Dünyanın önde gelen medeniyetlerine ev sahipliği yapmış Anadolu toprakları, aynı zamanda birçok bitki ve hayvan türünün de ana vatanı kabul ediliyor.
Türkiye bioçeşitlilik açısından Avrupa ve Orta Doğu‘nun en zengin ülkelerinden biri konumunda bulunuyor. Tahminen 400‘ü aşkın kuş türü, 22 amfibi türü, 130 kadar sürüngen, 120 dolayında memeli hayvan ve 400‘e varan balık türünün yaşamını sürdürdüğü Türkiye, dünyada yaşayan balık türlerinin yüzde 2,9‘unu, amfibi türlerin yüzde 0,8‘ini, sürüngen türlerinin yüzde 1,7‘sini, kuş türlerinin yüzde 5‘ini ve memeli hayvan türlerinin yüzde 2,9‘unu, dünyada yaşayan bitki türlerinin yüzde 2,4‘ünü barındırıyor.
Sulak alanlar açısından da zengin bir ülke olan Türkiye‘de, soyu tehlikede olan tepeli pelikan, başta Manyas (Kuş) Gölü olmak üzere, Gediz ve Büyük Menderes deltalarında ürerken, bazı yıllar dikkuyruk ördeğin dünya popülasyonunun yaklaşık yüzde 70‘i ülkemizdeki sulak alanlarda ve özellikle de Burdur Gölü‘nde kışlıyor.
Büyük flamingoların, en önemli kuluçka alanlarından biri Tuz Gölü. Alageyik ve sülünün ana vatanı Anadolu‘da, bozayı, yaban domuzu, kurt ve vaşak başta olmak üzere memeliler ve 400‘ün üzerinde kuş türü ile yok olduğu düşünülen Anadolu leoparının izleri bulunuyor. Akdeniz ve Ege kıyıları, soyu tehlike altında olan Akdeniz foku ve caretta caretta kaplumbağalarının yaşam alanlarını oluşturuyor.
Bitki türleri açısından da oldukça zengin olan Anadolu toprakları, bütün Avrupa kıtasında var olan yaklaşık 12 bin bitki türünün 9 binini barındırırken, bunların 3 binini endemik türler oluşturuyor. Endemizm oranının yüksek olduğu bu flora, tıbbi ve aromatik bitkiler açısından da oldukça zengin. Meyankökü, kekik, adaçayı, anason, yüksükotu gibi tıbbi ve aromatik pek çok tür Türkiye‘de tabii olarak yetişiyor.
Türkiye gen bankası niteliğinde
Yerküredeki sekiz önemli gen merkezinin ikisini içine alan Türkiye, doğal bir gen bankası niteliği taşıyor. Türkiye‘de 256 çeşit tahıl üretimi yapılırken bunların, 95‘ini buğday, 91‘ini mısır, 22‘sini arpa, 19‘unu pirinç, 16‘sını süpürgedarısı, 11‘ini yulaf ve ikisini de çavdar oluşturuyor. Bunun yanı sıra 200 çeşit bahçe bitkisi ve 138 dolayında meyve türü bulunmaktadır. Yabani asma türünü de barındıran Anadolu, üzüm asmasının da gen merkezi.
Türkiye‘de 9 bin bitki türü var
Avrupa kıtasında 12 bin bitki türüne karşılık Türkiye‘de 9 bin bitki türü bulunduğunu ve bunlardan 3 bini aşkın türün de endemik olduğunu ifade eden Yazgan, Türkiye‘nin bulunduğu ılıman kuşakta, endemik tür oranı bu kadar yüksek bir başka ülke bulunmadığını söyledi. Bu verilerin Türkiye‘nin bioçeşitlilik açısından zenginliğini gösterdiğini dile getiren Yazgan, yeryüzünde hayatın devamlılığının biyolojik çeşitliliğin varlığına ve devamlılığına bağlı olduğunu vurguladı.
‘‘Sahip olduğumuz bütün bitki hayvan varlığımızı tür olarak korumak zorundayız‘‘ diyen Yazgan, şunları kaydetti: ‘‘Canlıların yaşadıkları doğal alanları koruyabilmemiz lazım. Oysa sürdürülebilir olmayan arazi kullanımı nedeniyle doğal yaşam ortamlarımız giderek daralıyor. Karadeniz‘den Akdeniz‘e bütün kıyı alanlarımız işgal altında, dolayısıyla kıyılarda yaşamayı tercih eden deniz kaplumbağaları, foklar gibi canlıların yaşam alanları giderek daralıyor. Denizlerimiz kirleniyor, denizlerimizde daha fazla sayıda bulunan doğal balık türlerimiz giderek azalıyor. Bunda aşırı avlanma ve iklim değişikliğinin de etkileri var. İklim değişikliğiyle beraber canlılar daha önce alışkın oldukları yaşam ortamlarını terk edip uygun alanlara doğru hareket ediyorlar. Bunun sonucu, Hint Okyanusu‘ndan Kızıl Deniz aracılığıyla Akdeniz‘e ulaşan daha önce var olmayan bazı balık türlerinin ve deniz canlılarının geldiğine yönelik bilimsel veriler mevcut.‘‘