Amerika'nın Ortadoğu politikaları: Türkiye nerede?

Abone Ol

Süper Güç ün projeleri:

ABD, 1990 lardan itibaren Süper Güç olarak dünyayı etkilemekte ve yönlendirmektedir. 1990 lı yıllarda Komünizmin çökmesi ile ABD nin kendi çapında bir rakibi kalmamış ve dünya "Tek Kutuplu Politik Sistem" diyebileceğimiz bir konuma gelmiştir.

Ikinci Dünya Savaşından 1990 ların sonuna kadar ABD, Ortadoğu da daha çok bir dengeleme  ve çerçeveleme politikası gütmüştür. Bir dönem, ABD nin çeşitli paktlar yaptığı ve bir gerdanlık gibi Rusya nın Güney sınırlarına, ABD yanlısı ve birbiri ile siyasi anlaşmalar (paktlar)la bağlı ülkelerle işbirliğine girmiştir. O zamanların en gözde ülkeleri Türkiye, İran, Irak ve Mısır dır. Tabii, Suudi Arabistan ve Ürdün ü de unutmamak lazım. Ama, 1974 Dünya petrol krizinden sonra işler değişmiştir. OPEC üyelerinin yani petrol üreten ülkelerin fiyatları arttırması ve kontrol etmesi ile Batı, özellikle ABD politikalarında yeni alternatif uygulamalar düşünülmeye başlamıştır. Bu krizin tam ortasında da Arap-İsrail çatışmasının yattığı bilinmelidir.

Bu dönemde Türkiye, ABD yanında ve Komünizme karşı yapılan mücadele içinde yer almıştır.

Dönüm Noktası:

1979 tam bir dönüm noktasıdır. İran Humeyni devrimi ile ABD ile İran ın arası açılmış ve İran tam anlamı ile "karşı kamp"a atılmıştır. O günden sonra ABD politikasında sık sık "kontrolü zor, tehlikeli ülkeler" veya "Şer Cephesi mensupları" arasında teleffuz edilmeye başlamıştır.

Kısa bir süre sonra Irak savaşı çıkmış ve İranla Irak 9 yıl savaşmıştır. Bir süre sonra Irak ın Kuveyt i işgali sonucu ve bahanesi ile Birinci Körfez Savaşı başlamıştır. 1989 Kum Fırtınası kod adı ile bilinen Birinci Körfez savaşının başlangıcıdır. Artık İran la olduğu gibi Irak la da "köprüler yıkılmış", eski dostluk ve işbirliği günleri çok geride kalmış bulunmaktadır. 

Bunun sonundan 2003 e kadar olan dönemde artık Irak yenilmiş bir ülke olarak, kazanan taraflara sürekli tazminat ödeyen duruma getirilmiş ve ülke toprakları kuzeyde 36 ncı paralelden itibaren Irak kontrolünden çıkartılarak, ABD ve İngiltere nin kontrolüne yerleştirilmiştir. "Çekik Güç Operasyonu" olarak bilinen bu anlaşma sonucunda bu Kuzey Irak bölgesi yavaş yavaş merkezin konrtolünden çıkmış ve orda da yeni guruplar kontrolü ele almaya başlamışlardır. Bu operasyonu yürüten ABD ve İngiliz uçakları da Türkiye nin İncirlik üssünden kalkmıştır.

2003 artık Irak ın gözden çıkartılma yıllarıdır. O yıllarda ABD, Irakta gizli "Kitle İmha Silahları" olduğuna kanaat getirmiş ve Birleşmiş Milletlere sunulan aksi raporlara ve itirazlara rağmen tek başına da olsa Irak a girmeye karar vermiş ve böylece, "Çöl Tilkisi" kod adı altında II. Körfez Harekatı başlatılmıştır. Irak çok kısa bir zamanda düşmüş, ABD, İngiltere ve onlara yardım eden koalisyon güçlerinin işgali altına girmiştir. Bu güne kadar yüzbinlerce Iraklı sivil ve bundan çok daha fazla asker ve polis ölmüştür. Irak petrolleri tamamen koalisyon güçlerinin elinde ve onların ihaleye verdiği Amerikan, İngiliz ve Avrupa petrol şirketleri tarafından çıkartılarak, dünyanın hizmetine sunulmaktadır. Ortadoğu son derece gergin bir haldedir. Irak ta yıllardır mezhep savaşları sürmekte ve ülke şu anda Şii, Kürt ve Sünni özerk bölgeleri halinde idare edilmektedir. Türkmenlerin ne bölgesi, ne de hakları korunmamaktadır. Irak ın bütünlüğü konusu ise şimdilik pamuk ipliğine bağlı bir beraberlik kalıbı içinde görünmektedir.

Türkiye Nerelerde: 

Türkiye hem ilk, hem de ikinci Körfez savaşlarında komşu Irak topraklarında "savaşan taraf olarak" yer almak istememiştir. Bir diktatörle idare edilmesine rağmen bu Müslüman  komşuya, dıştan gelen güçlerle birlikte saldırmayı kabul etmemiştir. Başlarındaki diktatöre rağmen Irak halkının suçu olmadığını düşünen Türkiye, Irak halkına yapılan eziyet ve işkenceyi de kabullenmemiş ve kınamıştır.

2004 te Birinci Tezkere olayı olarak bilinen TBMM oylamasında, Türkiye ABD ve diğer yabancı askerlerin, Türkiye topraklarında geçiçi bile olsa konuşlanmasını zararlı ve çok tehlikeli bularak, direnmiş ve tezkerenin geçmesine izin vermemiştir. Diğer taraftan NATO ve diğer anlaşmalara dayanarak liman ve havaalanlarının kullanımını ABD ye açmıştır. Lakin, kara kuvvetlerinin Türkiye üzerinden geçerek Irak ta bir "Kuzey Cephesi" açamamasını ABD öfke ile karşılamış ve Türkiye ile ABD arasında önemli bir gerginlik yaşanmıştır.

2005 ve 2006 da Irak ta yapılan tahribat, büyük sayıda aydının öldürülmesi, kadınların tecavüze uğraması, çocukların telef olması, ekonominin çökmesi, ülkede sağlam durumda hiç bir şeyin kalmaması, tüm komşu ülkelerde olduğu gibi, Türkiye de de büyük infial oluşturmuştur. 2006 yılında Saddam Hüseyin in tam da bayram sabahı idamının gerçekleştirilmiş olması, sevilmemesine rağmen Müslüman dünyasında büyük infial oluşturmuştur.

ABD nin yanı sıra İsrail in de Irak ta ve Kuzey Irak ta faal olması, tüm bölgede ve Türkiye de tepki almış ve pekçok soru işaretine yol açmıştır.

PKK faaliyetleri temposunu arttırmış, özellikle Kuzey Irak ta kurulan yeni oluşum, tüm bölge ülkelerinde dalga dalga etki yapmıştır.

2005 den itibaren, Suriye ve İran tekrar hedef tahtasına oturtulmuştur. Ortadoğu ülkeleri, her an bir olay çıkmasını bekleyerek, her an İran veya Suriye ye bir Irak benzeri uygulama olacak diye bekleyerek 2008 e ulaşmıştır.

Türkiye, Suriye ile olan problemlerini diyalog ile çözmüş, iki ülke arasındaki ilişkileri yumuşatan ve kolaylaştıran tedbirler almış olup, sonuçlardan memnundur. Her iki ülke de bu gelişmelerden fayda görmektedir.

Türkiye nin İran ile uzun yıllar öncesine dayanan petrol ve doğalgaz anlaşmaları olduğu gibi, ticari anlaşmaları da mevcuttur. Her ne kadar ABD, bu anlaşmaların uygulanmamasını istemiş ise de Türkiye nin petrol ve doğalgaz ihtiyaçlarını normal ve legal kanallardan ve en başta komşu ülkelerden temin etmesi kadar da doğal birşey olamaz.  Dolayısı ile Türkiye kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam edecektir. Üstelik, Türkiye nin  bu ülkelerle tarihi ve kültürel bağları  mevcuttur.

Bu olaylardan sonra, Türkiye nin bölgede önemi ve stratejik etkisi daha da artmış bulunmaktadır.

Türkiye, İran a yapılacak bir operasyona sıcak bakmamaktadır. Bunun tüm Ortadoğu da büyük bir fırtınaya sebep olacağına inanmakta ve olayların barışcıl yollarla ve diplomasi ile çözülmesinin gerekliliğine inanmaktadır.

Türkiye ABD ile PKK problemi konusunda bir işbirliği yakalamaya muvaffak olmuştur. Kandil dağlarındaki operasyonlar ABD nin açtığı hava koridoru ve paylaştığı istihbaratla daha iyi bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Gelecek ayların nelere gebe olduğu, tatbikatla görülecektir. PKK konusu hassas bir konu olup, birçok ülke ile Türkiye nin ilişkilerini etkileyecek niteliktedir. Türk ordusu Birleşmiş Milletlerin Barış gücü içinde Lübnan a ve Afganistan a asker yollamıştır. Afganistan da bu barış gücüne başarı ile komutanlık da etmiştir.

Bu çizilen çerçeve içinde gelişen atmosferde Cumhurbaşkanı Gül, 2008 in ilk misafiri olarak ABD de Beyaz Saray da olacaktır. Bunun ne açılımlar getireceğini birlikte izleyeceğiz. Önümüzdeki aylarda "Türkiye olayların neresinde " sorusunu daha sık sormak zorundayız. 2008 önemli gelişmelerle dolu bir yıl olacak gibi görünmektedir.