Empati, karşımızdaki kişiyi, akıl vermeden dinlemek ve
anlamaya çalışmaktır. Anlaşılma isteği, tıpkı sevgi ve değerlilik gereksinimi
gibi temel bir ihtiyaçtır.
Bir arkadaşım; birine derdimi anlattığımda rahatlıyorsam
bu kişinin empati yeteneğinin gelişmiş olduğuna inanıyorum, onun karşısında
kendimi zayıf ve yetersiz hissediyorsam empati yönünün gelişmediğini
düşünüyorum demişti. Anlaşıldığını hisseden insan kendini iyi hisseder ve
karşısındaki kişiye güvenir.
Empati kavramı günümüzde çok sık dillendiriliyor. Fakat
sadece kişinin duygularını anlamaya yönelik olduğundan zayıf kalıyor.
Zira Hz Peygamber yaşantısı ile bizlere empatinin nasıl
olması gerektiğini göstermiştir.
Resulullah insanları önce dinler, anlamaya çalışır sonra
ihtiyacını giderirdi. Onun dünyasında empatinin bir ayağı daima yardım ve
destek çalışmalarında olurdu. Yani bir kişiyi dinleyip anlamamız yeterli
değildir aynı zamanda onun ihtiyacını gidermemiz ve destek vermemiz gerekiyor.
İnsani ilişkilerimizde sıklıkla yaptığımız hatalardan
biri de, karşımızdaki kişiyi dinlerken sürekli akıl vermek ve kendi
hayatımızdan örnekler getirerek ben daha iyi bilirim havasına girmektir.
Bunun, derdini bizimle paylayan ve destek bekleyen kişiye
hiçbir faydası yoktur. Zira verdiğimiz nasihatleri fazlasıyla bilmektedir. O
sadece anlaşılmak istemektedir.
Şunu unutmayalım, bir kişi bir sıkıntısından
bahsediyorsa, o şey o kişi için sorundur. Bu bize göre çok küçük bir mesele
olabilir ve böyle durumlarda belki de bizim dayanma kuvvetimiz daha yüksektir.
Fakat karşımızdaki kişi için artık o bir sorun olmuş, o
yüzden onu dinlerken olaya onun penceresinden bakmak zorundayız.
Empati yeteneği her insanda fıtri olarak mevcuttur. Bu
insanın karşısındakinin durumunu anlaması ve destek vermesi için Allah ın
bahşettiği yüksek bir istidattır.
Bizler bu istidadı geliştirmeli ve insani ilişkilerimize
taşımalıyız.