Amerikancılara, İsrail dostlarına oy vermeyin!..

Abone Ol

Ülkemize yönelik terörün önlenmesi, içine yuvarlandığımız ekonomik dar boğazdan çıkışın bir tek yolu var; O da bugüne kadar dost kabul edilen ve kendileriyle buna göre ilişki kurulan ülkelerle ilişkilerin gözden geçirilmesi gerikiyor. Hatta bir adım daha atarak bu ülkelerle gerekirse ilişkilerin askıya alınması şart görülüyor. Bu bakımdan diyebiliriz ki, dış politikada ABD ve ABye öncelik veren, İsrail ile ilişkilerin sürdürülmesinden vazgeçemeyen siyasi kadrolara oy vermemek ülkemiz için hayati önem taşıyor. Seçim meydanlarında teröre vurgu yaparak oy toplamaya çalışan siyasi partiler ABD ve İsrail ile ilişkilerin nasıl bir şekil alacağını, teröre verilen desteğin hesabının nasıl sorulacağını millete açıklamadan terör ticareti yapmaya devam ederlerse bilsinler ki, akan kanlara onlar da ortak olur. Çünkü, terörün önlenmesi sadece emniyet güçlerinin çabaları ile sonuçlanacağa benzemiyor.. Artık açıkca görülüyor ki, terörün arkasında dış güçler ve bazı ülkeler ile bunların istihbarat örgütleri bulunuyor. Bu ülkeler ABD, İsrail ve AB ile bunların istihbarat örgütleridir.

Dünkü yazımda sahte pasaportla Kuzey Iraktan ülkemize gelen ve İsveçe gitmek isterken yakalanan üç kişilik aileye İsrail Büyükelçiliğinin sahip çıkarak İsveçe gitmek üzere Türkiyeye gelen bu insanların İsraile götürüldüğü üzerinde durmuş ve olayın İsrailin Kuzey Irak ile ilgisini ortaya koyduğuna vurgu yapmıştım.

Bu arada son 4 gündür medyaya intikal eden haberlere göre Amerikada bazı emekli generallerin de katıldığı bir toplantıda ülkemiz üzerine birtakım senaryolar üretilmiş ve bu senaryolar tartışmaya açılmış.. Buna göre birtakım suikastlar ve terör olaylarının olacağı, Türkiyenin Kuzey Iraka gireceği gibi varsayımlar üzerinde durulmuş.. Kısacası düşmanca birtakım varsayımları tartıştırarak belli ki birtakım sinyaller veriliyor ve ülkemizdeki terörün arkasında ABD ve Mossadın olduğunu gizlemeye bile gerek duymuyorlar. Böyle bir ülkeyle ilişkilerimizi hiçbir şey yokmuş gibi sürdürmek akıllı yöneticilerin yapabileceği bir iş midir

Öylesine fütursuzluk sergileniyor ki, katılımcılara PKKmilitanları ile İsrail ajanlarının yanyana videolarının gösterilmesine kadar gidiliyor. Yani denmek istenen öylesine açık ki, Kuzey Iraktaki tüm gelişmeler ABD ve İsrailin kontrolü altında olduğu ilan ediliyor.. Bir adım daha ileri atılarak Türkiyenin neler yapması gerektiği sıralanıyor.

Tartışmalar sırasında üç PKKyetkilisinin seçim öncesi Türkiyeye paketlenip gönderilmesi gündeme geliyor. Ancak, böyle yapılmasının AKPnin işine yarayacağı ileri sürülerek karşı çıkılıyor. Kimler karşı çıkıyor Kimler olacak yine toplantıya katılan bazı Türkler. Belli ki terörle mücadele konusunda birileri karlı çıkabilir diye terör örgütünün bazı liderlerinin Türkiyeye teslim edilmesine karşı çıkılıyor. Bu yaklaşım gözü dünmüşlük değilse nedir Eğer terör örgütünün üç önemli isminin Türkiyeye teslim edilmesi terörün belini kıracaksa buna karşı çıkmanın mantığı olabilir mi Denebilir ki, teslim edilseler ne olacak Daha önce terörist başı teslim edildi de terörün kökü mü kurudu Bu yaklaşım tarşılabilir.. Ama, falan parti karlı çıkar diyerek böyle bir gelişmenin reddedilmesinin anlaşılabilir bir yanı yoktur.

Lafı uzatmanın anlamı yok.. Artık tüm partiler ve milletimiz terörün arkasındaki ABDyi, İsraili, AB ülkelerinin bazılarını, CIAyı, MOSSADı görmek ve buna göre yeni bir dış politika belirlemek durumundadırlar. Ve bunu da milletimize deklare etmek durumundadırlar.. Bunu yapmayıp eskiden olduğu gibi ABD, AB ve İsraili dış politikalarında merkeze yerleştirip onları dost ilan edeceklerse terör üzerine konuşma hakları olamaz. Konuştukları da samimiyetten uzak ve sadece oy avcılığından ibaret kalır.

Türkiyenin yeni bir dünyanın oluşumuna öncülük etme ve orada yerini alma mecburiyeti vardır.. Bunun önemli bir adımını da Erbakan Hoca D-8leri kurarak atmıştır. Önemli olan bu oluşumu harekete geçirmek, güçlü kılmaktır.