Daha önce de yazmıştım, psikolojide ‘kötü haber almanın beş aşaması‘ veya ‘yas tutmanın beş aşaması‘ diye bir şey var. İlk aşama inkâr. İkinci aşama öfke.
Üçüncü aşama depresyon. Dördüncü aşama pazarlık. Ve son aşama kabullenme... Oysa birisi söylemeli: Bu gelip geçici bir kriz değil, 2001‘deki gibi bir seferliğine bedel ödeyip kurtulmak söz konusu olmayacak, bedeli önümüzdeki onyıllar boyunca ödeyeceğiz ve çocuklarımız dahil hepimizin ödeyeceği bedelin miktarına da büyük ölçüde bugünkü davranışlarımızla karar vereceğiz. Hiçbir şey yapmamak ve olup biteni seyretmek bir seçenek değil, olamaz da.
‘Kriz biter ve biz eski düzenimize döneriz‘ diye bir şey yok; eski düzen bir daha geri gelmemek üzere sona erdi. Buradan yepyeni bir dünyaya geçeceğiz. Daha dün bir davet aldım, İngiliz hükümetinden. Kraliçenin hükümeti, 2 Nisan‘da yapılacak ve Türkiye‘nin da katılacağı G-20 zirvesi öncesi dünya çapında krize karşı fikir arayışında, Türkiye‘de bize bile soruyorlar. Oysa bizim hükümetimizin aynı soruyu kendi bürokratına bile sorduğu şüpheli.
Ekonomik kriz sebebiyle yeni bir dünya kuruluyor, onun temelleri her geçen gün atılıyor ve biz Türkiye‘de olup biteni seyrediyoruz. Bir yerel seçim, kuşkusuz önemlidir ama bu kadar da değil!