“Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.” (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası; madde 67)
* “Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, madde 137)
* “Seçime katılan siyasi partiler ve adaylar, seçimin başlangıç tarihinden seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, kendilerini tanıtıcı nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster, afiş veya ses ve görüntü içeren CD, DVD gibi her türlü yayını dağıtmakta serbesttir.” (Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, madde 57)
Bu hükümleri neden yazdım?
Geçtiğimiz günlerde, Saadet Partisi Küçükçekmece Belediye Başkan adayı, Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ın afiş ve pankartları asıldıkları yerlerden toplatıldı.
Önceki seçimlerde de benzer fotoğraflar yaşandı.
Oysa bir büyükşehirde, bir ilde, bir ilçede, bir beldede aday olan belediye başkan adayı; hatta bir mahallede seçime giren muhtar adayının belli hedefleri var. O hedeflerini gerçekleştirmek için halktan onay istiyor, oy talep ediyor.
Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Mustafa Kurdaş da bir iddia ile geliyor;
* Mustafa Kurdaş diyor ki, “Küçükçekmece’nin sorunlarını ben çözeceğim.”
* Mustafa Kurdaş diyor ki, “Sevginin dilinden vazgeçmeyeceğiz, kutuplaştırmayacağız, ayrıştırmayacağız, herkesi kucaklayacağız.”
* Mustafa Kurdaş diyor ki, “Halkımızla iletişim kurmak istiyoruz, kavga-dövüş, kısır çekişme değil!”
* Mustafa Kurdaş diyor ki, “Küçükçekmece’de ilkeli, temiz, nezaketli ve naif bir seçim kampanyası planlıyoruz.”
Peki, ama Anayasa’nın, kanunların verdiği fırsat eşitliği uygulanmazsa Mustafa Kurdaş nasıl propaganda yapacak?
Yasalar çerçevesinde tüm siyasi partilere tanınması gereken propaganda imkânı Saadet Partisi’ne tanınmazsa bunun adı demokrasi olur mu?
Bu imkânı bir siyasi partiye tanıyıp bir başka siyasi partiye yasaklamak doğru olur mu?
Kanunsuz emirleri yerine getirmek de anayasal bir suç ayrıca…
Takdirlerinize sunuyorum…
HERKESE EŞİT UYGULANMASI GEREKMEZ Mİ?
Seçimlerde propaganda faaliyetleri nerede yasak nerede serbest, peki?
Seçimlerin Temel Hükümleri Yasası’na göre, seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar siyasi partiler, bağımsız adaylar, herhangi bir kurum veya kuruluş ya da vatandaşlar tarafından, belirtilen yerler dışında, siyasi ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya parti bayrağı gibi malzemelerin asılması, yapıştırılması veya teşhiri yasak.
Aksi halde, bu ilan ve reklamlar kaldırılıp masrafları da ilgilisinden tahsil ediliyor.
Buraya kadar tamam!
Ama mesele şurada; hüküm tüm siyasi partilere eşit uygulanıyor mu, uygulanmıyor mu?
Bir partinin afişi, pankartı bulunduğu yerden toplatılırken bir başka partinin afişi pankartına dokunulmuyorsa, dokunulamıyorsa orada sorun var demektir.
Siyasi partiler ve adaylar, seçim propaganda süresinin sona erdiği tarihe kadar parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri malzemeleri seçim bürolarına asabilir veya yapıştırabiliyorlar.
Miting alanına da, çevresindeki güzergâhlara da seçim malzemesi asabiliyorlar.
Ama mesele şurada; bir konuda bir kanun, yönetmelik, düzenleme varsa bu herkesi kapsamalı. Bana yasak ama sana serbest! Bu olmaz!
Bir siyasi parti adayına afiş, pankart asmak yasak, ama aynı mahalde, aynı yerde diğer bir siyasi partiye ya da adayına serbest!
Siz söyleyin; bu adalete, hakkaniyete sığar mı?
SARIGÜL NE YAPAR?
Mustafa Sarıgül…
Bekledi, bekledi sonunda DSP’den Şişli Belediye Başkan adayı olmaya karar verdi.
CHP, karşısına Muammer Keskin’i çıkardı. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün, “Beni aday yapmayacaksanız onu aday yapın!” dediği Muammer Keskin’i.
Saadet Partisi’nden Muharrem Çam, AK Parti’den Nihal Yıldırım yarışacaklar Şişli’de, mahalli yönetim için.
Şişli, bu seçimlerin neredeyse sembolü haline getirilmek isteniyor.
Bakalım neler yaşanacak?
MİLLÎ GAZETE BİR ‘PUSULA’DIR
Millî Gazetemizin Şanlıurfa ilk temsilcisi olarak gazetemin 47. yılını kutluyorum.
Geçmişte kısa bir müddet Millî Gazete almadım. Erbakan Hocamız rüyama girdi. Gazete alıp almadığımı sordu. “Yok”, dedim. Beni azarladı. Hemen aboneliğimi yeniledim.
Millî Gazete pusuladır; okuyan yolunu bilir, doğru yolunu bulur. Millî Gazete’ye verilen para, sadaka hanesine yazılır. Millî Gazete’nin tiryakisi olmak ne güzel!
Not: Bir insan bir günde üç beş kitap okuyamaz; bir Millî Gazete’de üç beş kitabın özeti vardır. (MAHMUT APAYDIN)