Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Gam ve keder; tasa, dert, elem, kaygı ve can sıkıntısı anlamında kullanılır. Hak ile batıl iki yoldur. Hak, inananlarını cennete götürür, batıl ise taraftarlarını cehenneme götürür. Allah’ın elçisi olan peygamberler ve onların izinden yürüyen müminler insanları, “cennete” gitsinler diye hakka çağırırlar. Şeytan ve şeytanın adımlarını takip eden inkârcılar, müşrikler ve münafıklar ise insanları, “cehenneme” girsinler diye batıla, yani inkâra, şirke, münafıklığa çağırırlar. Bu yüzden hak ile batıl, birbiriyle mücadele halindedir. Bu mücadele, ilk insan Hz. Âdem’den kıyamete kadar devam edecektir. Yeryüzünde işlenen ilk cinayet, Hz. Âdem’in oğlu Kabil’in işlediği cinayetidir. Kabil, kardeşi Habil’i elde etmek istediği dünyalık için öldürmüştür. Peygamberimiz buyuruyor: “Haksız olarak öldürülen her kişinin kanından bir pay, Âdem’in ilk oğluna (Kabil’e) ayrılır. Çünkü o, insan öldürme çığırını ilk başlatan kişidir.” (Buhari ve Müslim) Mal ve makam hırsı da, insanı helak olmaya götürür. “İnsanoğlunun bir dere dolusu altını olsa, bir dere daha ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Ama Allah, tövbe edenin tövbesini kabul eder.” (Buhari ve Müslim) Allah, ikazlara uymayan, şımaran, hak yoldan sapan toplulukları helak etmiştir. İlk helak olan topluluk, Nuh (a.s)’ın kavimidir. Bundan sonra isyan eden nice topluluk ve şahısları helak eden Allah’tır. ENAM 6: “Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık.”Bu kavim ve şahısları helak olmaya inkâr, şirk, nifak, faiz , insanların ve kamunun malını gasbedip haksız olarak yemek, içki, kumar, zina, sapık cinsel ilişkiler, zulüm gibi büyük günahları taşımıştır.
SAADET PARTİSİ ’NİN BAŞINA GELENLER
Akıl sahibi insanlar olarak bilmeliyiz ki, bizim dünya hayatımız bir imtihandır. Bizi bu dünya hayatında imtihan eden Allah’tır. Bu imtihan, bir hak-batıl mücadelesi imtihanıdır. Günümüzde hak-batıl mücadelesi; hakkı temsil eden Milli Görüş -Saadet Partisi, Müslüman Topluluklar Birliği ile batılı temsil eden ırkçı emperyalist ABD , İsrail , Haçlı AB ve işbirlikçiler teşkilatı arasında geçmektedir. Milli Görüşün-Saadet Partisinin, Müslüman Topluluklar Birliğinin başına gelenler, bu imtihanın bir yansıması olarak, hakkı temsil edip, batıla karşı yürüttüğü mücadelenin doğal sonucudur. Bu mücadeleyi geçmişte yürüten Peygamberler ve inananların başına gelenler, bugün aynısı ile bizim başımıza da gelmektedir. Onların imtihan olduğu şeylerden biz imtihan oluyoruz. Çünkü hak yolda cihat etmenin bir bedeli vardır. Hak yolda cihat etmenin bedeli ise, batılı savunanların ve işbirlikçilerinin ürettiği sıkıntılara, bela ve musibetlere sabretmek ve hak davanın hâkim olması için kararlı bir şekilde cihat etmeye devam etmektir. Bizim sahibimiz Allah’tır. Allah, kendi yolunda yürüyen ve cihat edene yeter. ALİ İMRAN 173: “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.”Biz, Allah’a inanan, güvenen ve O’ndan korkan bir ümmetiz. TALAK 3: “…Kim de Allah’a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip gerçekleştirendir. Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır.” Şuurlu bir Milli Görüşçü, başına gelen bela ve musibetleri rahmet sayar ve Allah’ın kendisine bir iltifatı olarak görür ve daha fazla inancına sarılır ve Allah yolundaki cihadını artırır. ALİ İMRAN 139: “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmişseniz üstün gelecek olan sizlersiniz.”Bir Milli Görüşçü, işini Allah’a sığınarak görürse başarılı olur. “Allah var, gam ve keder yok”diyebildiğimiz ölçüde gam ve keder bizi terk edecektir. Şair şöyle demiş; “Ateşini söndürdün, suyunda kaldın / Sütünü içtin de koyunda kaldın / Bir ömür yaşadın, oyunda kaldın / Dünyayı evlattan, maldan mı sandın?” Dünya bize emanettir, bedenimiz, kullandığımız nimetler bize emanettir. Neden biz, bize emanet edilen şeyleri, emanetin sahibine karşı kullanarak düşmanca tavırların içine gireriz ki. Halbu ki, bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibaret değil midir? ANKEBUT 64: “Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir.” Bunu bildiği halde, Kâbe’de tavaf ederken kardeşine niçin dirsek atar insan? Bu böyle oluyor, çünkü herkes karakterinin, cibilliyetinin gereğini yapıyor. İSRA 84: “De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.” Kimin doğru yolda olduğunu Allah biliyor. “Saadet Partisi ana çizgisinden sapmıştır” diyerek, elde etmek istediği dünyalık için “Saadete kuyu kazarak” kendisine bir meşruiyet alanı açmaya çalışanlar, geçmişte olduğu gibi kazdıkları kuyuya eninde sonunda kendileri düşerler. Düşülen bu duruma şakşakçılar değil yine bizler üzülürüz.
ÖNEMLİ OLAN
“Ağılda oğlak doğunca derede otu biter.” demiş ecdadımız. Haram ve şüpheli paralar ile geçim de cihat da olmaz.“O dilerse azlar çok olur / O dilerse varlar yok olur / O dilerse açlar tok olur / Tokluğu paradan puldan mı sandın?” diyen, ne güzel demiş. Milli Görüşçüler olarak derdimiz, Erbakan Hocamızın bize talim ettiği edep ve istikamet yolunda ittifak edip hedefe doğru yol almaktır. Hud 112:“O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol”buyurmuş Rabbimiz... Zelil olmamak için İslam’ca bir hayat sürmek, ancak Allah’a güvenip “din ve düzen” olarak İslam’a teslim olmakla olur. Selam hidayete tabi olanlara…