Almanya acı vatan... Kim demişse doğru demiş...

Abone Ol

Bundan epey zaman önceydi Almanya ya gidişim...Bu kadar

iç yangınıyla karşılaşacağımı nereden bilebilirdim ki... Ah Almanya, acı vatan

dedikleri kadar varsın sözleri dilimi tüylendirmişti...bir yutkunamama hali,

acı vatanın boğazıma yumruk olup oturmasıyla karşı karşıyaydım...neredeyse

nefes bile alamayacaktım...

Burada alamancı olarak görülen göçmenler orada da buraya

ait görülüyorlardı...İki ara bir dere halleri...Arada kalmışlık...Gemileri bir

türlü yakamamışlık...Onlar bana, ben onlara bakarken...ayakta eriyip ah ben ne

yapabilirim ki çarpıntılarıyla çaresizlik kalıplarına dökülmüştüm...

Gurbetçilerle bir konuşma sırasında onlar biraz çekingen,

biraz ürkek, çokca da hüzünbaz müstakil evlerde oturamadıklarından,

korktuklarından, neo-nazilerin evlerini kundakladıklarından söz ettiler.

Dediklerine göre apartman dairelerini tercih ediyorlardı...Olası bir kundaklama

ihtimaline karşın ellerinden gelen yalnızca buydu...

Hatta orada bulunduğum sıralarda bir gurbetçi evi

kundaklanmış, ancak ölen olmamıştı...

Buraya döndüğümde bu kundaklamaların nasıl olup da hiç

haber olmadığına, ülke gündemine nasıl olup da gelmediğine uzun süreler hayret

ettim...Şimdilerde üst üste ölümlerle gündeme geldiğinden ne yazık ki yalnızca

bu şekilde gelebildiğinden dolayı... Ah...Nasıl da üzgünüm...

Üzgünlüğümü katmerleyense hiç bir şey olmamış gibi,

haberlerin kıyısına köşesine tutunabilen bu gurbetçi ölümlerinin bizi hiç ırgalamaması, gündemin baş köşesine

oturamaması...Bizim meselemiz olamaması...

Hocam derdi; Hasan ı Hans a köle ettiler diye...

Karnını doyurmayı beceremediğimiz insanları gönderdiğimiz

o gurbet ellerde sahipsiz bırakmak...Kimsesiz koymak...Yanarak ölmelerine

vurdumduymazlıkla yalnızca seyirci kalmak...

Yok bizden insanlık dersleri sadır olmaz...

Ağır işçi olma çocuk...

Burada başlarını öne eğmemek için orada yemeyip içmeyip,

para biriktirmeye çalışmaları, son derece  insanlık dışı şartlarda yaşamayı göze almaları konusuysa...

Ah bu meselelere, asıl bu meselelere girersem çıkamam

diye korkuyorum...

Hiç unutmadığım kara gözlü bir çocuğun sözleriyle

geçiştireyim...

***

Evlerinde misafir kaldığım gurbetçilerin 7-8 yaşlarındaki

oğullarına ne olacaksın büyüyünce gibi saçma, laf olsun torba dolsun

kabilinden bir soru sormuştum...Oysa ellerini hızla iki yana savurup, aynı

hızlı cümlelerle çalışacam çalışacam ağır işçi olacam demişti...

O bilmez, nerden bilecek de...Onun hedefi, ağız dolusu

hayali benim uzun zamanlar içimden kalkmayan keder oldu...

Gurbet hikayelerine sonra devam edelim...Çok hatırlarsam

içimde unuttuklarımı. dayanmam güç...