İslam'ın nasıl merhameti öne çıkaran bir din olduğunu ve ailenin korunması için uygulanacak tedbirleri anlattığı sohbetinde kadınların dövülmesi konusunu işleyen Nureddin Yıldız, özellikle din karşıtı çevreler tarafından sözleri çarpıtılarak hedef haline getirilmişti. Yıldız'ın konuşmasından cımbızlanan ifadeler, toplumsal bir tepkiye dönüştürülmeye çalışılmıştı. Ancak Yıldız'ın ifadelerinde kadınların dövülmesi değil, İslam dininin kutsal kitabında geçen Ayet-i Kerime'nin nasıl uygulanacağı açıklanıyordu. Yıldız, İslam'a göre kadın ve erkek arasında çıkan bir gerginlikte, erkeğin kadına hafifçe vurmasına izin verildiğini ancak bunun nasıl sınırlandırıldığını anlatılıyor.

FETVA MECLİSİ'NE GELEN SORUYA VERİLEN CEVAP

Nureddin Yıldız'ın Fetva Meclisi isimli web sitesinde konuyla ilgili gelen soruya verdiği cevap, zaten konuya bakış açısını göstermeye yeterli.

Soru: Nisa suresinin 34. ayetindeki ‘kadını dövün’ ifadesini nasıl açıklıyorsunuz?

Nureddin Yıldız'ın cevabı: 'Kadını dövün' diyen bir ayet yoktur. Bu soruyu soruşunuzda sıkıntı var. Ayetin son cümlesidir o. Ayette ise, bütün makul çarelerin tükendiği noktada, dağılma ve facianın önlenmesine adına son çare olarak hafifçe vurmayı tercih edin mesajı vardır.

BAHÇELİ'DEN AĞIR İFADELER

Partisinin Meclis'teki grup toplantısında konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nureddin Yıldız hocaefendiye ağır sözlerle yüklendi. Bahçeli, "Meczubun birisi çıkıyor, kadınlara kocalarından dayak yedikleri için şükretmeleri tavsiyesinde bulunuyor. Asansöre yabancı erkekle kadının binmesinin sakıncalarından utanmadan bahsedebiliyor. Ne ara bu kadar sapık türedi? Her kadın ve çocuk istismarı insanlığa ihanettir. Hiçbir ihanet cezasız kalmamalıdır." dedi.

"NE ARA BU KADAR SAPIK TÜREDİ?"

Her şeyden malumat sahibi olurken, duyduğumuz, haberini aldığımız veya okuduğumuz şiddet sahnelerine daha ne kadar tepkisiz kalacağız? Aydınız, moderniz, çağdaşız, Cumhuriyet'in bekçisiyiz diye afra tavra satanlar kadınları sadece çıkarları doğrultusunda akıllarına getiriyorlar. Diğer taraftan meczubun birisi çıkıyor, kadınlara kocalarından dayak yedikleri için şükretmelerini tavsiye edebiliyor. Meselenin tuhaf yanı ise, bunu da din ve Diyanet adına yapabiliyor.

Asansöre yabancı bir erkekle kadının birlikte binmesinin sakıncalarından utanmadan, sıkılmadan yüzü kızarmadan bahsedebiliyor. Ne ara bu kadar sapık türedi? Hangi ara kadınlarımıza çocuklarımıza göz koyan ahlaksızların, onları töhmet altında bırakan alçakların sesi çıkmaya başladı? Her kadın ve çocuk istismarı insanlığa ihanettir. Ve hiçbir ihanet cezasız bırakılmamalıdır. Hâlâ istismarları ve işlenen cinayetleri konuşup bir arpa boyu yol alamıyoruz. Kadın annedir, kadın vatandır, kadın ülkedir, kadın gelecektir, kadın gelecek nesillerin teminatıdır. 'Ana gibi yâr, vatan gibi diyar olmaz' diyen milletimiz, kadına şiddet gösterene bedeli ödetecek güce sahiptir. Hapisse hapis, hadımsa hadım, idamsa idam. Gereği neyse yapılmalıdır. Kadına bir fiske vuran kimseye bedeli ödetilmelidir. Şiddeti kaynağında kurutmalıyız. Bilim insanları şiddet konusunda çalışmalıdır. Bu da bir beka meselesidir. Ertelenmesi çok ciddi sorunlara neden olacaktır. Tüm kadınların, tüm annelerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum."