Gaz, gözyaşı, kaos, anarşi
Kaç gündür, Gezi Parkıyla yatıp kalkıyoruz.
Kaç gündür, artık yeter dedirtecek ve insanı
çıldırtacak seviyede görüntüler, akla hayale gelmez haberler gördük.
Hafızalara kazınan; kalkışma hareketi, cami içinde bira
kutuları, yakıp yıkılan yerler oldu.
***
Herkes fikrini söylemeli.
Tamam.
Ama bağırıp çağırarak değil.
Herkes, düşüncelerini meşru zeminde serdetmeli.
Tamam.
Ama karşı düşüncede olanlara saygı göstererek Tahakküm
ederek değil.
Ağzı olan konuşsun.
Tamam.
Ama hançeresini yırtarak ve kulakları sağır edecek kadar
değil.
Meydanlar fikir üretmeli.
Tamam.
Ama kaos ve anarşi üretmemeli.
Sokaklar demokrasinin nefes boruları... Sokaklara dökülen
hoyrat düşünceler, oksijen yerine karbondioksit salgıladı. Nefes alamaz hale
geldik.
***
Dün (70 li yıllarda) bunun adı: Anarşi idi!
Bugün Gezi Parkı oldu.
Dün çocuk gözüyle ne çektiğimizi bilirim. Sokaklar
yürümekle aşınmıyordu. Her gün arbede, kan ve gözyaşı vardı. İnsanlar hangi
görüşte olursa olsun, patır patır öldürülüyordu.
Çünkü ellerini ovuşturanlar anarşinin olgunlaşması nı
bekleyen güçlerdi.
Darbe zemini olgunlaşınca, Meclisin kapısına kilit
vurdular.
Önlenemeyen anarşi bir anda durdu. Generaller ekranda
sanki başkasının vazifesiymiş gibi, anarşiyi önledik dediler.
Kanser askeri müdahale ile alındı. Ama kökü belli zaman
dilimlerinde yine nüksetti.
Hala DHKP-C den söz edilebiliyor. Hala marjinal
gruplardan söz edilebiliyor. Demek ki neymiş: bunların kötü dışarıda filan değil, içerde Merkezde.
***
Anarşi ne demek:
Sınır ve otorite tanımama, serserilik, başıboşluk
anlamına gelir.
Mesleği: Düzene karşı koyma, kargaşa ve yıkıcılıktır.
Toplum düzenini sarsar. İllet gibidir. Enfeksiyon bünyeyi
sardı mı, iflah olmaz. Kan ister, katliamdan beslenir.
Anarşinin tarihi yoktur. Ama tanımı yapıldıktan sonra,
18.19. yüzyıllarda Avrupa ve Amerika da boy gösterdiğini söyler tarihçiler.
***
Son yıllarda hala hükmünü sürdüren eserleriyle dikkat
çeken Bediüzzaman Said Nursi yaşadığı çalkantılı döneme tavsiyelerde bulunmuş
ve reçeteler sunmuş değerli bir İslam alimidir.
Bu yüzden anarşi ye zemin hazırlayan davranışlara her
dönemde dikkat çekmiş, hatta anarşinin isminden bile söz edilmediği 1940 lı
yıllarda Adalet Bakanlığı na uyarı niteliğinde bir mektup yazmıştı.
Anarşi hiçbir hak tanımaz. İnsanlık seciyelerini ve
medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seviyesine indirir (Tarihçe-i Hayat,
s.556) diyordu.
Yine aynı yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi nin Genel
Sekreteri Hilmi Uran a yazdığı bir mektupla anarşiyi besleyen dinsizlik
cereyanına karşı uyarmış, hatta tedbir alınmazsa mutlak dinsizlik altındaki
anarşiye mağlup düşülüp bu milletin parça parça olmasına, kuzeydoğudan çıkan
dehşetli ejderhanın istila etmesine sebebiyet verileceğini ihbar eder.
***
Bediüzzaman ın uyarıları o kadar sarih ki Bugün bile
geçerliliğini sürdürüyor.
Üstad a göre, anarşinin temelinde manevi boşluk
yatıyor. Dini terk edip kendilerini
boşluğa bırakan, kanun nizam tanımayan lakayd ve laubali insanlar anarşistliğe
aday kimsedir.
Ve onları da uyarır:
Laubaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini
hiçbir ecnebiye sevdiremezler. Zira mesleklerini göstermiş olurlar. Mesleksiz,
anarşilik sevilmez der. (Divan-ı Harbi Örfi, s.68)
Ya idareciler
İdarecilerin de anarşiye meydan verebilecek davranışlara
karşı uyanık olmaları gerektiğinin altını çizer.
Çünkü onların hataları bütün ülkeyi ilgilendirir. Bir
kıvılcım, bir ülkeyi yakabilir.
Bediüzzaman ın ikazı, hem yöneticilere hem de anarşi
pençesinde kıvrananlaradır:
Sizi cebren böyle ehl i imanı mimsiz medeniyete sevk
etmekteki maksadınız, eğer memlekette asayiş ve emniyet ve kolayca idare etmek
ise, katiyyen biliniz ki, hata ediyorsunuz, yanlış yola sevk ediyorsunuz. Çünkü
itikadı sarsılmış, ahlakı bozulmuş yüz fasıkın idaresi ve onlar içinde asayiş temini,
binle ehli salahatın (dinine bağlı insanların) idaresinden daha müşküldür.
(Lem alar, s.126)
Ya çözüm Bediüzzaman:
Dini terbiye olmazsa, Müslümanlarda istibdad-ı mutlak ve
rüşvet-i mutlakadan başka çare olamaz. Çükü nasıl bir Müslüman şimdiye kadar
hakiki Yahudi ve Nasrani olmaz, belki
dinsiz olur, bütün bütün bozulur. Öyle de bir Müslüman Bolşevik olamaz. Belki
anarşist olur; daha istibdad-ı mutlakadan başka idare edilmez. der Şualar adlı
eserinde.
***
Demek ki neymiş:
İman ve Kur an hakikatlerine sımsıkı sarılmalı. Vatan ve
milleti anarşiden kurtarmak için merhamet, hürmet, emniyet, haramdan çekinmek
ve serseriliği bırakıp itaat etmek, en
öncelikli esas olmalı.
Çünkü din duygusu anarşinin en büyük panzehiridir. Kur an
hakikatlerine sımsıkı bağlı kalmalı. Dindar nesiller yetiştirmeli ve bu konuda
gerekirse hayatımızı vakfetmeliyiz.