ARAPLAR için söylenen, “Anlaştıkları tek konu anlaşmamak” nitelendirmesi ne kadar doğrudur bilemem ama bu nitelendirmenin bazı Arap gazeteciler tarafından da dillendirildiğine şahit olduğum düşünülürse doğrulunu kabul etmem yanlış olmaz. Konumuz elbette Arapların durumu değil. Seçimlerin üzerinden bir aydan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen Meclis’te temsil edilen partiler arasında hiçbir konuda bir ortak görüş ortaya çıkmamış olması insanı düşündürüyor. Böyle olunca da sanki tüm partiler ülkemiz için koalisyonların yanlış olduğu düşüncesini ispat etmeye çalışıyorlar görüntüsü ortaya çıkıyor. Elbette tek partinin çoğunluğu sağladığı bir parlamentoda Meclis Başkanı’nın seçilmesi, Meclis Başkanlık Divanı’nın teşkili ve hükümetin kurulması kolaydır. Ancak, seçmen iradesi tek parti iktidarını değil de bir koalisyon oluşturulmasını istemiş, yani tek partinin çoğunluğuna imkân vermemiş ise bununda böylesine tartışmalara ve patilerin birbirlerini suçlamasına meydan vermeden çözülmesi gerekir.
Bunun sağlanmasının iki yolu vardır; birincisi yasalar, ikincisi ise teamüllerdir. Belli ki, bu hususlarda yasalarda açık var ve partiler bu açıklardan yararlanarak her meseleyi kendi çıkarlarına kullanmak istiyorlar. Diyelim ki yasalarda yoruma açık bazı hususlar var. O zaman meselelerin çözümü için teamüllere başvurulması gerekir. Ne var ki teamüller konusunda da ortak bir görüş oluşmamış durumda. Böyle olunca partiler birbirlerine karşı bir takım taktikler uyguluyorlar. Bu ise güvensizliği gündeme getiriyor. Hâlbuki gerek toplum gerek siyasiler açsından güven ilk şarttır. Güvenin olduğu yerde birlik ve beraberlik oluşur, bu da ilişkileri kolaylaştırır. Bu durumda en sağlıklı yol Meclis ve hükümet çalışmalarında uyulması gereken anayasa ve yasalardır. Buna kimsenin itirazı olmaması, yetkililerinde yasaların dışına çıkarak yetki kullanmaya kalkışmamasıdır.
Partilerin muhtemel gelişmelere göre bir takım stratejiler uygulamasının yadırganacak yanı yoktur. Ancak, istedikleri sonuç çıkmadığında birbirlerine yönelik ağır eleştiriler sergilemesi ilişkileri daha da gerginleştiriyor, ilişkilerde güvensizlik hâkim oluyor. Söz gelimi Deniz Baykal ile MHP’li Halaçoğlu arasındaki atışma bunun bir örneğidir. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun kendi adaylarının Meclis Başkanı seçilmemesinin ardından, “Blok çöktü” açıklaması diğer iki parti ile aralarında bir anlaşma varmış görüntüsü sergilemesi giderek Meclis Başkanlık Divanı seçimine geldi dayandı. Kolay uzlaşılabilinecek bir konuda uzlaşma olmadı. Bu bakımdan uzlaşmamak için çaba sarf etmek yerine en kolaylı olan uzlaşma yönünde adımlar atılabilse şimdiye kadar hükümet kurma turlarında ilerleme sağlanmış olurdu.
Bir erken seçimi çıkarlarına uygun gören partiler olabilir. Ancak, unutulmaması gereken seçmen 7 Haziran’da sandık başına bir süre sonra yeniden önüne seçim sandığı konulsun diye gitmemiştir. Seçmenin iradesine başvurulmuş, o da tercihini kullanmıştır. Siyasilere düşen ise bu iradenin hayata geçirilmesi için ellerinden geleni yapmamaları, bu olmaz ise anayasa ve yasalara uyularak adı ister erken ister tekrar seçim olsun seçmen iradesine başvurmaktır. Ama partiler açısından hükümeti kurmamak için elden gelen yapılırken, kuruyormuş gibi hareket etmek kanaatimce seçmen iradesine saygısızlıktır.