“Allah devlete zeval vermesin” duâsını dedelerimizden, büyüklerimizden sıklıkla duyardık. Bu duânın ehemmiyetini etrafımızdaki “devletsiz” hale gelmiş insanların durumunu görünce daha iyi anladık. Hele 15 Temmuz darbesi ve önceki gelişmeleri görünce, son deprem hâdisesini yaşayınca devletin ehemmiyetini daha iyi idrak ettik.
Devlet kurmak, Cenab-ı Hakk’ın emridir. Cenab-ı Hak 124 bin peygamber ve o peygamberlerle birlikte suhuf ve kitaplar ve İslâm dinini göndermiştir. Allah-u Teâlâ’nın bütün peygamberlerine emri, devlet kurmalarıdır. Bunun en müşahhas örneğini Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hayatında görmekteyiz. Allah’ın peygamberleri sadece ahlakî nasihatlerde bulunmak, dağda, kırda, bayırda ibadet etmek için gelmemişlerdir. Onların görevi; ya devlet kurmak, ya da mevcut devletlerin Allah’ın hükümlerine göre yönetilmesini sağlamaktı.
Peygamberlerin ve Peygamber Efendimizin “devlet kurma” ve “devlet yönetme” sünnetini, onlarca İslâm devleti uygulamıştır. Bu devletler içerisinde en başarılı olanlardan biri de Osmanlı Devleti’dir. Düşününüz, Osmanlı’nın terekesinden tam 42 devlet çıkmıştır. Üç kıtaya yayılmış bir coğrafyadaki bu kadar büyük devletleri tek çatı altında toplamak, bir sistemle yönetmek çok büyük mahâret gerektirir. Osmanlı Devleti bunu başarmıştır.
İnsanlarımız şu hususu tam olarak idrak edemiyor: Devlet başka, hükümet başka, Sistem başkadır. Allah ömür verirse, ileriki günlerde bu hususları etraflıca ele alıp inceleyeceğiz. Şimdilik ana hatlarıyla devlet mevhumu üzerinde duralım.
Allah esirgesin devlet olmasa, hepimiz perişan oluruz. Bakınız bir deprem hâdisesi oldu, iti, uğursuzu, hırsızı, arsızı ortalıkta cirit atmaya başladı. Allah razı olsun, askerlerimiz ve polislerimiz gereğini yaptı, o canavarların ortalığı kasıp kavurmasını engelledi.
Şu anda devletin bütün birimleri canla başla çalışıyor. “Devlet görevlisi” demek, fedakârlığı peşinen kabullenmiş insan demektir. Herkes devlet görevlisi olamaz. Şahsen ben olamam. Devlette görev almak, sırf para-pul, makam için yapılmaz. Askerlik, polislik ve diğer devlet hizmetleri çok zorlu görevlerdir. Bu işi yapmak için bir sevda lazımdır. “Ne var canım, 8 saat sıcacık mekanda oturuyorlar” diyenler, haydi gelin siz o kadar müddet bir mekanda durun bakalım. Hem sonra o mekanda 8 saat duranların çalışması olmasa, sen evinde nasıl huzur içerisinde yatacaksın?
Marketler açılınca ekmek almaya gittim, kasaya yöneldim, kasiyer; “Girişte isminizi telefonunuzu yazınız, ekmekler ücretsiz” dedi. Bütün fırınlarda ekmekler ücretsizdi. Ödemeyi “devlet” yapacaktı. Basit gibi görünen bir hareket, ama devletin sıcak elini görmek insana huzur veriyor.
Allah esirgesin devlet olmasa, memurlar, emekliler, evde hastalara bakanlar, dullar, yetimler maaşını nasıl ve nereden alacak?
Başta da dediğimiz gibi sistem ayrı, hükümet ayrı, devlet ayrıdır. Hükümetin devleti mahâretle yönetip yönetmediğini tartışabilirsiniz. Ya da meşrû yollardan hükümete tâlip olabilirsiniz, o ayrı konu. Ancak devlet mefhumunu yıpratmamak, hele darbelerle yıkmaya teşebbüs edenlere fırsat vermemek gerek.
17/25 Aralık devresiydi. Kitaplarımı yayınlayan bir yayınevine gittim. Masanın üzerinde Millî Gazete ile Zaman gazeteleri vardı. “Zamanın burada ne işi var?” dedim. Yayınevi sahibi, “Bu da kardeşimiz, o da kardeşimiz!” dedi. Ben de kendisine, “O kardeşimiz değil, devleti darbeyle ele geçirmeye çalışanların yayın organı!” dedim. Kitaplarımı yayınlıyor, ödemeyi düzgün yapıyorlardı. Ancak ben kendileriyle çalışamayacağımı bildirdim. Bir başka yayınevinin FETÖ’cü editör çalıştırmaya devam etmesi üzerine oradan da kitaplarımı çektim. (Sonradan o editör yurt dışına kaçtı)
Bu yazıyı niçin yazdım: Deprem vesilesi ile “fırsat bu fırsat” deyip devleti yıpratıcı faaliyetlerde bulunanları gördüğümüz için. Geçmişte “Gezi olaylarında” da gördük. Organizedeki hatalar, ihmaller elbette ki dile getirilebilir. Ancak tenkitlerimiz yapıcı olmalı. Şu anda en âcil ihtiyaç, barınma. Havalar çok soğuk. Allah herkesten razı olsun, yurdun dört bir yanından yardım yağıyor. İnşallah en kısa zamanda evleri yıkılan kardeşlerimize evleri yapılır. Bu yaralar sarılır. Allah devlete zeval vermesin…