Allah'ı (t)anıyor musunuz?

Abone Ol

Kul, Allah ın isim ve sıfatlarını öğrenerek Allah ı

(C.C.) tanır. Tanıyınca da O nu sever, böylece gerçek kul olur. Biz, Allah ın

zatını ve mahiyetini bilemediğimiz ve kavrayamadığımız için O nu isim ve

sıfatlarıyla tanırız. Bu isim ve sıfatlarıyla dilimiz, kalbimiz ve bütün

uzuvlarımızla anarak zikrederiz. Bununla beraber asıl zikir amellerimizi O nun

kurallarıyla şekillendirmek olduğu şuuruyla yaşarız.

Anmak, zikretmek, hatırlamak demek, Allah ı dil ve kalp

ile yâd etmek ve hayatı duyarak yaşayıp hemen hemen her nesneden Allah a ait

bir mesaj almak demektir. Asıl olan kalp ve kalbe bağlı bütün duyguların bu

anmaya bağlanmasıdır.

Zikirden kastedilen anma, unutan bir kimsenin

hatırlaması, hatırlamanın da sürekli olması ve bunun insan tabiatının bir yanı

haline gelmesi gerekmektedir. Bu bakış açısıyla ifade etmemiz gerekirse namaz,

oruç, hac, zekât, tefekkür, tezekkür ve teşekkür (şükür) etmek de birer

zikirdir.

Biz Allah ı kesinlikle isim ve sıfatlarını öğrenerek

tanıyacağız. Diğer taraftan da: Anın beni ki, anayım sizi (Bakara Suresi,

ayet: 152) ayetiyle emir buyrulduğu gibi biz, Allah ı zikrimiz, tefekkürümüz,

şükrümüz ve ibadetlerimizle anacağız. Allah (C.C.) da bizi lütuf, ikram ve

ihsanlarıyla anacak. Böyle yaparsak Allah (C.C.) bizlere lütuflar ve ihsanlar

yağdırır. Biz dünyevi işlerimiz arasında Allah ı unutmayacağız/anacağız ki, o

zaman Allah bizi ikramlarıyla şereflendirir. Biz rahat olduğumuz zaman Allah ı

dilimizden düşürmez, kalbimizle anarsak, Allah (C.C.) da rahatımızı kaçıran

hadiseler karşısında rahmet bulutlarını üzerimize gönderir.

Allah (C.C.) Kur an-ı Kerim de, Beni anmak için namaz

kıl (Tâhâ Suresi, ayet: 14) buyurmuştur. Bu, Allah ı anmanın bir yolu olarak

bildirilmiştir.

İyilikler kötülükleri giderir. İşte bu Allah ı ananlar

için bir hatırlatmadır. (Hûd Suresi, ayet: 114). Bu ayette namazın

hatırlatıcı gücüne dikkatlerimiz çekilmiştir.

Allah ı anmanın/zikretmenin belirli bir zamanı/vakti

yoktur. Buyrulur ki: Onlar (müminler) Allah ı ayakta, oturarak, hatta yan

gelip yatarken de anarlar (Âl-i İmran Suresi, âyet: 191). Bu âyet, Allah ı

anmanın bir engeli olmadığını ifade eder.

Şu ayet de Müslümanlara Allah ı (C.C.) anmak konusunda

açık bir emirdir. Buyrulur ki: Ey iman edenler! Allah ı sık sık anın, çok

zikredin. Sabah, akşam takdis (her hususta noksansız) ve tenzih (kusursuz

olduğunu ikrar) edin (Ahzab Suresi, ayet: 41 42)

Bu ayetlerle biz müminlere bir hedef işaret edilmiştir.

O nu gücümüz yettiğince anmaya/zikretmeye gayret edeceğiz. Biraz önce ifade

ettiğimiz Âl-i İmran Suresi, 191 inci âyeti amellerimizle Rabbimizi nasıl

anmamız gerektiğini bizim özelliğimiz olarak açıkça belirtmiştir. Böyle olursa

Allah ı (C.C.) anmadığınız bir an bile olmaz.

İbrahim Suresi 34 üncü ayetinde de: Allah ın nimetlerini

saymaya kalksanız asla sayamazsınız buyrulmuştur. Her nimet için iki şükür

gerekir. Ne kadar ansak ve şükretsek gereğini yerine getiremeyiz. Allah ın

nimetlerine karşı kör ve nankör olanlar dünyada da ahirette de helâkten

kurtulamazlar.

Allah ı anmamız sürekli olmalı ve bu, bizim tabiatımızın

bir yanı haline gelmelidir. Böyle olursa O nu anmış sayılırız ve O nun

tarafından da anılanlar arasına girmiş oluruz.