Almanya?da Müslümanlar ve camiler

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta bölge toplantıları vesilesiyle

bulunduğumuz Almanya dan selam ve hürmetler sunarak başlayalım.

  Uçağa bindiğiniz

andan itibaren sanki Avrupa ülkesine değil de; ülkemizin Antalya, Dalaman ve

İzmir gibi turistik bir bölgesine gider gibi çoğunluğu Türk, çok azının

Avrupalı olduğu bir seyahat gerçekleştiriyorsunuz. Hatta kıyafetleriyle Yozgat,

Afyon veya Elazığ gibi bir Anadolu şehirlerini andırıyor.

 Almanya da İslâmi

toplum, kendi iç dinamizmini koruyarak büyük bir gelişme göstermiş, böylece

kendi yapılarını oluşturmuşlar. Konuya cami başlığıyla girersek şunları

söyleyebiliriz:

 Türkiye den

gelenler, pek çok cami yapmışlar. Bu camiler müştemilatıyla birlikte geniş

çaplı hizmet veriyor ve faaliyetlerle kendilerini koruyorlar.

                                           ***

1960 lı yıllarda Avrupa ya giden birinci nesil Türk

işçilerine, ev sahipliği yapan öncü kuruluş Milli Görüş başta olmak üzere,

Diyanet, Nur Cemaatleri, Süleymaniye Medreseleri, Türk İslam Federasyonları vb.

gibi grupların hepsinin camileri ayrı. Bu durum bir yönüyle güçlülüğü gösterse

bile, bölünmüşlük açısından hayli üzücü.

Ülkücü camisine Senegalli bir Müslüman ın gitmesi

beklenmez. Aynı şekilde devlet politikasını uygun hizmet vermekle yükümlü olan

ve nihayetinde bir nevi diplomatik misyon üstlenen Diyanet İşleri Başkanlığı da

kuruluş amacı itibarıyla, yalnızca TC pasaportu taşıyan insanlara hizmet vermek

durumunda.

Diğer cemaat ve cemiyetler de faaliyet alanı kapsamındaki

hizmetleri yürütmekle meşguller. Bunun doğal sonucu olarak tabi ki hedef

kitleleri de belli.

                                           ***

Milli Görüş, İslam kardeşliğini ve ümmet anlayışını ön

planda tutarak, tüm Müslümanlara hizmet etmek üzere kurulan bir kuruluş olduğu

için farkı görülüyor. Her milletten cemaati var.

Avrupa da camilerin güzel bir yönü, çok fonksiyonlu

olarak kullanılmalarıdır. Ülkemizde olduğu gibi sadece namaz kılınıp dua ile

kapatılan bir yer değil, günün her saatinde ve hayatın her alanına girmiş bir

yapısı var.

Tüm camilerin bünyesinde helal ürünler satan marketler ve

hiç olmazsa aperatif yiyecekler bulunduran kafeteryalar ve kahvehaneler var.

Nasıl ki İslam kültüründe şehirler cami merkezli inşa

edilmişlerse, Avrupa da bunu gözlemlemek mümkün. Avrupa da Türkler çoğunlukla

camiye yakın yerde oturuyorlar. Senin evin nerede diye sorulduğunda, filan

cami civarında diyerek adres tanımı yapılıyor. Çünkü Türklerin buluşma yeri

cami.

                                    ***

Camiler, Türkiye den gelenlerin toplanma, buluşma ve

haberleşme yerleri. İş sonu fırsat bulan herkes, hiç olmazsa günde bir defa

camiye uğrar. Konsolosluk dahi duyuruları buradan yapıyor. Panolara asılı

duyurulardan nerede ne oluyor Türkiye den gelen giden vs. gibi her türlü

bilgilere ulaşmak mümkün.

Konferans, toplantı, seminer vs. etkinlikler için de en

güzel yer caminin salonu. Gazete okumak ve Türk televizyonları, haberleri ve programları

seyretmek için en ideal mekân cami.

Bazı camilerde gençlere ve yaşlılara ayrı olmak üzere iki

farklı bölüm bulunuyor. Böylece her yaş grubu kendi akranıyla daha rahat

oturuyor.

Ayrıca düğün, nişan, mevlit gibi etkinlikler de camilerde

yapılıyor. Çünkü Avrupa da evler küçük, insanlar yer kiralamaktansa camilerin

salonlarını tercih ediyor.

Bütün bunların sonucu olarak namaz kılmayanlara bile

camilerde rastlamak mümkün. Çünkü cami külliyesinde herkese hitap eden bir

şeyler var.

Bu da aslında camilerde görev yapan hoca efendilere,

cemaat cezbetme açısından yol gösteriyor. Gelmiyorlar demek kolay!

Camiler bazen iç içe, bir nevi rekabet halinde olduğu

göze çarpıyor. Örneğin Almanya nın başkenti Berlin de bir binanın birinci

katını zamanında Milli Görüş cami yapmış. Daha sonra Diyanet gelmiş koca

Berlin de yer bulamamış, Milli Görüş ün bir alt katını cami olarak kiralamış.

Aynı binada altlı üstlü iki cami var. Bu hizmet açısından doğru bir durum

değil.

Almanya yla ilgili tespit ve diğer yorumlarımızı gelecek

yazıya bırakalım.