Allah’a savaş açanlar

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Dünyada meydana gelen olayları Kur’an’la okumayanlar, doğru tarafta yer alamazlar. Yolunu Kur’an’la bulmayanlar, inkârcı Siyonistlerin, haçlı müşrik Batı’nın, işbirlikçi münafıkların, zulüm yükünü taşıyan köleler olurlar. Günümüz dünyasında, İslam’la savaşmayı amaç edinmiş ABD, AB rejimi ve Siyonist ideolojinin terör örgütü İsrail, gerçekte faizci kapitalist düzenle Allah’a savaş açmış zalimlerdir. Bunların en iyi yaptıkları şey, yeryüzünde fesat çıkarmak, fert ve toplumları, insani ve vicdani değerlerden uzaklaştırmaktır. Bunların tamamı Firavun ve Nemrut zihniyetli topluluklardır. Bugün görülmüştür ki, dünyanın yönetimi, kendilerini haşa Allah’tan dahi güçlü gören bu azgınların eline bırakılamaz. Bunlara karşı mücadele etmek, her insanın ve Müslüman’ın temel görevidir. Gazze’de işledikleri soykırımın ulaştığı seviye, hiçbir kelimeyle izah edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Ne yazık ki, dünyanın her tarafında, özellikle İslam coğrafyasında insanlık ölmüş, vicdanlar mühürlenmiş, hidayet, feraset ve dirayet adına ne kadar erdem varsa, sinelerden sökülüp atılmıştır. Müslüman toplumlar, faizle etkisiz hale getirilmiştir. Haram lokmalarla sindirilmiş, materyalist itikatlı eğitimle, ne kadar yerli ve milli değerler varsa yok edilmiştir. ABD ve İsrail aleyhinde kimse bir çift laf bile söyleyemez hale gelmiştir. Dünyada, bunlara kaşı savaşı göze alan Gazzeli bir avuç kahraman insanın dışında, şuurlu bir Müslüman topluluğun kalmadığı görülmüştür. Allah onlardan razı olsun. Onlar, hayatları pahasına Müslümanların izzetini korumaya devam ediyorlar. Adı Müslüman çoğunluk, düşmanlarının yanında yer almış olmasına rağmen, onlar bu cihattan geri durmuyorlar. Müslüman toplumların şu ayet üzerinde derin bir şekilde tefekkür etmesi gerekir. Bakara 278-279: “Ey iman edenler, Allah’tan ittika edin. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Eğer böyle yapmazsanız, faizden vazgeçmezseniz, o zaman Allah ve Resulü’yle savaşa girmiş olduğunuzu bilin…” Bu savaşın içine bizi Siyonistler ve Haçlılar sokuyor ki, biz onlara karşı vermemiz gereken mücadeleden dönelim. Bunun yüzünden bu zalimlerle mücadele edemiyoruz.  

FAİZCİ DÜZENLER

Kur’an’ın açıkladığı gerçeklerin ışığında rahatlıkla diyebiliriz ki; ekonomik dizeni faize dayanan tüm rejimler, Allah’a karşı savaş halindedir. Esasen Allah’a karşı savaşan rejimleri tanımak için faiz, çok önemli bir karinedir. Bir Müslüman, zalim bir rejimi tanımak istediğinde, onun ekonomik düzeninin faize dayanıp dayanmadığına bakar. Bir ülkede ekonomik düzen faize dayanıyorsa, bu zulüm düzenini yürüten iktidarlar, Allah’a ve Resulü’ne karşı savaş halindedir demektir. Böyle bir düzeni sonlandırıp, yerine içinde faiz olmayan adil bir düzeni ikameye çalışmak, bu mücadeleyi verenlere yardımcı olmak, bir insanlık ve Müslümanlık görevidir.

Faizci düzeni yürütenler, ben Müslümanım diyen bir kadro dahi olsa, bu gafillere destek olmak değil, onlarla mücadele etmek gerekir. Allah’ın emrine itaatten kaçınanlar, İslam’ın adil düzenine itibar etmeyenler, hak nazarında şeytanın kulu ve kölesi sayılırlar. Faizci kapitalist düzen, üç haram üzerine inşa edilmiştir. Bunlar; faiz, haksız vergiler ve israftır. Bu üç günahı işleyen, işlenmesine sebep olan her fert ve toplum zalimdir. Allah, zalimlere yönelmeyi yasaklamıştır. Hud 113: “Sakın zalimlere meyletmeyin; yoksa onları saracak ateş size de dokunur…” Günümüzde toplumu saran maddi ve manevi krizin önemli sebeplerinden birisi de, faizci kapitalist düzeni yürüten zalim bir kadroya meyledip destek olmalarındandır. ABD ve İsrail’i stratejik ortak edinmek, bunların zulümlerine sessiz kalmak, şuurlu bir Müslüman’ın tercih edeceği bir yol olamaz. Hakka batıl karıştıran bir anlayışa, İslam’a din ve düzen olarak teslim olanlar, rıza göstermezler. Çünkü İslam, sentezciliği kabul etmez. 

ŞER LİDERLERİ

Siyonizm’in, ABD faşizminin, AB ifsadının ürünü olan faizci kapitalist düzene, materyalist eğitime, küresel zulüm rejimine karşı savaşmayan ve etrafına topladıkları Müslümanlara İslam’ın adil düzenini hâkim kılma hedefini göstermek yerine, zulüm düzenlerine köle olma yolunu gösteren önderler, Allah’ın yolunda değil, şeytan kurgusu ABD, AB ve İsrail’in yolundadır. Bunların saf tuttuğu yer, Allah’a karşı savaş halinde olanların safıdır. Allah’a karşı savaşmakla, Allah’a karşı savaşanlardan medet ummak arasında herhangi bir fark yoktur. Sonuç olarak diyebiliriz ki; yeryüzünde en büyük kriz, Allah’a karşı savaş açan ABD ve İsrail’in insafına sığınarak, onlardan iktidar dilenmektir. Onlara güvenildiği kadar, Allah’a güvenmemektir. Bu zilletten kurtuluşun tek yolu Millî Görüş’e dönmektir. Millî Görüş’e dönmek demek; “bana ne Amerika’dan” diyerek “İsrail güçten anlar” duruşuyla, İslam Birliği’ni ve İslam NATO’sunu kurmuş olarak, bütün zalimlere diz çöktürebilmenin mücadelesini vermektir. Bu iş ifsat ve şer işlerin peşinde koşan lider ve çıkarcı kadrolarla olmaz. Bu ancak ıslah, hak ve adil işlerin peşinde koşan Millî Görüş’ün lider ve inanmış kadrolarıyla başarılır.  

KIYAM

Kıyam; sözlükte, ayağa kalkmak, ayakta durmak, sabit olmak, bir şeyi gözetlemek gibi anlamlara gelir. Kavram olarak kıyam; namazda ayakta durmaya denildiği gibi, haksızlığa karşı başkaldırmak anlamında da kullanılır. Aynı zamanda kıyam; Allah’ın varlığının kendinden olmasına da denir. Recai Kutan abimizin; “Mazlumlar kıyam etmeden; yani ayağa kalmadan, zalimler diz çökmez” sözü, zulüm karşında kıyam edip direnmeyi ifade eder. Müslüman, İslam’a inanarak Allah’a teslim olmuştur. O’nun dışındaki bütün batıl ilah ve düzenleri, hileli rejimlerini reddetmiştir. Bundan dolayı şuurlu Müslüman bir topluluk, zalimlerin bütün dayatmalarına boyun eğmeyerek kıyam eder. İslam’ın izzetine uygun düşmeyen, işbirlikçilik gibi zillet ve onursuzluğa rıza göstermez. Müslüman’ın zulüm karşısındaki kıyamı, Allah yolunda cihattır, uyanıklık ve diriliştir. Selam hidayete tabi olanlara…