Anayasada değişiklik ve mevcut Anayasa

Abone Ol

Birinci derecede değişiklik.

Bir eviniz vardır, bir yeri ihtiyacınızı karşılamıyor. Mesela, bir lamba veya priz ilave etmek istiyorsunuz; yahut ahşap kapısını demir kapı yapmak istiyorsunuz. Bu değişiklik yapının diğer taraflarına etki etmiyor, değişiklik sadece yerle iktifa ediyorsa, bu birinci derecede değişikliktir. Anayasada, güvenoyu için oylamaya katılanların beşte üçü evet oyu vermesi gerekir derseniz, bu birinci derecede bir değişikliktir. Cumhurbaşkanı seçmek için salt çoğunluğun iştiraki gerekir derseniz, bu da birinci derecede değişikliktir.

İkinci derecede değişiklik.

Evinizin bir yerine yeni bir kapı açacaksınız, duvar ilave edeceksiniz, bir yere yeni çeşme takacaksınız. Bunlar tüm evin yapısına, hattâ tüm binaya etki edebilir. Yeniden plan üzerinde değişiklik yapıp hesaplamalar yapmak gerekir. Yoksa bina yıkılır. Anayasada temel maddelerden birini kaldıramazsınız, değiştirmezsiniz. O zaman birçok devlet kurumları rahatsız olur, patlama olur. Mesela, Genel Kurmay Başkanlığı nı Milli Savunma Bakanlığı na bağlayamazsınız. Çünkü o zaman siz silahlı kuvvetlerin statüsünü üçüncü, dördüncü dereceye atmış olursunuz. Onun yerini dolduran kurum onun yapacağı güce sahip değildir, ülkeyi koruyamaz.

Üçüncü derecede değişiklik.

Bina eskimiştir, artık tamirle onu yaşatamazsınız. Onu yıkarsınız ve eski projeye göre yenisini yaparsınız. Eski projeye göre yaparsınız, çünkü evinizden son derece memnunsunuz. Mobilyanızda da ona göre değişiklik yaparsanız, onları da yenilemeniz gerekir. Anayasanın ifadeleri eskimiş, bazı yerleri yanlış anlaşılmış olabilir. Dolayısıyla yeniden yazıp ortaya yeni anayasa koyarsınız. Bu öyle bir değişikliktir ki, kanunların değişmesine gerek olmayan tüm kurum ve müesseseler aynı kalır, sadece anayasanın ifadeleri yenilenmiş olur. Ufak tefek değişiklikler de yapılabilir.

Dördüncü derecede değişiklik. Bina yalnız yapısı ile eskimemiş, kullanılış bakımından da eskimiştir. Geçmişte o eski inşaat yapıldığı zaman televizyon yoktu, buzdolabı yoktu, çamaşır makinesi yoktu, bulaşık makinesi yoktu, doğalgaz yoktu. O zaman üç kişi idiniz, şimdi altı kişi oldunuz. Artık yeni ihtiyaçları karşılayacak yeni ev projesi yapılacak ve yeni bina öyle inşa edilecektir. Anayasa da böyledir.

Mevcut Anayasa;

 Askeri müdahaleler sonunda hazırlanmış, bir an önce sivil yönetime geçilsin diye acele edilmiştir. Halk o zaman zorunlu olarak onayladı. Şimdi vaktimiz var, enine boyuna düşünerek yenisini yapmalıyız.

 Mevcut Anayasa Batı modeli bir anayasadır, sömüren ülkelerin sömürmesini kolaylaştıran bir anayasadır. Türkiye ise sömürülen borçlu ülkedir. O anayasa bizi bir yere götürmez, götüremez. Bizi sömürüden kurtaracak ve borçsuz ülke hâline getirecek bir anayasa hazırlamamız gerekir. Bunun için de bir hayli düşünmemiz, araştırmamız ve tartışmamız gerekmektedir. Bizi muasır medeniyetin fevkine çıkaracak bir anayasaya ihtiyacımız vardır.

 Bugün Batı dünyasında ve İslâm âleminde mevcut tüm mevzuat "tarım dönemi"ne ait mevzuattır, on bin senelik ömrünü tamamlamıştır. İnsanlık "sanayi dönemi"ne geçmiştir. Artık o dönemin hukuki yapısı yeterli değildir. Roma da ve İslâm da olduğu gibi hukuku sıfırlayıp yeni varsayımlarla hukuku yeniden inşa etmek zorundayız. Bunun için Roma ve İslâm hukuk misyonundan yaralanacağız ama biz "sanayi döneminin yeni hukuku"nu oluşturmak zorundayız.

 Türkiye de Anayasa değişikliği ihtiyacı, Türkiye nin karşılaştığı temel sorunların mevcut Anayasa ile çözülememesinden doğmaktadır.

Gelecek yazıda; bu temel sorunlar, AKP nin neler yapmak istediği, nelerin olabileceği ve bir çözüm önerimiz üzerinde duralın, inşaallah