Her şeyin bir kuralı vardır. Bazı özel durumlar dışında
belli bir kurala göre süregider işler. Bir şeyin vaktinden önce yapılması ya da
yerli yerinde yapılmaması maksadınızı kolayca akamete uğratabilmektedir.
Dinimiz de mükemmel bir hayat nizamını nasıl sağlayacağımız hususunda bizlere
gerekli olan tüm yön levhalarını göstermektedir. Bizim tek yapmamız gereken şey
bu levhaları takip ederek varacağımız istikameti doğru tayin etmekten
ibarettir.
Her şeyin bir vakti, her işin bir yolu yordamı bulunur
dedik ya! İlkokula giden bir öğrenciye kimse yüksek matematik öğretmeyi
düşünmez mesela. Ya da ilkokulda fizik dersi yoktur. Yürümeden önce emekler
bebekler. Daha sonra koşmayı öğrenirler. Hiçbir anne baba benim çocuğum hemen
koşmaya başlasın diye bir beklentinin içine girmezler. Dini eğitim de böyledir.
Sıbyan mekteplerinde bedi besmeleyle başlayan eğitim zaman içerisinde daha
geniş bir yelpaze içerisinde öğrenmeyi getirmekte, mektep, medrese derken kişi
dini konuda bilmesi gereken hemen hemen her şeyi zaman içerisinde
öğrenmektedir.
Bir Müslüman olarak bizlerin asgari düzeyde de olsa
bilmesi gereken bir kısım kurallar vardır. Fıkıh diye adlandırılan bu kurallar
dizisi aslında kişinin leh ve aleyhinde olan şeyleri bilmesi demektir İmamı
Azamın tabiriyle. Fıkhın dar manası olarak akla ilk gelen ilmihal diye halk
arasında bilinen daha öz İslami bilgilerdir. Bu öz İslami bilgiler İslam
ilmihali isimli kitaplarda toplanmıştır. Bu kitaplar kişinin yaşantısını
ilgilendiren temel konular hakkında uyulması gereken kuralları içermektedir.
Abdest almaktan namaz kılmaya, hacdan zekât vermeye değin pek çok ihtiyaç duyulan
bilgi bu kitaplarda toplanmış ve Müslümanların istifadesine sunulmuştur.
Müslümanın yapması gereken sadece okuyarak ibadetlerini ve günlük işlerini buna
göre düzenlemekten ibarettir sadece. Fakat ne yazık ki pek çok alanda olduğu
gibi okuma konusunda da gittikçe ivme kaybetmekteyiz. İlk emri oku olan bir
dinin mensupları olarak bizler okumuyoruz. İlkokula başlayan bir çocuğa Okuma
yazma diye eğitim verilince haliyle yetişen nesiller de okuma ve yazmadan
giderek uzaklaşmaktalar. Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde cahilleştirilen
nesiller de din adına hurafelere inanmakta, dinle alakası olmayan konulara
takılıp kaldığından çok şey bildiğini zannedip aslında pek bir şey
bilemediğinin bile farkına varamamaktadır. Hal böyle olunca da kendini dindar sanıp
da dinden bihaber olanlar çoğaldı etrafımızda.
Günümüzde yeni bir akım başlatıldı ulusal medya
tarafından. İşin ehli olup olmadığı pek malum olmayan bir kısım zevat
ekranlarda arzı endam etmeye başladılar. Bir kısmı şöhretin verdiği rehavetle,
bir kısmı elde edeceği rantın çokluğu, bir kısmı da temsil ettiği zihniyetin
hükümferma olması arzusuyla ipe sapa gelmez konular hakkında konuştukça
konuşmaya ve birinin söylediğini diğeri beğenmeyerek kafaları bulandırmaya
başladılar. Zaten kıt bilgiye sahip olan halkımız da bir iki ayete meal veren
ve ağzı güzel laf yapan bu hocalara âlim sıfatı vererek sürekli onların
aktardığı kıymetli bilgilerle (!) amel eder oldular. Bu sözde âlim olanların en
önemli hatalarından birisi de avamın karşısında ilim meclislerinde müzakere
edilmesi gereken konuları açıklamaya çalışmalarıdır. İlkokul talebesine yüksek
matematik öğretilmesi düşünülmediği gibi halkın İslami bilgisi ölçüsünde temel
konular hakkında konuşması gerekir ekran karşısına çıkan kişilerin. Fakat ne
yazık ki buna pek dikkat edilmemekte ekranın sıcak yüzünü görenler ne kadar
bilgili olduklarını gösterebilmek adına her şeyi konuşmaya, toplumu
aydınlatmaya (!) çalışmaktadırlar. Ne hikmetse bu âlimlerimiz hiç cihat, zalime
boyun eğmemek ve zalim olduğunu ifade etmek, faizin Allah a harp açmak olduğu
Gibi konulardan pek bahsetmezler. Onlar için âli menfaatleri ve günlük
çıkarları önemlidir. Toplumun bilgilenmesi ve bazı hususlarda fikir sahibi
olması işlerine gelmez. Bu tür âlim görünümlü kişileri dinlerken dikkatli
olmayı ve en azından İslam ilmihali düzeyinde bilgi sahibi olmamız gerektiğini
aklımızda tutmalıyız. Dini ilimler ekran hocalarına bırakılmayacak kadar mühim
bir meseledir.
Minik bir tebessüm
Kandırmak için
Kadın müşteri mağazada battaniyelere bakarken tezgâhtara
seslenmiş.
- Bakar mısınız Siz bu battaniyeler için yün diyorsunuz
ama üzerinde %100 pamuk yazıyor.
Tezgâhtar hiç istifini bozmanda cevap vermiş:
- Haklısınız hanımefendi. Biz güveleri kandırmak için
öyle yazıyoruz.
İlgilisine notlar:
Bazılarını sebepsiz seversin. Bazılarına bin sebep
arar yine sevemezsin. Neyzen Tevfik
Hayata karşı ilk küskünlüğümüz yanımızda sandığımız
kişileri karşımızda görmemizle başlar. Anton Çehov
Önemli bir problemde yetkinizi aştığı halde size
danışılıyorsa kahramanlık yapmayın. Çünkü olaya çözüm değil suçlu aranıyordur.
Erich Fromm
Kırk sahabe kırk yılda kırk devleti mağlup ettiyse,
günümüzde Müslümanların birleşmesini temel amaç edinen D-8 in niçin önemli olduğunu
daha iyi anlamış oluyoruz.
Geçen hafta Birikim Hayat Koleji nde gerçekleşen Milli
Gazete yazarlar toplantısı süresince gösterdikleri güler yüzlü konukseverlik
için Birikim Okulları Genel Müdürü Yönetim Kurulu Başkanı v. Sayın Yusuf
Yalçın a ve Birikim Hayat Koleji Müdürü Sayın Mustafa Canıtez e teşekkür
ederim.