Ülkeyi yönetenler ağızlarını açtıklarında iktidara geldiklerinden bu yana özellikle ekonomide elde ettikleri başarıyı(!) dile getiriyorlar. Onların söylediklerine bakarsanız ülke topyekün düze çıktı. Öyle söylüyorlar. Birtakım büyüyen rakamları aktararak ekonominin düzeldiğini isbatlamaya çalışıyorlar. Halbuki ekonominin iyiye gittiğini söyleyebilmek için toplumsal kesimler arasındaki gelir dağılımında uçurumun azalması, en altta kalan kesimin insanca yaşayabileceği bir gelir seviyesine kavuşmuş olması gerekir. Halbuki, ülkemiz için bunu söylemek mümkün değil. Bu tesbit sadece bizim değerlendirmemiz değil Türkiye İstatistik Kurumunun verileri de bunu gösteriyor. Söz gelimi açıklanan son rakamlara göre 2004 yılında Türkiyenin gelir dağılım profilinde önemli bir değişiklik olmadı. Yine açlar aç, toklar patlayıncaya kadar yemeye devam ettiler. Sosyal adaletin sağlanması yine mümkün olmadı.
Gelir düzeyi en düşük olan yüzde 20lik kesimin toplam gelirden aldığı pay değişmedi. Yani en alt gelir seviyesindeki kesim eskiden olduğu gibi yine sefalete mahkum halde.
Yine aynı verilere göre fakirleşme kırsal kesimde hızla artıyor. Bunun bir başka ifadesi ise tarımla uğraşanların gelir seviyesi düşmeye devam ediyor. Buna karşılık Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre şehirlerde yaşayanların gelirinde artış olmuş. Artış olmuş dediysek derde deva bir yanı yok. Kentlerde en alt gelir grubunda bulunan ailelerin 2003 yılında toplam gelirden aldıkları pay yüzde 6.1 iken bu rakam 2004 yılında yüzde 6.4e yükselmiş. Yani yine yoksullar arasındaki yerlerini korumuşlar.
Netice itibariyle görünen o ki, uygulanan ekonomik politikalar bu ülkeyi iyiye götürmüyor. Ülke topyekün alınan borçların faizini ödeyebilmek için uğraşıyor. Bu arada keyfi yerinde olanlar ise sade yüzde 20lik bir kesim. Geriye kalan yüzde 80 ayakta kalmaya çalışıyor.
Ekonomiye iyimser bakanların en önemli iddiası ekonominin üzerindeki sis perdesinin dağılmış ve ileriye dönük hesaplar yapmanın daha kolaylaşmış olduğudur. İyi de ileriye dönük hesapları yapmak kimler için kolaylaştı Yüzde 20lik zenginler için mi, yüzde 80lik fakirler ve yoksullar için mi
Bu soruya yüzde 80lik yoksul ve fakirler için cevabını vermek hala mümkün değil ve bunu söyleyemediğimiz sürece birtakım göstergeler ileri sürülerek ekonominin düzeldiğini söylemek gerçekçi olabilir mi
Zenginle yoksul arasındaki uçurum büyümeye devam ediyorsa ekonominin iyiye gittiğini iddia etmek yoksul ve fakirleri umursamamak anlamına gelmez mi
Bugün kiminle konuşursanız konuşun piyasada ciddi bir durgunluk olduğunu söylüyor. Nakit yerine kağıtların döndüğü, nakitin genellikle bankalardan alınan uzun vadeli ev ve araba kredilerine gittiğini dinliyoruz. Bereket şimdilik elden ele dolaşan kağıtlarla işler yürüyor. Ya orada da bir tıkanma olursa ne olacak Orta gelir seviyesinde görünen esnaf ve sanatkarlar hızla yoksul ve fakirler arasına kaymış olmayacak mı
Netice itibariyle demek istiyorum ki, AKPiktidarı seçim meydanlarında millete verdiği ekonomik politikaların sosyal içeriğe kavuşturulacağı sözünü hatırlamalı ve koyabilirse uygulamaya koymalıdır. Ancak, görünen o ki, bu iktidarın ekonomide sosyal politikaları uygulamaya koyma imkanı yok. Bunun için ne bilgisi, ne becerisi yeterli.. Buna bir de IMFprogramları eklenince uygulanan politikaların tarifini altta kalanın canı çıksın şeklinde nitelendirmek yanlış olmayacaktır.