Gündem

Allah şah damarımızdan daha yakın

Allah şah damarımızdan daha yakın

Abone Ol

"Bazı İslami çevrelerde Allah‘ın bir enerji ve güç kaynağına benzetilerek, enerjinin trafolar vasıtasıyla insanlara ulaştırılabilineceğinin, trafosuz, insanın Allah‘a ulaşması ve güç akımının gerçekleşmesinin mümkün olamayacağının işlenmesi doğru Allah algısını zedeliyor. Bu yaklaşım çok tehlikeli ve sakıncalıdır."

Araştırma ve Kültür Vakfı‘nca düzenlenen "İnsan‘ın Anlam Arayışı" başlıklı konferansı, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi‘nden Prof. Dr. Yaşar Düzenli verdi. İslam ve vahyin nihayetinde bir dünya görüşü olduğunu söyleyen Düzenli, Kur‘an‘ın Rab ile başlayıp insanla bitmesinin Kur‘an‘ın Allah-insan ilişkisini düzeltmeyle uğraştığının bir ifadesi olduğunu söyledi. "Efela yetedebberun" yani "işlerin sonucunu düşünmez misiniz?" ayetinin insanın anlam arayışında kilit noktaya işaret eden bir ifade olduğunu söyleyen Düzenli, Kur‘an‘ın içinde çelişkiler olmayan ve iç bütünlüğü olan bir kitap olduğunu, bu bütünlüğü de muhatap olduğu insana aktardığını ifade etti.

Düzenli bugün Müslüman dünyaya bakıldığında zihinsel parçalanmışlığının görüldüğünün altını çizerek, parçacı anlayış ve algının neticesinde Allah ile peygamberi bütünlüklü göremediğimizi, devamında da bunun çözüm, huzur değil sorun ve bunalım ürettiğini kaydetti.

Dine parçacı yaklaşımdan uzaklaşmalıyız

Kur‘an ifadesiyle "Te‘vil-ül-Ehadis" yani olayları Kur‘an persfektinden doğru bir şekilde okumayı gerçekleştiremediğimizi ifade eden Düzenli, bugün ya geçmişte veya gelecekte hayal edilen, hayattan ve insandan bağımsız bir din algısının düzeltilmesi gerektiğini de ifade etti.

Dinin toplumu rehabilite etme özelliğinin doğal olarak var olduğunu, bunun da pek tabii dinden beklenen bir şey olduğunu, ancak dinin sadece toplumu rahabilite etmesi için dine bir rol biçilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyen Düzenli, "Dine sadece böyle bir rol verilmesi ve topluma arz edilmesi dine yapılan bir haksızlıktır." dedi.

Din insanın anlam arayışına cevaptır

Ahlak ve kimliğimiz dine bu türde yaklaşımlar neticesinde elden gitmekten kurtulamadığını belirttikten sonra Düzenli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Adem‘e isimlerin öğretilmesinin anlamı insanın anlam arayışına verilen cevaptır aslında. İnsan, Allah‘ı doğru anladığı sürece ona nispetle kendini anlamdırır.

Eğer yanlış bir Allah telakkisi varsa insanın kendini Allah-evren, Allah-insan ilişkilerini de doğru kuramaz."

Pisikosentez bilim dalının çağımızı "buhranlar çağı" olarak tanımladığını söyleyen Düzenli, insanlığın Allah‘ın evren ve insan arasındaki ilişkileri doğru anlamlandıramadığı ve konumlandıramadığı sürece "çağımızın buhranlar çağı" olmaktan kurtulamayacağını söyledi.

Doğru anlamın doğru davranışları beraberinde getirdiğini söylen Düzenli, klasik dönemde insan için yapılan "İnsan konuşan canlıdır" tanımının da doğru olmakla birlikte tatmin edici ve yeterli bir tanım olmadığının altını çizerek, bütün vahiylerin aslında insanın anlam arayışına verilen cevaplardan oluştuğunu söyledi.

Düzenli, Kur‘an‘da baştan sona kadar doksan dokuz ismi ile birlikte tam 6 binin üzerinde yerde Allah‘tan bahsedilmesinin bir anlamı olduğunu söyleyerek, "Bu kadar Allah‘tan bahseden Kur‘an bize Allah‘ı ispat etmeye uğraşmıyor. Ya ne anlatılıyor? Aslında Allah inancımızı doğru konumlandırmak içindir bunca ayetler, bahisler."

Çünkü Allah‘ın isbat edilmesinin yani, deney masasına yatırılmasının mümkün olmadığını ifade eden Düzenli, Allah inancının insanın kabiliyetinde ve fıtratında zaten var olduğunu söyleyerek, sınırlarını daha iyi anlayabileceği engin denizlerde, sınırsız olana sığınma ihtiyacını insanın daha iyi tecrübe ettiğini anlattı.

O ötelerde değil

"Müşriklerin Allah inancı vardı ama bu Allah inancı Kur‘an‘a uygun bir inanç değildi. Onların telakkisinde Allah, ulaşılamaz, ötelerde bir yerde ve hayata müdahil olmayan, kızları meleklerle oturan, Ancak ona yıkan olarak gördükleri aracı putlara yakın olmakla Allah‘a ulaşılabilinecek bir Allah tasavvuruydu." diyen Düzenli açıklamalarına şöyle devam etti: "Ama Kur‘an Allah‘ı isbatla uğraşmadı, çarpık olan Allah tasavvurunu düzeltmeye çalıştı. Bu Allah, ötelerde, ulaşılamayan ve vasıtalarla ancak ulaşılabilen bir Allah değildi. Şimdi ve burada olan, her an ve daim yaratan, bize şah damarımızdan daha yakın olan, gözlerin idrak edemediği, onun bütün gözleri idrak ettiği bir Allah‘tı."

Trafo benzetmesi çok yanlış

Allah‘ı kaybetmenin bütünü kaybetmek olduğunu söyledikten sonra Düzenli, Allah‘ın bir enerji ve güç kaynağına benzetilerek, bu enerjinin trafolar vasıtasıyla insanlara ulaştırılabilineceğini, trafosuz güç akımının yani Allah ile irtibatın insanı yakabileceği şeklindeki, bazı İslami çevrelerde temcit pilavı gibi işlenen, benzetmenin doğru Allah algısını zedelediğini, bu yaklaşımın çok tehlikeli ve sakıncalı olduğunu söyledi.