İNSAN sorumlu bir yaratıktır. Hz. Ömer gözyaşları içinde,
Ya Rabbi, keşke beni bir saman çöpü olarak yaratmış olsaydın diye ağlarmış.
Bu dünyaya gelişin hikmeti Allah ı bilmek ve ona itaat
etmektir.
Allah a itaat etmek için Peygamberi (Salat ve selam olsun
ona) bilmek, ona biat ve itaat etmek gerekir.
İnsan ezelde, Elestbezminde, ruhlar bedenlere konulmadan
önce Allah ile ahd ü misak yapmıştır. Bu ahd ü misakı dünya hayatında
hatırlayanlar mü mindir.
Bu ahd ü misakı sadece hatırlamakla bitmez, gereklerini
yerine getirmek lazımdır.
Mü minin, Allah ı
Rab olarak tanıması, O dan razı olması ve emirlerini yerine getirip,
yasaklarından uzak durması gerekir.
İnsan melek değildir, günah işleyebilir, hata edebilir.
Lakin açıkta, açıkça, küstahça, cehren işlememelidir.
En ağır sorumluluk Müslüman âlimlerin ve idarecilerin
omuzlarındadır.
Âlimler halkı uyarmak, aydınlatmak, bilgilendirmek,
müjdelemek, korkutmak, teselli etmekle yükümlüdür.
Müslüman idareciler gerçek ve salih âlimlerle işbirliği
yaparak Ümmeti, Allah ın istediği şekilde yöneltmekle mükelleftir.
Allah bize güzel bir örnek ve model olarak bir Resul (Salat ve selam olsun ona) göndermiştir. İslam dinini, Kitabullahı en iyi bilen ve
anlayan odur. Allaha hakkıyla itaat ve kulluk etmek isteyenler Resulullah gibi
inanmalı, onun gibi ibadet etmeli, dünya işlerini onun istediği ve yaptığı gibi
görmeli, ahlakını onun ahlakına benzetmeye çalışmalıdır. Resulullaha itaat eden
ve uyan Allah a itaat etmiş olur, ona isyan eden Allah a isyan etmiş olur.
Müslümanın temel değerleri şunlardır:
İman=Tevhid İslam Kur an Sünnet Şeriat Ümmet
(Ümmetin realitede var olması için bütün mü minlerin râşid bir İmama biat ve
itaat etmesi gerekir.)
Bütün islamî cemaatlerin, tarikatlerin, toplulukların
yukarıda sayılan değerlere hizmet etmesi şarttır.
Ruhbanları erbab haline getirip putlaştırmak şirktir.
Cemaat ve tarikat amaç değil araçtır.
Din âlimliği terzilik, doktorluk, mühendislik,
lokantacılık, otelcilik gibi bir meslek değildir, ticarete ve zenginleşmeye
alet edilemez.
Rabbanî âlimlerin halka mutlaka nasihat etmesi gerekir.
Ben keyfime bakar küpümü doldururum diyenler kötü âlimlerdir, mekânları
Cehennemdir.
Âlimler sadece Müslümanlara nasihat etmekle kalmamalı,
gayr-i müslim insanları da uyarıp aydınlatmalı, onları hidayete
çağırmalıdır.
Vazifelerini sorumluluklarını yerine getirmeyen din
âlimleri ve Müslüman idareciler nasıl hesap verecekler
(İkinci Yazı)
Misafirlikte Yemek
1. Misafir, önüne getirilen yemeği yer. Ben bamya yemem,
ben patlıcan yemem, ben patates ben kapuska yemem gibi sözler çok ayıptır,
kabalıktır, nâdanlıktır, terbiyesizliktir.
2. Bir Şafiînin evine giden Hanefîye midye, karides,
kalamar, ıstakoz gibi yiyecekler ikram edilmez.
3. Bir Müslüman sofra sahibine, bu tavuk, bu et helal
midir mealinde sorular yöneltmek büyük kabalık, hakaret, ham sofuluktur.
Besmele çekilir ve yenir.
4. Perhiz yapmak bahanesiyle ziyafet sofrasında ekmek
yememek ayıptır, tilkiliktir, kurnazlıktır.
5. Şeker hastaları, mazeretlerini beyan ederek tatlı yemeyebilir.
6. Küçük bir çay bardağına birden fazla şeker
konulmamalıdır. (Yarım şeker koyarsa daha iyi olur. Bu, misafirliğe mahsus
değildir. Mâlum olduğu üzere şeker üç beyaz zehirden biridir, ya hiç
tüketilmemeli yahut çok az tüketilmelidir.)
7. Misafir çok aç da olsa, hiç aç değilmiş gibi sakin
sakin yemelidir. Yemeğe gözünü fincan, ağzını faraş gibi açarak saldırmak
bedeviliktir.
8. Ev sahibi çok ısrar ederse, biraz fazla yenilebilir.
9. Kibar, medenî, ince ruhlu, efendi Müslüman, yemek
yemesinden anlaşılır. Nasıl yediğini göreyim, senin ne mal olduğunu söylerim.
10. Ziyafet bir
lokantada veriliyorsa, davetli, listedeki en pahalı ve lüks yemeği seçmez. En
ucuzunu da seçmez, orta bir yemek ısmarlar. Karışık kebap ısmarlamaz, ızgara
köfte veya Adana kebap ısmarlayabilir.
11. Yemek ikram edene teşekkür etmemek, Allah a şükr
etmemek gibi olur.
12. Yemekten sonra ev sahibine, Yemekler çok
lezzetliydi, hazırlayanlara teşekkürlerimi arz ettiğimi bildirmenizi rica
ederim şeklinde taltifkâr bir cümle söylenmesi iyi olur.
13. Nakşî meşrebli gerçekten sofu kimselerin
sofralarında, etraftan duyulacak şekilde cehren besmele çekilmez, çok kısık
sesle yahut içinden çekilir.
14. Bugünkü daire evlerin durumu misafirin abdest
almasına pek müsait olmadığından ziyafete abdestli gidilir.
15. Yemekten sonra çay içilip sohbet edilirken gıybet
edilmez. Yemek esnasında veya sonrasında gıybet etmek, ölmüş kardeşinin etini
yemek gibi iğrenç ve çirkin bir günahtır.
16. Ev sahibi fakir veya muttaqi bir zat, yemek mönüsü
şunlardan ibaret: Tarhana çorbası, garnitürlü bulgur pilavı, salata, siyah erik
kurusu hoşafı. Bu mönü küçümsenmez, takdirle karşılanır, zevkle yenir, mutlu
olunur, şükr edilir.
17. Ziyafette karnı doymayan kimse, açığı ekmekle telafi
eder, aşırı katık istemez.
18. Misafirlerine ikram etmek çok güzel bir ahlaktır ama
israf etmemek, gurur ve kibir sergilememek, benim ziyafetim senin ziyafetinden
üstündür aptalca ve salakça havalarına girmemek şartıyla. Ziyafet vermede niyet
Allah için, O nun rızasını kazanmak maksadıyla ikram etmektir. Bu da Kur an,
Sünnet, ahlak sınırları içinde olur. Gösteriş ihlâsa aykırıdır. İsraf haramdır.
18.03.2015