Allah’ı büyük  bil ve düşün!

Abone Ol

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM;

BUGÜN, Kur’an’ın indirildiği mübarek aydaki gün ve gecelerin tamamlanmasının ardından Ramazan Bayramı’na kavuştuk. Allah’a hamd ediyoruz. Bu vesileyle siz kıymetli okurlarımız, gazetemiz çalışanları ve İslâm âleminin bayramlarını tebrik ediyorum. Hayırlara vesile olsun!

Bayramlar Allah’ı büyük bilme, tefekkür etme günleridir. Bayram tekbirlerinin sebebi budur. Ayrıca, Rabbimizin emirlerini dikkate alarak durumumuzu tefekkür etmeli, kendimize çekidüzen vermeliyiz. Çevremize, Müslümanlara (ümmete) karşı görevlerimizi hatırlamalıyız.

Bayram günlerinde yapılacak en önemli ibadet anne, baba, kardeş, akraba ve dostlarımızı ziyaret etmektir. Zira akraba ziyareti, “Sevabı en çabuk gelen, Allah’ı en çok hoşnut eden bir ibadettir.” (Taberanî)

Fıkıh kitapları akraba bağlarını devam ettirmeyi “Sıla-ı Rahîm” terimiyle anlatır. Akrabalarla iletişimin Allah’ın önde gelen isimlerinden “Rahîm” kelimesiyle anılması bu ibadetin önemini ortaya koymaktadır. Besmelede de geçen “Rahman” ve “Rahîm” (c.c.) isimleri Allah’ın yarattığı varlıklara karşı merhametini, şefkatini, iyiliğini anlatır. “Rahman” ismi dünyada tüm varlıklara merhametini; “Rahîm” ismi ise, dünyada iken İslâm’a göre bir hayat yaşayanları cennetine koyarak âhiretteki merhametini kapsar.

Akraba ziyaretinin Allah’ın “Rahîm” ismi ile anılması, bu ibadeti yerine getirenlerin cennete konulacağına işarettir.

İşte Peygamberimizin (s.a.v.) müjdesi: “Kim rızkının genişlemesini, ömrünün uzamasını (bereketlenmesini) isterse Sıla-ı Rahîm yapsın.” (Buharî)

Bayram günleri, akraba ziyaretleri için bize verilmiş en güzel fırsattır. Fırsatı ganimet bilelim.

KARDEŞLİK GÖREVİMİZ

BAYRAMLARDA tefekkürümüzü zenginleştirelim. Allah’ın birbirimizi “kardeş” yaptığı dünya Müslümanları ne durumda! Nerede acı, kan ve gözyaşı varsa, orası bir İslâm ülkesi! Nerede açlık, yoksulluk, çatışma, savaş, zulüm varsa, oralarda Müslümanlar yaşıyor! Onların dertleriyle dertlenme sorumluluğumuzu unutmayalım!

Bazı Somalili Müslümanlar, Suudi Arabistanlı müftüye sordular: “Hocam, biz ne sahur yapabiliyoruz; ne de iftar! Orucumuz kabul olur mu?”

Yemen’de milyonlarca Müslüman ölümle sonuçlanabilecek açlığın pençesinde! Arakan daha kötü durumda! Afrika, yeraltı kaynakları bakımından dünyanın en zengin kıtası. Orada da milyonlar açlığın girdabında. Batılılar Afrika’yı sömürüyor; onları yoksulluğa terk ediyorlar. İslâm dünyası perişan…

Filistinliler 72 senedir huzura hasret. Dünyanın jandarmalığına soyunan zalim çete ve çömezi durumundaki Siyonistler yıllardır Filistin bölgesini işgal altında tutuyor. Dünyanın gözü önünde zulmediyor. Filistinliler bölgenin yerlileri. İsrail ve ABD işgalci…

Gazze kuşatma altında. Filistinli gençler acımasızca öldürülüyor. Filistinli liderler keyfi olarak tutuklanıyor. Mescid-i Aksa’ya saldırılar hız kesmiyor. ABD, “Yüzyılın Anlaşması” diyerek Filistin’i bitirmeye çalışıyor.

Rabbimizin, “Hepiniz birlikte İslâm’a sarılın” (Âl-i İmran, 3) buyruğu var. Bu emir; bir, beraber olarak güç birliği yapma görevini yüklüyor Müslümanlara. İslâm Birliği’ni kurma görev ve sorumluluğumuz var. İslâm Birliği’ni “hayal” olarak görenler Allah’ın bu emrini nereye koyacak; ümmetin problemlerini nasıl çözecekler?

KUDÜS GÖREVİ ÜMMETİN

KUDÜS, Mekke ve Medine’den sonraki kutsal şehrimiz. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa, Mescid-i Haram (Kâbe) ile birlikte zikredilmiş. (İsrâ, 1) Mescid-i Aksa anlatılırken; Kudüs ve Filistin bölgesi kastedilerek, “Etrafını mübarek kıldık” ifadesi kullanılır. Efendimizin (s.a.v.) miraca yükseldiği, peygamberlerin ayak bastığı bu kutsal toprakların asıl sahibi Müslümanlar!

Dünya Müslümanları Ramazan ayının son Cuma’sını “Kudüs Günü” olarak anıyor. Kudüs’te yaşayan 450 bin Müslüman dünyanın gözü önünde eriyor.

Geçtiğimiz Cuma, Cumartesi günleri Anadolu Gençlik Derneği şubeleri “Kudüs, Mescid-i Aksa ve işgal alındaki Filistin’e sahip çıkmak, Müslümanları uyarmak için “basın açıklamaları” yaptılar. İHH İstanbul’da Özgür Kudüs Yürüyüşü’nü gerçekleştirdi.

AGD, Ankara’da, Kudüs Günü’nde “Ümmetin Birlik ve Diriliş Günü” başlıklı konferansla görevlerimizi hatırlattı. Programda konuşan Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk, “Batı iyilik ve insanlıktan değil; güçten anlar” diyerek, İslâm Birliği’ni kurma zaruretini anlattı.

Programa ev sahipliği yapan AGD Genel Başkanı Salih Turhan, “Kudüs İslâm dünyasının sorunudur. Yönetimi Müslümanların hakkıdır” sözünü etti. Sömürü düzeninden kurtulmanın yolunun Kudüs’ü fethetmekten geçtiğini söyledi.

Davut, Süleyman ve sonraki peygamberler (a.s.) döneminde Kudüs barış yurduydu. Hz. Ömer (r.a.), Selâhaddin Eyyûbî dönemleri de öyle! Adaletin hâkim olduğu sistemde Kudüs barış yurdu oluyor.

Kuvveti üstün tutan, bencil ve çıkarcı Batılılar Kudüs’ü zulüm, savaş, çatışma diyarı haline getirdiler. Zulüm artarak sürüyor. Kudüs yeni Ömer, Selâhaddin gibi yiğitlerini bekliyor.