Alış veriş hastalığı

Abone Ol

Mağazalara ve marketlere günde birkaç kez uğrar ve aldığın

her parçada, eksikliğini hissettiğin bir şeyi yerine koyduğunu sanırsın.

Aldığın eşyalar, giysiler, aksasuarlar, harcadığın paralar ve gezdiğin mekanlar

aracılığıyla arkadaşların arasında bir yer edinmeye çalışır ve sevildiğini,

onların nazarında değerli olduğunu hissetmek istersin… Peşinde koşturduğun bir

sevgi kırıntısıdır ama ellerini her uzattığında boşluğa düşersin… İçini kasıp

kavuran o sızıyı dindirebilmek için her gün yeni bir şeyler alır ve aldığın her

parçada bir boşluğu doldurduğunu düşünürsün ama kendinle baş başa kaldığında

hiçbir şeyin değişmediğini görürsün… Eksik olan bir şeyler vardır ve sen bu

eksikliği gidermeye çalışmaktasındır fakat nasıl

Karanlıkta güneş arayan adamın durumuna düşüyorsun öyle

değil mi Yalnızlığını, sevgisizliğini ve manevi dünyandaki boşluğunu bir

şeylerle gidermeye çalışıyorsun ama olmuyor. Bu karanlık yollarda ışık araman

nafile, o yüzden önce neyi, niçin ve nerede araman gerektiğini bilmek

zorundasın.

Kendini kontrol edemediğin zamanlarda, alış veriş yapma

ihtiyacı hissediyor ve böylelikle daha güçlü ve etkili olabileceğini

düşünüyorsun. Aldığın her şey, geçici bir rahatlama veriyor ama bu pek uzun

sürmüyor. Bir süre sonra büyük bir pişmanlık ve öfke ile yeniden bir şeyler

aramaya koyuluyorsun…

Işığı güneşin saçlarında, suyu okyanusun bağrında araman

gerektiğini bilmezsen, bu arayışların hayat boyu sürer ama sen aradığına hiçbir

zaman ulaşamazsın.