Bugün Mısır da gelinen sonuç ve durum bütün açıklığıyla
ortada. Bunu anlamak için sürecin iyi okunması ve anlaşılması gerekiyordu.
Bahar diye nitelenen süreçte yazdıklarımızın özellikle Muhafazakâr camiada
yadırgandığını bize istihza ile bakıldığını anımsatmama gerek var mı 02. 11
2011 Tarihinde Milli Gazete deki köşemizde: Arap Baharı na Abede demokrasisi
başlıklı yazıma bir kez daha bakmayı gerekli gördüm. Aslında bu yazının öncesi
var. Bu yazımın bir bölümünü okurlarımıza anımsatmak için alıntılıyorum.
Mısır da, iktidarda bulunan konsey yeni döneme hazırlık
içinde. Ancak, kimi kaygıları göz ardı edemiyorlar. Seçimlere gidilirse
Müslüman Kardeşlerin çoğunluğu ele geçirmeleri olası görünmekte. Bu, nasıl
engellenecek Müslüman Kardeşler şimdiden ikiye bölünmüş durumda. Bir bakıma
etkisi azaltılmış oluyor.
Baradey, sessizce bekletilmektedir. Gelecekte Mısır a
başkan olması bekleniyor. Baradey in bir demecini daha önce köşemizde dile
getirmiştik. Gene anımsatmada yarar görüyoruz. Şöyle ki, Mısır daki süreçten
sonra adı başkanlık için geçtiğinde verdiği bir demeci Şalom gazetesinde yer
almıştı. İsrail ile yapılmış olan anlaşmalar kaya gibi sağlamdır, onu kimse
bozamaz. Şunu demek istiyordu: Ben başkan seçilirsem bu anlaşmalara
uyacağım . Mısır da eski uygulamalardan değişen bir şey yok. Gazze ye açılan
refah kapısı tünelleri Mısır ın yeni yönetimi tarafından bombalandı. Ve henüz
Mısır yönetimi İsrail e karşı bir tutum ortaya koymuş değil.
Bu yazı Mısır daki seçimlerden tam yirmi ay önce yazıldı.
Mısır da Müslüman kardeşler seçimi kazandıktan sonra, Muhammed Mursi yi başarısız
kılmak için birçok kez dolaylı müdahalelerde bulunuldu. Parlamentoya müdahil
olundu. Yapılan atamalar iptal edildi. Kimi hamlelerin önüne geçildi. Mısır da
neler olup bittiğinin pek de farkında değiliz. Ülkenin en büyük holdingi ordu.
Petrol, benzin istasyonları fabrikaların çoğu ordunun elinde, hatta
pazarlamasına kadar müdahiller. Darbe sürecinde elektriklerin kesilmesi, petrol
istasyonlarındaki kuyruklar bize 1970 li yılların Türkiye sini anımsattı.
Margarin ve tüp gaz kuyruklarını bilenler biliyor.
Dahası, özellikle Baradey in darbe sürecinde öne çıkması,
sürekli Amerika ile iletişim halinde bulunması, İsrail in bu dönemde Filistin
konusunda köşeye sıkışmış olması bir hamle gerektiriyordu. Zaten Amerika
darbeye çok açık destek verdiğini tutumuyla belli etti. Bu, bütün Avrupa
ülkeleri için de geçerli.
Demokrasi denen oyunun, Orta Doğu için aslında hiçbir
anlamı yok. Efendilerin belirlediği bir demokrasi varsa geçerlidir, değilse hiç
dikkate alınmaz. Bunun örneklerini daha önce çok açık bir biçimde yaşadık ve
gördük.
Demokrasi oyununa kanmış olan Müslümanlara hayret
ediyorum. Hatta bunun bir amaç haline geldiğini bile görmüyor değiliz. Oysa
Batı, izin verdiği sınırlar içinde demokrasi oyunu oynanabiliyor.
Müslümanların bölünmüşlüğü, birbiriyle çekişmeleri
onların amaçlarını kolaylaştırıyor.
AmerikanArap Baharı ndan beri yanılsatıcı bir durum
vardı. Kitleler de buna aldandı ve çok da heyecanlandı. Bu dönemde Müslümanlar
elbette çok acı çekecek. Acı çekilmeden başarıya ulaşılmaz. Bu gibi durumlarda
duygusallığa yer yok. Duygularımızın ve arzularımızın istikameti elbette bizi
geleceğe götürür. Soğukkanlı bakmada yarar var. Bakın, bölgede güçlü olan
ülkeler etkisiz kılınıyor. Artık bir Irak gücünden söz edilemez. Suriye olayı
ortada.
Batı ruh ve düşüncesine bağlı olanlar bir düzlemde çok
rahat buluşabiliyorlar. Beşar Esat ile Suud kralı, Ab ile Amerika nın aynı
düşünmesi bir rastlantı mı
Yazılarımda sürekli bir vurguda bulunuyorum. Süreçte,
İsrail ile Amerikan ın yüz ifadelerine dikkat edilmeli diye. Onların tedirgin
olmadığı, içten içe heyecan ve sevinç duyduğu gerçeği. Mısır a devlet başkanı
seçilen Hıristiyanın, Sisi nin Baradey in birlikte oluşları da bir rastlantı
olmamalı. Öyle ise daha dikkatli bakmamız ve yorumda bulunmamız gerekmez mi
dersiniz