Allahu Azimüşşân?ı tanıttırmamaya azmetmişler

Abone Ol

ESKİDEN müşrikler varmış, putlara taparlarmış,

küfürlerini açıkça ilan ederlermiş. Onlar kız çocuklarını diri diri kuma

gömerlermiş.

Sonraları müşriklik kılık değiştirdi. Çağdaş ve post

modern hale geldi. Eskiden dikilen Lat, Menat, Uzza gibi putların yerine;

Dolar, Euro, hisse senetleri, lüks hayat, lezzetli yiyecekler, lüks meskenler,

lüks binekler, lüks eşyalar putlarını koydular. Mekke müşrikleri kızlarını diri

diri kuma gömüyorlardı. Post modern müşrikler, hanım tâifesini, nefislerinin

pis arzularını tatmin vasıtası olarak kullanmaya başladı. Onları nefisleri

canavarlaştıracak kıyafetlerle meydanlara saldı, sözde kadın hürriyeti

yalanıyla kadınları köleleştirmek ve pespaye hale getirmek için iğrenç oyunlar

sergiledi.

Müşrik tâifesi bir ara Marksist, Ateist gibi isimlerle

meydanlara çıktılar. Daha türlü isimler takındılar. İsimler değişse de yapı

aynıydı: Allahu Azimüşşân ın isimlerinden, sıfatlarından, ef alinden

gâfillerdi.

Halbuki bir tek hava zerresi bile gözleri açmaya yeterdi.

Cenab-ı Hakk ın bu dünyayı yaratmasından bu yana bu dünya üzerinde yaşayan ne

kadar canlı varsa, hepsinin suretleri ve sesleri bir tek hava zerresinde

kayıtlıdır. Bir hava zerresi; hem ses ve görüntüyü kaydetmekte, hem bu ses ve

görüntülerin naklini gerçekleştirmekte, hem elektriğin sevkini, hem ateşin

yanmasını hem bitkilerin döllenmesini temin etmekte, hem araçlardaki

akaryakıtın yanarak bütün vasıtaların hareketine sebep olmakta, daha yığınla

işleri Allah ın izniyle yapmaktadır. Her bir hava zerresi birer memur-u

İlâhî dir. Yani Allahu Azimüşşân dan aldığı emri aksatmadan yerine getiren bir

memurudur.

Allahu Azimüşşân ı tanımak için bir elma tanesi yeter.

Bir tek elmanın vücuda gelmesi için bütün bu kâinatın âhenkle çalışması;

güneşin, ayın, dünyanın ve bütün galaksilerin muntazaman dönmesi, mevsimlerin

meydana gelmesi gerekir. O renk, o koku, o tat, o güzellik hep Allahu Teâlâ nın

isimlerinin tecellileridir. Cenab-ı Hak, Rahman, Rahim, Hakîm, Kerîm, Rezzak,

Vedûd isimleriyle tecelli etmekte, biz insanlara hediye vermekte, bizleri

sevdiğini göstermekte, bu nimetlere karşı bizim de kendisini sevmemizi ve

sevgimizi ibadet ve taatla göstermemizi istemektedir.

İnsanlar bir tuhaf olmuş. Allah u Azimüşşân ın varlığına,

birliğine dâir hadsiz hesapsız delillere karşı gözlerini kapamakta, mevcudatın

Tesbihini, Tahmidini, Tekbirini duymazdan gelmektedir.

Bazen hafta sonu aldığım bazı gazetelerin sayfa sayısı,

ilaveleriyle birlikte yüz küsur etmekte. Bu kadar sayfalık gazeteleri satır

satır okumuş olsanız, bir tek Allah kelimesine rastlayamazsınız. Bu nasıl

inatçı bir kör bakışıdır. Bir İslâm ülkesinde bu ne tuhaf bir durumdur. O kadar

yazar arasında birinin yazısında Allah u Teâlâ nın ismi ve İslâm kültürüyle

ilgili birkaç cümle geçmez mi Bu ne inattır Buna, keçi inadı demek az

gelir.

Bir zaman bir politikacı varmış. Ona, Sen hiç Allah

demiyorsun. Oysa partimizin oy alabilmesi için bu Müslüman halkın duygularına

saygılı olmak gerekir demişler. O da bu söylenilenleri dikkate alacağını

söylemiş. Bir şehir meydanında konuşma yaptıktan sonra oradan ayrılmış. Yakın

kurmayları, Efendim, yine Allah tan bahsetmediniz demişler. O meşhur sîma

da, Allaha ısmarladık, dedim ya! demiş.

Bu hayal mahsulü bir hikâye değil, ülkemizde cereyan

etmiş bir hâdisedir. O sima, bir cümlenin içerisinde Allah kelimesini geçirmeye

başlamıştı. Günümüzde birtakım medyada bir kelimecik olsun Allah kelimesi

geçmiyor. Aynı inat ders kitaplarında da yapılıyor. Bin yıllık bir İslâm

ülkesinde, bu inat ve at gözlüklü bakış tarzı karşısında pes doğrusu!

demekten kendimizi alamıyoruz.