklı düşünce sahiplerinin konuşmaya yanaşmaması sorunları çözmez aksine kördüğüm haline getirir.
Burada önemli olan “üzüm mü yenilecek” yoksa “bağcı mı dövülecek” ona karar vermektir.
Maksat üzüm yemekse taraflardan hiçbirinin “ben kimse ile konuşmam” deme lüksü olamaz.
Bir masanın etrafına oturularak asgari müştereklerin tespit edilmesi kaçınılmazdır.
Yok maksat bu değil de bağcıyı dövmekse o zaman kavgayı sürdürmekten başka yol kalmamış demektir.
Kavgayı sürdürmekse doğal olarak kutuplaşmayı ve kamplaşmayı beraberinde getirecektir.
Aynı ülkenin insanları bazı konularda farklı düşünceler taşıdıkları için birbirleri ile kucaklaşamayacak ve sürekli kavgaya devam edeceklerdir.
Millî Görüş kadroları merhum Erbakan Hoca’mızdan öğrendiği üzere kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı söylemlerden ziyade kucaklayıcı söylemleri tercih ederler.
Farklı düşünce sahipleri ile bir masa etrafına oturup onlarla konuşmakta herhangi bir sakınca görmezler. Çünkü hem kendilerinden hem de savunageldikleri düşüncelerin doğruluğundan şüpheleri yoktur.
Çoğunlukla da içinde bulundukları topluluklarda öncü rol oynarlar! Kucaklayıcı ve birleştirici söylemleri ile güzel bir örnek teşkil ederler.