Amerika sisi tipi demokrasiden yana

Abone Ol

Sayın Cumhurbaşkanı nın Amerika ziyareti süresince çok

şey tartışıldı, konuşuldu, yazıldı, yorumda bulunuldu. Bütün bunları yoğun bir

biçimde yaşıyoruz.

Ülkemiz bıçak ile ortadan ikiye yarılmış durumda. İktidar

ve karşıtları. Birbirlerinin açıklarını yakalamak için büyük bir çaba

içindedirler. Kim kimini açığını yani boşluğunu yakalıyorsa darbeler vurmak

için çırpınıyor. Bizlerin de bu seyahat boyunca olan kimi durumlara

itirazlarımız ve eleştirilerimiz bulunuyor doğallıkla. Bizim ise bakışımız

farklı.

Obama nın Sayın Cumhurbaşkanı na demokrasi ve medya

özgürlüğü konusundaki uyarıların rahatsızlık oluşturduğu bir gerçek. Ancak

tarafların olayı yorumlayışı ve üzerine gidişi bir kör döğüşe dönüştürdü.

Soğuk duş , Ayar çekme gibi muhalefetin genel tutumu. Bundan ötürü sevinç

içindedirler. Kendilerinin yapamadığını onlar adına Barack Obama nın yapıyor

olması belli ki onları fazlasıyla heyecanlandırmışa benziyor. İçten içe değil

dıştan dışa sevinç çığlıkları atıyorlar.

Muhafazakâr medya ise yaşanan kimi olumsuzlukları ve

kabul görmeyecek durumları görmezlikten geliyor. Onlara göre de Sayın

Cumhurbaşkanı, Barack Obama nın ağzının payını vermiş gibi bir algı

içindedirler. Onların bu bakışı da duygusallık ötesi.

Her iki taraf açısından da ortası yok bunun.

Üzücü olan demokrat görünen ve kutsal demokrasi savaşı

veren tarafların, Demokrasi uyarısı konusunda heyecan duymaları. Kaldı ki

Amerika nın nasıl bir demokrasi istediği de ortada.

Demokrasinin ön koşulu bölgede İsrail in güvenliği,

tehlikeye sokulmaması. Bölgede ister krallık olsun ister demokratik bir yönetim

olsun kendi güdümlerinde olması. Mısır tipi demokratik bir ülkeye, Kuveyt tipi

krallıkla yönetilen bir ülkeye Amerika elbette onay veriyor. Sadece Amerika

değil bütün Avrupa için bu geçerli.

Tabii öteden beri şunu açıkça söylüyoruz. Sağcısı,

solcusu, milliyetçisi ve hatta muhafazakârı batıcıdır. Batıcı olmasalar

Batılılar önünde bu kadar eğilip bükülmezler. Bugün iktidarda karşıtlar olsa

mevcut iktidardan daha fazla onlarla olurlardı. Çünkü onlar ruh olarak da

uyuşuyorlar. Amerika nın Sayın Cumhurbaşkanı üzerinde soğuk duş etkisi bırakan

tutumu kendileri için de geçerli.

Biz Türkiye özelinde ve Müslüman coğrafya düzleminde

yaşananlardan rahatsızız. Demokrasi ayarı ve çıkışması bizim için hiçbir anlam

ifade etmiyor.

Türkiye nin yeniden Siyonist İsrail düzlemine çekilmiş

olmasından rahatsızız. Amerika gezisi boyunca yaşanan kimi durumlardan

rahatsızız.

Batıcılar daha çok batıcı olmadığımız ya da onların

arzularının tamamı tamamına uyulmadıkları için üzgünler. Bunun mücadelesi

veriliyor bir bakıma.

Amerika için ne DAİŞ in, ne Türkiye yöneticilerinin, ne

el-Nusra nın bir önemi var. Onlar çıkarlarına bakıyor, hangisi ters düşüyor,

hangisi örtüşüyor ona bakıyorlar.

Onlar sırası gelince atlarını değiştiriyor. At

değiştirmek hiç de zor değil. Anlık bir durumdur onlar için. Yeter ki

çıkarlarına halel gelmesin, zarar görmesin.

Tabii en başta da Siyonist İsrail in korunması ve

muhafazasıdır. Zaten Amerika Türkiye ilişkilerinin bozuluş nedenlerden biri de

İsrail ile ilişkilerin bozulmasıdır. Mavi Marmara, Gazze kuşatması ve sonrası

olan gelişmelerdi.

Türkiye yeniden hizaya çekilmiş görünüyor. Anlaşılıyor ki

Türkiye İsrail ilişkileri de artık rayına oturmuş. Son Taksim patlaması da bir

adım olmuş. Bu, önemli bir dikkat. Türkiye de Yahudilerin bir patlamaya kurban

gitmiş olması düşündürücü. Demek ki emperyalizm yeri gelince çıkarları için

kendi insanının feda oluşuna göz yumuyor olabilir. Bu da bir olasılık. Hem de

kuvvetli.

Olan Türkiye ye bölgeye ve insanımıza oluyor. Üzücü olan

da bu.