Anayasa “millet için” yapılır

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

ÇEYREK asırlık AKP iktidarları döneminde “yeni anayasa” yapma konusu hiç gündemden düşmedi. İktidar defalarca söz vermesine rağmen “bir türlü” yeni anayasa yapamadı. Çok kere “millet için” yapılması gereken yeni anayasa konusu “siyasi çıkarlara malzeme” yapılmaya çalışıldı. Yine ufukta “seçim” görünüyor. AKP’ye, yine “yeni anayasa” yapma telâşı sardı. Siz çeyrek asırdır neredeydiniz, demezler mi adama?

AKP, Türkiye’yi “parti devleti” şeklinde yönetiyor. Bu yüzden muhalefet partilerini “düşman” gibi görüyor. Muhalefetsiz bir iktidar istiyor. Muhalefeti etkisiz hale getirmek için elinden geleni yapıyor. Şimdiye kadar siyasi tarihimizde görmediğimiz “mutlak butlan” kararının ciddi bir araştırmaya tabi tutulması gerekiyor. Çok kere mevcut anayasayı bile dikkate almayanların yapacağı yeni anayasa, “ihtiyaca ne kadar cevap verebilir” dersiniz?

İktidar; bir şey yapıyormuş gibi görünüyor; fakat ortada bir şey yok. Tekebbürü bir tarafa bırakıp önce şunu bilmelisiniz: Milletin “anayasası” olur; partinin ise “tüzüğü.” Öyleyse anayasayı milletle birlikte yapacaksınız! “Katılımcılık” şart. İstisnasız bütün siyasi partileri dikkate almak zorundasınız! Uzmanları, halkı, görüş sahiplerini de.

Kişinin kendi konumunu korumak için anayasa yapılmaz. Çeyrek asırdır gördük ki, iktidar bu konuda samimi değil. Her şeyi çıkarlarını koruma hırsıyla yapıyorlar. Darbe anayasasından bir an önce kurtulmak zorunluluğu olduğu halde, bu konuda samimi olmayan iktidara, “Ne olur, yeni anayasa yapmayın” diyorum. Anayasa “millet ile” birlikte yapılmalıdır.

MÜZAKERE EDİLMELİ

AKP, yeni anayasa ihtiyacını, darbe anayasasından kurtulmayı sıkça seslendiriyor. Referandumla halkın onayına sunulacağını anlatıyor. Bunlar güzel! Fakat biz, çeyrek asırdır millî meselelerin bile muhalefet partileriyle de müzakere edildiğini görmedik. 15 Temmuz, depremler, orman yangınları, sel felâketleri, dış politikadaki önemli meselelerde bile cumhurbaşkanı siyasi partileri bir araya getirmedi. TV’lerde karşılıklı tartışılmadı. Bu yöntemle millî irade sandığa âdil yansır mı?

Yeni anayasa tartışmaları TBMM’ye de yansıdı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM Grup Toplantısı’nda, iktidarın yeni anayasa üzerinden yapmaya çalıştığı hesaplara dikkat çekti. “İktidarın, yeni anayasa hazırlığı üzerinden yeni bir siyasi hat kurmaya çalıştığını” söyleyerek şu açıklamaları yaptı:

“Anayasa, yeni dönemin siyasi kapısı yapılmak isteniyor. Bu kapının nereye açıldığını görmek zorundayız. Hukuka, adalete, özgürlüğe, Meclis’in itibarına, milletin birliğine ve devletin ahlâkına açılıyorsa, en yapıcı tavrı gösteririz. Daha merkeziyetçi yönetim, bağımlı yargı, denetimsiz yürütme, etkisiz Meclis amaçlanıyorsa, biz buna millet adına itiraz ederiz.” (10 Haziran 2026)

Türkiye’nin Adalet Bakanı, küçük bir beldenin belediye başkanlığı için ev ev dolaşarak oy ister mi? Hem de büyük dosyaların açıldığı, çetelerin cirit attığı bir atmosferde! Kaldı ki, AKP öncesinde görev yapan adalet bakanları millî iradenin sandığa âdil yansıması için seçimlerden üç ay önce istifa ederlerdi. Hükûmet’in “hukuku siyasalaştırması” doğru mu?

“KİMİ EZDİNİZ?”

SAYIN Arıkan, TBMM Grup Toplantısı konuşmasında, son pazar günü 6 beldede yapılan seçimleri değerlendirdi. AKP Genel Başkanı’nın muhalefet partileri için kullandığı üslûba dikkat çekti: “Sayın Cumhurbaşkanı’nın seçim akşamı yaptığı açıklamadaki ‘ezici’ ifadesini şaşkınlıkla izledik. Sayın Cumhurbaşkan’ım, hakikaten merak ediyorum, siz ‘kimi ezdiniz’ Allah aşkına! Sizler, seçimi muhalefet partilerini ‘ezme aracı’ olarak mı görüyorsunuz?”

“Onur kırıcı”, talihsiz bir değerlendirmedir bu! Böyle sözleri olağanüstü dönemlerde bazı rütbeli askerlerden duyardık. Seçimle gelen sorumlu bir kişi böyle konuşmamalıydı! Seçimlerin kazananı da olur; kaybedeni de! Kazananın centilmence davranması gerekmez mi? Politikacı, Filistinlileri “ezen” İsrail tankı değil ki! Türkiye şartlarında çok şey mi istiyoruz yoksa?

“Mutlak butlan” uygulaması “millî irade” adına iyi araştırılmalıdır. Aynı yöntemi bütün partiler için kullanabilirler. Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç, karardaki tehlikeye şöyle dikkat çekti:

“Asliye Hukuk Mahkemesi’yle bir siyasi partinin yönetimine müdahale edildi. Bu, parti kapatmaktan daha tehlikelidir YSK’nın yetkisi gasbedilmiştir. YSK kendi görevine sahip çıkmamıştır. Yargıtay kararı onaylarsa hukukî tartışmalar çıkacak. Keşke parti kapatılsaydı, bundan daha iyi olurdu! Kapatma kararından çok daha ağır bir karardır bu! Siyasi partiler için üzücüdür. Bundan sonra partiler güven içinde faaliyetlerini sürdüremeyecekler.” (8 Haziran 2026)

Bu atmosferde, “yeni anayasa yapma” işi; âdil, insaflı, vicdanlı ellere emanet edilmek zorundadır.