Allah akıl fikir versin

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Cenab-ı Allah’ın bir kula vereceği en önemli nimetlerden birisi de, iktidar gücüdür. Cenab-ı Allah bu gücü mümin olsun, inkârcı, müşrik ve münafık olsun birçok insana ihsan etmiştir. Hz. Yusuf’un (a.s.) duasında bunu görmekteyiz, YUSUF 101: “Ey Rabbim, bana mülkten (iktidardan nasibimi)  verdin ve bana (gerçekte ve rüyada olan)  olayların hak yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan (Allah’ım), Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni salih kulların arasına kat.” Yusuf (a.s.) Mısır’a vezir olmuş, toplumun refah ve saadeti için çalışmıştır. Nemrut’un kıssasında ise bir başka karakteri görmekteyiz. BAKARA 258: “Allah, kendisine mülk (iktidar ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut’u) görmedin mi? …” Nemrut gibiler, kendilerine verilen iktidar nimetini kötüye kullandıkları için hep kınanmışlardır. Cenab-ı Allah, kimilerine de verilen iktidarı azgınlık için kullanmış olmalarından dolayı uyarıcılar göndermiştir. Musa ve Harun’u (a.s.) Firavun’a gönderdiği gibi: TAHA 43: “Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.” Musa ve Harun (a.s.) Firavun’a giderek hakkı tebliğ etmişler ve onunla en güzel bir şekilde mücadele etmişlerdir.

AZGIN FİRAVUN

Firavun’un azgınlığını da bize Kur’an, şöyle ifade etmektedir. ZUHRUF 51-54: “Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: Ey kavmim; Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâlâ görmüyor musunuz? Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan (Musa’dan) daha hayırlı değil miyim? O halde neden üzerine altından bilezikler atılmıyor veya onunla birlikte dizi dizi melekler gelmiyor? Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.”  Firavun; ey benim milletim diye nutuk atıyor. Bu Mısır’ın mülkiyeti ve iktidarı bana ait değil midir? Şu ayağımızın altın¬dan akan Nil dâhil bütün nehirler bana ait değil midir? Görmüyor musu¬nuz? Bunlar bana aittir. Söyleyin bakalım; Mısır ülkesine sahip olan, bu kadar toprağı, bu kadar nehirleri olan, bu kadar insanlara hâkim olan, insan mı daha hayırlıdır, yoksa şu hiçbir şeyi olmayan, fakir bir ailenin ço¬cuğu Musa mı daha hayırlıdır? Hangimiz iktidara ve liderliğe daha layığız? Madem kendisini Allah’ın gönderdiğini iddia ediyor. O halde Allah (c.c.) kendisine peygamberlikle beraber zenginlik verseydi ya. Firavun kavmini hafife aldı. Onlar da Firavun’a itaat ettiler. Rabbim, inkârcı ve zalim bir yönetimin iç dünyasının fotoğrafını veriyor. Firavun, kavmini insan yerine koymadı. O insanlar da Firavun’a itaat ederek, kula kul ol¬dular ve böylelikle kendi aşağılıklarını onaylamış oldular. Niçin böyle yaptılar? Çünkü onlar haktan batıla sapmış fasık bir toplum idiler. Cenab-ı Allah, önceki azgınlar gibi Firavun’u da helak etmiştir. FECR 6-14: “Rabbinin Ad kavmine, yüksek sütunlar (binalar) sahibi İrem’e ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud’a, kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun’a ne yaptığını görmedin mi? Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda (faiz, içki, kumar, zina, israf gibi) kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin, gerçekten gözetlemededir.” Allah adaletle hükmeder, iktidar verdiği kullarından da adaletle hükmedip yönetmelerini ister.

ADİL SÜLEYMAN

Hz. Süleyman (a.s.), Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak, hak ve adil bir iktidarın uyması gereken esaslar ile yapması gereken faaliyetlerin neler olduğunun, olması gerektiğinin örneğidir. Muazzam iktidar gücünü ve servetini kalbine koymayan, bunları emanet olarak değerlendiren, şükür ve kulluk görevini aksatmayan, kendisi alçak gönüllü, sade bir hayat yaşayan Hz. Süleyman, eline üç kuruşluk bir imkân ve kuvvet geçince din ve davadan uzaklaşıp dünyevileşen günümüz iktidar sahipleri için önemli bir referanstır. Hz. Süleyman’ı servet ve iktidar şımartmamıştır. O bunlarla olan imtihanını kazananlardan olmuştur. Günümüzün iktidar sahipleri bütün bunları değerlendirip, adil bir devlet başkanı olabilmeyi hedeflemelidir ki, hiçbir gölgenin bulunmadığı mahşer gününde arşın altında kendisine bir yer bulabilsin. İktidar istenecekse ABD’den değil, Hz. Süleyman’ın (a.s.) yaptığı gibi Cenab-ı Allah’tan istenmelidir. SAD 35: “Süleyman: Rabbim; beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın, dedi.” Cenab-ı Allah Peygamberimize de Mekke’den Medine’ye hicreti esnasında şu duayı yapmasını emretmiştir. İSRA 80: “De ki Rabbim, girilmesi gereken yere (Medine’ye), emniyetle girmemi sağla. Çıkılması gereken yerden (Mekke’den) emniyetle çıkmamı sağla. Bana kendi katından yardımcı bir güç, beni destekleyen bir devlet, kesin bir iktidar ver.” Bu iki dua, Müslüman bir şahsiyet için önemli iki belgedir. Müslüman ne isteyecekse, bunu ABD, İsrail ve AB’den değil, sadece Allah Teâlâ’dan ister.

HAK BİR İKTİDAR

Hak bir iktidar, hakkı ve haklılığı üstün tutar. “Faizci kapitalist düzen”i değil, “Adil Düzen”i esas alır. Yönettiği toplumu faiz ve haksız vergiler ile ezmez. İslam’ca eğitim yapar. AB’ye girmek yerine İslam Birliği’nin kurulmasına öncülük eder. Bu ölçüler istikametinde 17 yıldır Türkiye’yi tek başına yöneten AK Parti ve Erdoğan iktidarına “hak bir iktidar”dır diyebilir miyiz? Diyebilenlere Allah akıl fikir versin. Ülkemizde hak bir dava ve iktidarı için mücadele eden tek hareket Milli Görüş’tür. Bu hareketin tek temsilcisi de Saadet Partisi’dir. Selam hidayete tabi olanlara…