Gündem

Alimler ve Bilginler diyarı Herat

Alimler ve Bilginler diyarı Herat

Abone Ol

Uçağımız Herat‘a yaklaşırken Hindikuş dağları geride kalıyor artık Horasan harcının kaynağı olana kırmızı Horasan toprakları üzerinde uçuyoruz.

Güneşin Horasan çöllerine vurduğu kızıllık bizlere farklı duygular yaşatıyor. Uçağımızın penceresinden Herat şehrini havadan seyrederken tarifi imkânsız duygular yaşıyoruz. Uçaktan Herat Ulu Camiinin ihtişamlı mimarisi ile birer füze gibi duran Herat Rasathaneleri, bize hoş geldin dercesine adeta el sallıyordu. Uçaktan güneş batarken iniyoruz. Herat‘ta bize rehberlik yapan Ahmet Hüseyni ve Abdullah Rahman Salih-i bizi karşılıyor. Güneşin ihtişamlı gurubu ile tarihi Herat şehrine doğru 80 yıl önce dikilen çam ağaçlarının altından geçerek gidiyoruz. Herat‘a çamlı şehir de deniyor. 80 yıl önce dikilen çam ağaçları eşeklerle sulanarak büyümüş. İşgaller ve iç savaş yüzünden çam ağaçlarının yüzde 60‘ı yok olmuş. Buna rağmen binlerce çam ağacı Herat‘ta farklı bir hava veriyor. Herirut Irmağı üzerinden geçerek Herat şehrine giriyoruz.Vakit akşam.Herat‘ta ilk durağımız Ulu Mescit oluyor.İslamiyet‘ten önce, burası ateşe tapılan bir mabetmiş. Bugün insanın aynı anda namaz kıldığı büyük bir camii.Gece olmasına rağmen ihtişamı bizi etkiliyor.Turkuaz renkli firuze çiniler, Horasan mimarisi ile yapılan minareler, caminin iç mimarisi ve cami görevlilerin bizi sıcak ve samimi karşılamamaları bizleri derinden etkiliyor.Herat‘ta  bulunduğumuz süre içersinde bu camiyi birkaç kez ziyaret ediyor, günün değişik saatlerinde Herat Ulu Camii‘nin muhteşem mimarisinin belgeselini çekiyoruz. Burası Horasan medeniyetinin ilk camisi tarihi şerbet kazanı üzerindeki kabartmalar ve ayeti kerimeler ile süslü caminin ihtişamlı Horasan mimarisinden etkilenerek cami görevlilerindeki Horasan sarığının başımıza takarak ezan bile okuyoruz. Cami çevresindeki çocuklar, yetkililer, insanlarla sohbet ediyoruz. Türkiye‘den geldiğimizi söyleyince bizi adeta bağırlarına basıyorlar.

Molla Camii‘nin türbesindeyiz

Heratta, Molla Cami‘nin türbesini ziyaret etmeden istirahat etmek istemiyorum. Gecenin geç vakit olmasına rağmen Herat şehrinin dışındaki Molla Camii kitabı yazarı Mevlana Abdulrahmani Camii‘nin türbesinin bulunduğu yere gidiyoruz. Ay ışığı altında fıstık ağacının altında muhteşem mezar taşı ile süslü  hemen karşısında tipik horasan mimarisi ile yapılmış Horasan Camii Mescidi bizleri derinden etkiliyor. Yıllarca kitabını okuduğumuz zata vefa borcumuzu ödemek için mezarı başında fatiha okuyor, Ahmed Hüseyin‘in Horasan‘daki akrabası Abdulrahman Salihi‘nin evine misafir oluyoruz. Aslında Herat, Afganistan‘ın diğer şehirlerinden çok farklı şehir düzgün güzel binalar var. Güzel bir Horasan mimarisi ile yapılmış bir ortamda çok samimi bir ortamda karşılanıyoruz. Horasanlılar misafire mihman diyorlar. Mihman çok önemli. Evlerde özel misafir katları kurulmuş. Önce yeşil çay ve çerezler ile ağırlama başlıyor ardından zerdeli Horasan pilavı, ıspanaklı ve etli yemekler ve çorba ile mükellef bir Horasan ziyafeti çekiliyor. 5 katlı evin ilk katı sırf misafir için yapılmış. Yer yataklarında güzel bir uyku çekiyoruz. Sabah erken kendimizi sisli ve yağmurlu bir havada Herat sokaklarına atıyoruz. Herat‘ta şimdiki durağımız Vaizi Kaşifi‘nin türbesi. Çam ağaçları arasındaki türbede yatan Tefsiri Hüseyin‘in yazarı Vaizi Kaşifi önemli bir Horasan alimi. Herat minareleri veya rasathanelerinin bulunduğu bölgeden geçerek bizim sadece müfessir olarak bildiğimiz Tefsiri "kaberen" yazarı Fahreddin Razi‘nin türbesinde Fatiha okuyacağız. Fahreddini Razi sadece müfessir değil aynı zamanda Sultan Hüseyin Baykara‘nın yakın çalışma arkadaşı . Hüseyin Baykara‘ya Herat rasathanelerini kurdurtan hem astronomi alimi hem de kimyacı... Fahreddini Razi‘nin türbesinden Fatiha okurken gözlerimiz  Fahreddini Razi‘nin uzay bilimleri çalışması yaptığı Herat rasathanelerini doya doya seyrediyoruz.