Çağdaş Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimleri arasında Anar ın özel bir yeri olduğuna inanıyorum. Romanları ve hikâye kitaplarını severek okuduğum bu yazarla ilk kez Cengiz Aytmatov un öncülük ettiği ve İstanbul Belediyesi Kültür İşleri Dairesi Başkanlığı nın ev sahipliğini yaptığı toplantıda tanımıştım. Türk Dünyası Yazarları Kongresi adını taşıyan bu toplantı ile Strazburg da düzenlenen Türk Şiiri Şöleni ne Azerbaycan temsilcisi olarak katılmıştı. Annesi ve babası da tanınmış birer yazar ve akademisyen olan Anar la söz konusu ettiğim toplantılarda sık sık bir arada olup yakından tanımıştım. Pek çok eserini de okudum.
15 gün kadar önce, Dr. Ramiz Asker den kardeskalemler@gmail.com adresine gönderilen, oradan da benim adresime e-posta yoluyla gelen bir mail var. Bunda nakledilen makale, Bakü de tanınmış bir yazar olduğunu sandığım Revşane Selimova ya aitti ve Anar ın Adamın Adamı Komedisi Üzerine Düşünceler adını taşıyordu. Yazıyı ilgi çekici bulduğum kadar, bugünlerde sahnelenen başka bir eserle de konu benzerliği vardı. Bir de benim çok önem verdiğim başka bir piyesi hatırlatıyordu. Bu eserlerden biri A. H. Tanpınar ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanı, diğeri de daha önce sözünü ettiğim Necip Fazıl ın Püf Noktası adlı piyesi. Bunlardan ilki bugünlerde tiyatroya uyarlanarak sahneye kondu, öteki de henüz bu tür eserlerin hakkını verebilecek kadar vukuflu bir tiyatro adamını beklemektedir.
Anar ın mesajı ve kişileriyle bunlara benzeyen eserinin de ancak böyle vukuflu tiyatro adamları tarafından keşfedilebileceğine inanıyorum. Bu üç eser de birbirine yakın dönemlerde, birbirinden habersiz olarak ortaya çıkmıştı, ama sanki aynı şeyleri anlatıyordu.
Adamın adamı
Revşane Selimova isimli Azeri araştırmacı yazısına şöyle bir paragrafla başlıyor: "Çağdaş Türk Dünyasının en ünlü yazarlarından biri olan Anar, roman, hikaye, esse, şiir ve edebi makaleler dışında oyun yazarlığı yapmış, Azerbaycan Tiyatrosu na pek çok başarılı yapıt kazandırmıştır. Yazar, güldürü türünde de güzel eserlere imza atmıştır. Bu eserler arasında Adamın Adamı komedisi özel bir yere sahiptir."
Anar ın Beş Katlı Evin Altıncı Katı adlı romanından kendisinin oyunlaştırdığı eseri İstanbul Şehir Tiyatroları nda sahnelendi ve oldukça da ilgi gördü. Esasen 20 yıla yakın bir zamandır pek çok hikâyesi ve romanı Türkiye Türkçesi ne çevrilerek yayınlanan Anar ın Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanlığı nı yaptığı halde epeyce bir zaman İstanbul da kaldığını biliyoruz. On yıl kadar önce bir dönem Mimar Sinan Üniversitesi nde seminerler de verdiği için de Türkiye de bir hayli tanındı ve o da bizim hayatımızı daha iyi tanıdı.
1977 yılında Bakü de yayınlandığı belirtilen Adamın Adamı adlı bu oyun bizde yayınlanmadığı gibi oynanmadı da. Fakat bu eserin Anar ın öteki edebi eserlerinden farklı bir niteliğe sahip olduğunu görüyoruz. O yüzden de bu eseri ele alan yazıda oldukça geniş bir şekilde özetlenen eseri tanıtmak için iki paragraf daha iktibas etmek istiyorum:
"Bir kere Adamın Adamı komedisinde, tipajların adları oldukça enteresandır. Yazar, adları açık kod ve şifre olarak seçmiş, Azericenin olanaklarını ustaca kullanmıştır. Her bir tipin adı onun iç dünyasını önceden anlatmak, belirlemek için belli bir mesaj niteliği taşımaktadır. Örneğin, komedinin kahramanlarından İbiş İbişli, Süsen Sünbül, Fağır Bağır, Fend Fereç, Nazlı Gamzeli, At Balahanım, Ahmet Bigam, Hefçi Melik, Hoca Zığzığ, Haberci Hatice, Mert Mazarov, Eli (Ali) Eğrizade ve başkalarının adları dahi seyirciyi, okuru güldürmeye yetiyor."
A. H. Tanpınar ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanı ile Necip Fazıl ın Püf Noktası adlı piyesinin de Adamın Adamı adlı oyun gibi eserdeki şahsiyetlerin huy ve mizaçlarına uygun, kişilerin iç dünyalarına özgü tipleştirmelere başvurduğu ve bu yolda hepsinin de geleneksel Türk tiyatrosunun üslûbunu benimsedikleri görülüyor. Şu paragraf da Anar ın ele aldığı kurumla Saatleri Ayarlama Enstitüsü arasındaki benzerliği yansıtıyor:
"Komedide olaylar "Az. Yaz. Boz." adlı bir kurumda cereyan ediyor. Bazılarının düşüncesine göre Anar bu kısaltmalarla Azerbaycan Yazarlar Bozarlar Cemiyeti adlı hayali bir kurumu, gerçekte ise Yazarlar Birliğini kast etmiştir. Fakat komedide bu kurumun ne ile uğraştığı açık olarak anlaşılmıyor. Yazar bu konuya fazla eğilmiyor. Tek bir yerde başkanın kurum içi kağıt masrafını önlemek amacıyla, özel genelge yayınladığına ve bunu 100 nüsha çoğaltarak (!), herkes görsün diye duvarlara yapıştırmak için emir verdiğine tanık oluyoruz. Bu detay Sovyet döneminde bazı yazarların hiç bir sanat değeri olmayan anlamsız eserler yazdıklarına, dolayısı ile kağıt masrafına sebep olduklarına, işaret gibi yorumlanabilir. Komedinin temelinde "Az. Yaz. Boz." adlı kurumun faaliyeti, aslında ise faaliyetsizliği durmaktadır."
Saatleri ayarlama enstitüsü
Bir tamamlanmamış beş roman ve iki hikâye kitabı dışında, sadece klasik döneme ait iki piyes tercümesi bulunan A. H. Tanpınar ın eserleri içinde yalnız Saatleri Ayarlama Enstitüsü, belki de en ilgi çekici ve sistem eleştirisine yönelik, mesajı çok açık olan bir romandır. Belki de bu yüzden onun başka yönleri ön plana çıkarken bu eser ilgi görmemiştir. Bu eserin en önemli tarafı, Tanzimat tan bu yana yaşadığımız biçimsel nitelikli batılılaşma çabalarının hayali bir kurum etrafında gelişen olaylarla çok etkili bir tarzda eleştirilmesidir.
İronik bir dille yazılan romandaki belli başlı kahramanlar olan iki şahıs, Hayri İrdal ile Halit Ayarcı mizaçlarına uygun, kişiliklerine yakışır bir şekilde isimlendirilmişlerdir. Saatleri Ayarlama Enstitüsü nü bunlar kurar ve yakın akrabalarını kurumun bütün kademelerine yerleştirirler. Saatleri Ayarlama Enstitüsü nün gönderilen müfettişlerle Ankara tarafından gereksizliğine hükmedilince kapatılmasına karar verilir ve tasfiye komisyonu tekrar aynı kişilerden oluşur. Öteki tipler de sanki bu iki tipin isimlendirilmesiyle paralellik gösterir.
Saat meraklısı insanların bir zaman felsefesi etrafında toplanıp Halit Ayarcı nın özel bir kurguyla oluşturduğu ve resmiyet kazandırdığı bir kurum olan enstitünün kuruluş ve kısa bir zaman sonra da tasfiye sürecinin konu alan roman benzersiz bir ironiyi temel almıştır. Bir dizi şaşırtıcı olay örgüsü içinde pek çok tipin ilginç hikâyeleriyle psikanaliz çalışmalarının çelişkili yorumlarını da konu alan bu romanın üst kurmaca ile postmodern anlatıların tavrını çok erken bir dönemde, 1960 lı yıllarda ortaya koymaktadır. Bu da aynı yıllarda para-iktidar-çete ilişkilerini anlatan Necip Fazıl ın Püf Noktası adlı piyesi kadar önemli ve ilgi çekicidir.
Bu eserde anlatı geleneğimizden üslup oluşturmada yararlanma çabasının yanında, tipleştirmelerdeki gülünçleştirme çabasının da ilgi çekici bir tavırla geliştirildiği görülür. O yüzden de edebiyatımızda sathî batılılaşmayı gülünçleştirmede az görülen bir eleştirel tavır geliştiren Saatleri Ayarlama Enstitüsü, hak ettiği ilgiyi görememiştir.
10 yıl önce oyunlaştırma denemesine girişilen bu eserin o gün de bugünkü gibi sathî bir tarzda esere yaklaşan bir amatör tarafından sahneye uyarlanmak istenmişti. Kenan Işık tarafından sahneye uyarlanan Huzur kadar alâka göremeyeceği anlaşıldığı için, o zaman bu çalışmaya rafa kalkmıştı. Belki aynı çalışma bu kez farklı bir yönetmenin ilgisini çektiği için sahnelendi. Fakat gazetelerdeki tiyatro eleştirmenleri tarafından bile sathi yaklaşımına dikkat çekilen bu yetersiz denemeler, maalesef asıl önemli çalışmaların da önünü kesiyor.
Necip Fazıl ın, A. H. Tanpınar ın ve Anar ın ortak tarafı, Aziz Nesin in bir ömür boyunca yazdığı ve 80 kitapta anlatamadığı hususu birer eserleriyle ortaya koyabilmeleridir.