Yeni sivil bir anayasa hazırlanması yolunda sürdürülen
çalışmalar gelinen noktada fiyasko ile sonuçlanmış durumda. Bir bakıma baştan
belli bir sonucu test etmek için bir yıllık süre harcandı. Anayasa Uzlaşma
Komisyonu na yeni bir süre verilip verilmeyeceği Cuma günü netleşecek ama bir
değil birkaç kez daha süre verilse uzlaşma ile yeni anayasa hazırlamanın mümkün
olmayacağını bilmem kaçıncı defa tekrarlamak istiyorum. Bunu söylerken uzlaşma
olmasın, yeni sivil bir anayasa hazırlanmasın demek istemediğimi bir takım
çarpıtmalara karşı belirtmek istiyorum. Yeni bir sivil anayasanın hazırlanması
ülkemiz bakımından şart. Bunun çeşitli sebeplerinin başında özellikle söylenen
ile uygulamanın örtüşmesini sağlamak geliyor. Bu ülkede gerek tek partili gerek
çok partili dönem boyunca dilden düşürülmeyen demokrasi ve insan hakları gibi
kavramların gerçek anlamda hayata geçirilmesi ve bunun kalıcı olabilmesi için
yeni bir sivil anayasaya ihtiyaç var. Bir taraftan siyasi partilerin
demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğu söylendi ama öbür tarafta bir takım çevreler
partilere savaş açtı. Partiler kapatıldı, siyasi yasaklar getirildi.
Demokrasiye darbeler yoluyla ayar yapılmaya kalkışıldı. Tüm bu gelişmeler
karşısında toplumda birlik oluşturulamadı. Hatta varlıklarını demokrasiye
borçlu olan bazı siyasi partiler darbecilerin yanında yer aldılar; darbelerin
sivil uzantısı görevi yaptılar. Bu bakımdan yeni, özgürlükçü, sivil bir
anayasaya ihtiyaç var.
Ne var ki, özgürlükçü bir anayasa yapılması hususunda tüm
partilerin mutabakatının aranması işin özüne uygun değildi. Yani, mümkün
olmayacağı baştan belli bir çabanın içine girildi. Topluma da tüm partilerin
uzlaşması ile özgürlükçü bir anayasa hazırlanabileceği umudu pompalandı.
Uzlaşma ile yeni bir anayasa hazırlanamayacağını
partilerin geçmişteki duruşlarına bakarak ileri sürmüştük. Hatta bir yazımızda,
Meclis teki 4 partinin uzlaşması ile yeni bir anayasa yapılmasını istemek,
mevcut anayasa ile yola devam etmek niyetinin farklı bir şekilde dile
getirilmesidir dedik. Aylar öncesinde bu düşüncelerimizi okuyucularımızla
paylaşırken yanılmış olmayı, gerçekten uzlaşma ile yeni bir anayasa
yapılmasından mutlu olacağımızı da ifade ettik.
Partiler arası Anayasa Uzlaşma Komisyonu geçen sene 1
Mayıs ta çalışmaya başlayıp, 31 Aralık 2012 tarihini hedef olarak belirlemişti.
Belirlenen tarih geldiğinde yeni anayasa konusunda ciddi bir yol alınamadığı
için komisyona 3 aylık yeni bir süre daha verilmişti. Bu süre de sona erdiğinde
Meclis Başkanı Sayın Çiçek 30 madde üzerinde mutabakat sağlanabildiğini
açıklıyordu. Yeni bir süre verilmesinin de işe yaramayacağı düşüncesindeydi.
Hâlbuki işin başında Sayın Çiçek yeni bir anayasa hazırlamanın heyecanını
yaşıyordu. Bu heyecan topluma da yansıtılmıştı. Sonuçta sıfıra sıfır elde var
sıfır noktasındayız. Gerçi 30 madde üzerinde uzlaşma sağlanmış ama yeni anayasa
için 30 madde yeterli değil.
İşte bu noktada toplumun kandırılmış olduğu düşüncesi
akla geliyor. Sanki Meclis te grubu bulunan partiler, Yeni bir anayasa
yapılması için elimizden geleni yaptık ama rakiplerimiz engelledi diyebilmek için
uzunca bir süre boşa harcanmış oldu. Çünkü TBMM Başkanı Sayın Çiçek 1 Ocak 31
Mart arasında 45 toplantı yapıldığını, bu süre içinde 72 maddenin müzakere
edildiğini, bunların içinden sadece 4 ünde uzlaşma sağlanabildiğini belirtiyor.
Bu da gösteriyor ki, bu tempo ile komisyona ne kadar süre verirseniz verin tam
bir uzlaşma mümkün olmayacak. Ve yeni anayasa taslağı iktidar partisi
tarafından Meclis e sevk edilecek. Orada ikili, belki üçlü uzlaşma aranacak. Bu
da gösteriyor ki, demokrasi ve insan hakları şarkısı söylemek ile bu haklara
sahip çıkmak çok farklı anlamlar taşıyor.