Ülkemiz yıllardır demokrasi ile yönetilmekte. Seçim
zamanı geldiğinde ister yerel ister genel seçim olsun adaylarda, partililerde
bir telaş, bir koşuşturmaca alır başını gider. Herkesin ortak gayesi halka
hizmettir. Bazen gerçekten idarecilik vasfı bulunanlar da başa gelir, iki
koyunu gütmekten aciz olanlar da. Neticede karar milletindir. Kime oy verirse,
kimi desteklerse yöneticimiz o olmaktadır.
İnsanlarımızın büyük bir kesimi politize olmuşlar
farkında olmadan. Tuttuğu takımı değiştirene rastlanırdı da partisini
değiştirene pek rastlanmazdı ülkemizde. Bir kere bir tercihte bulunduysa öyle
Avrupa daki gibi tam tersi bir kesime oy atmazdı insanımız. Yıllardır bu hep
böyleydi. Üç aşağı beş yukarı tercihler belli olurdu. Hatta seçimlerin çok
öncesinden yapılan anketlerde bile sonuçlar tahmin edilebilmekteydi.
Yıllar önce siyasi kimliği genelde netti insanların.
90 lı yıllarda Refah Partisi mahalle teşkilatında çalışırken kimin hangi
partiye oy vereceğini az çok kestirir, hangi sandıktan kime ne kadar oy
çıkacağını tahmin ederdik. Zira kapısınız çaldığımız insanın davranışından,
tepkisinden, konuşmasından bilirdik siyasi tercihini. İnsanlar öyle lafı evirip
çevirmezlerdi. Esnafı da, genci de, yaşlısı da hep aynıydı.
Zaman hızla akıp giderken toplumun uğradığı değişimi
siyasi çalışmalarda da görebilmekteyiz somut şekilde. İnsanlar artık hiç
sevmedikleri ve oy vermeyecekleri bir siyasi parti adayını gördüklerinde yüzüne
gülmekte, sırtını sıvazlamakta ve Ne demek efendim benim gönlüm sizinle!
diyerek adayları mutlu etmekte. Hadi esnafı bir dereceye kadar anlamak mümkün
diyelim. Zira neticede müşteri kaybetmek istemiyor kendi açısından haklıdır da.
Peki, seçmen kapısınız çalan her siyasi partiye umut dağıtarak neyi
hedeflemekte Bu kapısına bırakılacağını umduğu yardım kolisi ile bağlantılı
değildir elbette eminim.
Yıllardır omurgasız bir siyasi atmosfer oluşturuluyor
ülkemizde. Korku ve endişenin hâkim olmadığı bir seçim geçiremedik ne yazık ki!
Sürekli oynanan oyun horoz dövüşünün farklı versiyonları şeklinde gelişiyor.
İnsanlar bir şekilde mevcut düzenin devamının temini için sürekli bir yerlere
kanalize edilmekteler. Kendi düşünce dünyalarına bırakılmadan hep birilerinin
istediği şeyleri düşünmekte ve yorumlamaktadır. Bu da sağlıklı bir yapının
oluşmasın hep geciktirmektedir. Oysa doğru her zaman tek ve değişmezdir. Ah
bunun bir farkına varabilsek!
Minik bir tebessüm
Dünyanın sahibi Türkler
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. Bir gün,
en son teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri
yüklemişler ve sormuşlar: Dünyanın sahibi kim olacak
Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an
gelmiş. Nefesler tutulmuş. Bilgisayar, sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti
sonucu ilan etmiş. Türkiye
Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur
düşüncesiyle aynı soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre
çalıştıktan sonucu yazıcıya göndermiş. Türkiye
Tüm dünya şoka girmiş. Birisinin aklına, niye diye
sormak gelmiş. Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. Niye
Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş.
Herkes bir gün uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak
İlgilisine notlar:
Kurduğunuz hayaller yıkılmaya başladıysa sevinin artık
çocukluktan çıkmışsınız demektir.
Aramızda kilometrelerce mesafeler varken, Bir de
susuşlarını koyma aramıza...
Hâlâ çay içebiliyorsanız bitmemiş bir şeyler kalmıştır
hayatınızda.
Bizler teslim olamayız. Ya kazanırız ya da ölürüz! *
Ömer Muhtar.