Geçmişe şöyle bir göz atıyoruz.
Amerika’nın hep birilerine savaş açtığını görüyoruz.
Amerika hep saldıran taraf oluyor.
Ülkeleri yakan yıkan taraf oluyor.
İnsanları kadın erkek, yaşlı genç demeden öldüren taraf oluyor.
Ama kazandığı bir savaş yok!
Hep kaybeden taraf oluyor!
Vietnam’da böyle, Afganistan’da böyle, daha önce İran’da böyle!
Kuzey Afrika’da böyle, Ortadoğu’da böyle!
Kan gölüne çevirdiği coğrafyalarda işbaşına getirmeye çalıştığı kukla yönetimlerle vaziyeti idare etmeye çabalıyor.
İran’a saldırırken de aynı yöntemleri denemedi mi?
Önce rejim muhaliflerinden medet umdu!
Sonra Suriye’deki Kürtleri savaşa sokmaya uğraştı!
NATO’ya elimden tut dedi.
Çaldığı kapılardan olumlu yanıt alamayınca da “bizim zaten size ihtiyacımız yoktu, sizi denemiştik” gibi abuk sabuk laflar etmeye başladılar.
Evet, Amerika, hep saldıran taraf oldu!
Hiç savunma konumunda olmadı!
Ama hepsinde de kaybetti!
Allah-u âlem İran’da başlattığı saldırılarda kaybeden taraf yine kendileri olacak.
Baksanıza kısa sürede biteceği tahmini ile yola çıktılar ama savaş bir türlü bitecek gibi görünmüyor.
Ummadıkları ve hesaba katmadıkları bir direniş ile karşı karşıya bulunuyorlar.
Başlattıkları öteki savaşları nasıl kaybettilerse bu savaşı kaybetmeye mahkûmlar!
Zira önce kendi kamuoylarında büyük tepki var.
Kendi kamuoyları sokaklara dökülüp yöneticilerini protesto ediyorlar.