Ana dilini konuşamayan bir toplum oluşursa şaşmamak gerek

Abone Ol

Eğitim sistemimizde yıllardan beri eleştiri konusu olan

hususlar atılan bazı adımlarla giderilmek isteniyor. Özellikle ilkokuldan

başlayıp üniversiteye giriş sınavlarına, hatta ondan sonrasına kadar öğrenciler

tam bir yarış atı gibi sınavdan sınava koşturuluyor. Sınav sisteminde çoktan

seçmeli test usulü olması sebebiyle okullar yetersiz kalınca dershane sektörü

oluştu. Bu sebeple de dershaneleri suçlamanın manasızlığını tekrara bile gerek

yok. Çünkü dershaneler eğitim ve özellikle de sınav sisteminin tabi bir sonucu

olarak ortaya çıktı. Netice itibariyle eğitim sisteminde okulların yanında

ikinci bir paralel yapı oluştu. Bu paralel yapının adı da dershaneler.

Dershanelerin kaldırılması yönünde atılan adımların

desteklenecek ve eleştirilecek yönleri bulunabilir. Ancak, eğitimin okullarda

verilmesi esas alınacak olursa bu hususta çözüm getirilmesi gerekiyordu. Bu

arada özellikle sınavların çoktan seçmeli test usulüne göre yapılması bir

yandan dershanelerin bir sektör olmasında önemli etken oluştururken öbür yandan

da öğrencilerin bilgi ve düşüncelerini aktarma, yeteneklerinin gelişmesinin

önündeki en önemli etkendi. Bugün özellikle okullarda ders yılı içi

sınavlarının test yerine izaha (anlatıma) dayanan cevaplama şekline

dönüştürülerek öğrencilerden cevabı kâğıda yazması istenmesi halinde doğru

cümleyi yazması hemen hemen imkansız hale geldiği görülür. Söz gelimi, aynı

sınav içinde bir yandan çoktan seçmeli sorular sorulurken aynı zamanda izaha

dayalı birkaç soru sorulması halinde öğrencilerin büyük çoğunluğunun bu

soruları istenen netlikte cevaplandıramadığını görmek mümkündür.

Kısacası, çoktan seçmeli sınav sistemi eğitim hayatının

başından sonuna kadar uygulanmaya devam edildiği takdirde bir süre sonra

öğrencilerin anadillerini konuşmakta güçlük çekeceklerini söylemek abartma

olmayacaktır. Zaten iş bu boyuta şimdiden gelmiş bulunuyor. Elbette, anlatmalı

imtihan sisteminin de bir takım sakıncaları vardı. İmtihan kâğıdının

değerlendirilmesinde öğretmene çok fazla yorum serbestîsi bırakıyor, bu da bir

takım çatışmalara yol açıyordu. Ama çoktan seçmeli test usulü de öğrencileri

robotlaştırmakta, öğrencilerin başarısını çözdükleri test sayısı ile orantılı

hale getirmektedir. Eğitim ve öğretim öğrenciye yeni bir davranış

kazandırmıyorsa, yani öğrendiklerini hayatına yansıtacak değişimi sağlamıyorsa

o zaman eğitimin fazla bir anlamı kalmaz. Bunun ise test sistemi ile elde

edilmesi imkânsız değilse bile çok zordur. Çünkü hayatta olaylar öğrencilerin

karşısına çoğu zaman çoktan seçmeli cevaplar halinde çıkmaz. Öğrencinin

edindiği bilgiler ile olayları izah etmesi, olaylar arasında sebep-sonuç

bağlantısı kurabilmesi ve bilgisini aktarabilmesi gerekir. Ama çoktan seçmeli

test usulü öğrencileri düşüncelerini ifade etmekten çok, seçmeli şıklar

arasında doğruyu bulmaya, çoğu zamanda atarak sonuca ulaşmaya itmektedir.

Seçmeli cevaplar arasından doğruyu bulan öğrenciye sorunun cevabını bir cümle

ile kâğıda yazması istense ortaya çok ciddi bir sorun çıkacağından eminim. Bu

bakımdan ülkemizin acil çözüm bekleyen sorunlarına odaklanmamız gerekirken

Meclis te temsil edilen siyasi partiler birbirlerine sataşarak günlerini

geçiriyor, bu ciddiyetten uzak tartışmalarda önemli sorunlarımızın gündeme

gelmesini ve tartışılmasını engelliyor. Her parti ülke sorunlarının çözümü

konusunda varsa tekliflerini ortaya koyup doğru çözümün bulunması için çaba

sarf etse görevlerini yapmış olacak ama saygı ve edep sınırlarını aşan

karşılıklı ithamlarla günler geçiriliyor. Hâlbuki uzmanlar her fırsatta

özellikle eğitim sistemimizin yanlışlarına dikkat çekiyor, eğitim sisteminin

zekâyı geliştirmeye engel olduğuna, test sistemi ile eğitilen çocuğun mantığını

devreye sokamadığına, sistemin öğrencide merak uyandırmadığına dikkat çekiyorlar.

Bilmem daha ne söylenmesi bekleniyor.