Görülüyor ki, ana-babaya iyilik, dinimizin insana yüklediği en büyük, yapılması gerekli olan vazifelerdendir. Onlara can sıkıntısı ile "üf" demek bile haram kılınmıştır. Binaenaleyh, ana babaya isyan ve eza etmek büyük günahlardandır. Abdurrahman b. Ebû Bekre (R.A.), babasından yaptığı rivayete göre bir kere Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ashaba üç defa:
- Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi buyurdu. Ashab da:
- Evet bildir, Yâ Resûlellah, dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz de:
- ALLAH Teâlâ ya şirk koşmak, ana babaya isyan ve eza etmektir, buyurdu. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz dayanmakta iken oturdu da: - Dikkat edin, iyi dinleyin! Bir de yalan söz ve yalan şahitliğidir. Dikkat edin! Bir de yalan söz ve yalan şahitliğidir, buyurdu ve bu sözü durmadan tekrar tekrar söylüyordu ki, hatta biz Resûl-i Ekrem (S.A.V.) e acıyarak:
- Keşke sussa, dedik. (Buharî, Şehadet: 10, Edeb: 6, İsti zan: 35, Eyman: 16, Diyat: 2, İstitabe: 1, Müslim; İman: 143, Tirmizi, Birr: 4, Tefsir sûre: 4, 4-7, Neseî, Tahrim: 4, Kasame: 49, Darimi, Diyat: 9, A.b. Hanbel, 5/36, 38-413)
Abdullah İbn-i Amr (R.A.) den rivayete göre, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Rabbin rızası, ana-babanın rızasındadır. Rabbin gazabı da ana-babanın gazabındadır." (Tirmizi, Birr: 3, Hakim, Müstedrek, 4/152)
Ebû d-Derda (R.A.) dan rivayete göre, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Ana ve baba cennet kapılarının tam ortasıdır. İstersen o kapıyı muhafaza et, istersen zayi et." (Tirmizi, Birr: 3, Hakim, Müstedrek, 2/197, 4/152)
Abdullah İbn-i Amr (R.A.) dan rivayete göre, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Söz taşıyan, (ana babasına) karşı gelen ve içki içmeye devam eden kişi cennete giremez." (Nesei, Eşribe: 46, Zekât: 69, Darimi, Eşribe: 5)
Bu arada önemle şunu belirtelim ki: Ana-babaya ihsan bu kadar yüksek bir görev olmakla beraber, bu görev hiçbir zaman ALLAH Teâlâ ya ortak koşmayı gerekli kılmamalıdır. Yani ana-baba, evlatlarının ALLAH Teâlâ ya isyan etmesiyle memnun olacaklar ise, onları bu şekilde memnun etmeye çalışmak, ALLAH Teâlâ ya şirk manasına geleceğinden yasaklanmıştır ve haramdır. Evet, ALLAH Teâlâ ya isyanı ve günahı, inkâr ve şirki gerektiren hususlarda ana-babanın emrine itaat edilmez. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: "Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak Banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm" (Lokman sûresi: 15)
"Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak Banadır. O zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim." (Ankebût sûresi: 8)
Hz. Ali (R.A.) dan rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de: " ALLAH Teâlâ ya isyan hususunda (hiçbir kimseye) itaat yoktur. İtaat ancak meşrû konulardadır" (Müslim, İmare:39) buyurmuşlardır.
Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte de Resûlullah (S.A.V.):
"-Müslüman bir kimseye, hoşuna giden veya gitmeyen her hususta (amirini) dinleyip itaat etmek gerekir. Ancak, bir masiyetle (ALLAH Teâlâ ya isyan) emredilmişse o müstesna!.. Eğer bir masiyet emredilmişse ne dinlemek vardır, ne de itaat, buyurmuşlardır." (Müslim, İmare:38, Tirmizi, Cihad: 29, Davud, Cihad: 86, Neseî, Bey at: 34)
Zikredilen ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerin açık delâletinden şunu anlıyoruz:
ALLAH Teâlâ ya isyanı gerektiren hususlarda hiçbir kimseye itaat edilmez. Bir haramı işlemeyi veya bir farzı terketmeyi emreden amirin emri, ona itaat eden memuru mesuliyetten kurtaramaz.