Türkiye, gerçekten çok zor bir süreçten geçiyor. Cumhurbaşkanlığı seçim tartışmalarının başladığı günden bu yana, aradan neredeyse 9 ay geçti. Ne olacak Ne olmayacak Çankaya ya başörtülü eşi olan birisi çıkar mı Cumhurbaşkanlığı seçimi için ilk turda 367 gerekir mi CHP nin meclis oturum sayısını alıp Anayasa Mahkemesi ne koşturması İhtiyaçtan imal edilen 367 kararı. Genel seçim için alınan karar. Genel seçimler. Genel seçimlerden sonra özel olarak çıkarıldığı belli olan Malezya tartışması. Anayasa Taslağına başörtüsü serbestliğinin konulmasıyla ilgili tartışma. Mahalle baskısı
Ve, yılların birikimiyle oluşan terörün azgınlaşması
Bir türlü iç gündemimize dönemedik Ekonomik sorunlar dağ gibi birikiyor. Elektrik zammı kapıda, su zammı geldi Yarın birgün doğalgaz zammını tartışmaya başlarız.
Bendeniz, gazetemizin ilan servisinin ilaveleri dolayısıyla piyasalarda dolaşıyorum. Piyasa aktörleriyle sohbetler, röportajlar yapma imkanı buluyorum.
Geçtiğimiz aylarda çok büyük ihracatçı, kendisiyle yaptığımız sohbette, çok ilginç bir değerlendirmede bulundu. Eğer döviz kuru üzerinde bir çalışma yapılmazsa, faizler düşürülmezse ve sıcak para tehlikesi sonlandırılmazsa, önümüzdeki günlerde ekonomimizi 2001 krizinden çok daha beter bir anafor beklediğini ifade etti.
Türkiye ekonomisi çok kırılgan Zaman zaman yaşadığımız ekonomik krizler, sanki sipariş usülü çıkarıldığı izlenimini veriyor. Birileri geliyor, önce ekonomimiz içinde paradan para kazanılacak alanlara giriyor, uzun müddet paradan para kazanıyor, hasadını bitiriyor, sonra da çekip gidiyor.
Paradan para kazanılan en münbit ülkelerden birisi haline geldik, son dönemde. Gazetelerde okuduğumuz haberler yüzümüzü kızartıyor. Elin Japon kadınları bile, değersiz paralarını önce başka bir para birimine çevirip, sonra Türk piyasasındaki rant iklimine gönderip, dünyalarca karı cebellezi ediyorlarmış.
Üretmeyen, birilerinin sıcak paralarıyla yağlanan bir ekonomik çarkla dönüyoruz. Çarkın dişlilerinden birisi kırılırsa, halimiz harap.
Sanayici bağırıyor, ihracatçı bağırıyor, KOBİ leri bağırıyor, küçük esnaf bağırıyor, memur bağırıyor, işçi bağırıyor. Ekonomimiz harika diye övündüğümüz memlekette, memura yüzde 2 + yüzde 2 şeklinde kargaları bile güldüren zam teklifiyle karşı karşıya kalıyoruz. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, "Varsa paranız konuşursunuz, yoksa susarsınız" diye ilginç bir cümle kuruyor. Hiçbir medya organı da, "Ekonomi sürekli büyüyor ya, nereye gidiyor bu paralar Yatırım yok, işçiye yok, memura yok" diye hesap sormuyor. Fırtına öncesi bir sessizlik bu
Türkiye ekonomisi, 2001 krizindeki anafordan daha kurtulabilmiş değil. Bu bir psikolojik travmadır Ekonomi rakamlar bilimidir, ama, asıl direnç noktasını güvenden ve istikrardan alır.