Alemlere rahmet Hazret-i Muhammed (sav) (4)

Abone Ol

Konuşma bilmeyen, birer yaşında bin tane Afganlı çocukla bin tane Amerikalı çocuk bir meydanda bir araya gelseler, gülerken de, ağlarken de, bize göre anlamsız olan seslerle anlaşırlar ama Taliban lideri ile Amerikan liderinin anlaşması mümkün değil.

Sevgili Peygamberimiz: "Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra anne babası onu ya Yahudi,  ya Hıristiyan veya Mecusî yapar." buyurur. (Buhari cenaiz 80-92, Tirmizi  Kader 5, Müslim Kader 25)

Dünya çocukları birbirinin dilinden anlarken bizim ölçüsüz davranışlarımızla onların masumiyetini giderip kendi kalıbımıza döktüğümüzden onları da anlaşamaz hale getiriyoruz.

Bir yaşındaki bir milyar çocuk anlaşabilir ama 70 yaşına gelmiş iki siyasi anlaşamıyor.

Çocuğun erkek veya kız olması önemli değildir. Ali İmran suresinin 36 ncı ayetinde İmran ın hanımı çocuğunun Allah ın dinine hizmet etmesi için erkek çocuk beklediğini, fakat kız doğduğunu haber verir. Adını Meryem koyar. İşte o Meryem validemiz binlerce erkeğin yapamayacağı güzel hizmetleri yapar.

Biz Rabbimizden hayırlı, sıhhatlı, hür fikirli, gür imanlı, sevimli, seven ve sevilen, tertemiz, kitaba (Başta Kur an a) sımsıkı sarılan, anne-babaya iyi davranan, baş kaldırıcı ve baskıcı olmayan evlat isteyeceğiz.

Âli-İmran suresinin 37 nci ayetinde Meryem validemizin yetişmesini anlatırken "Onu güzel bir bitki gibi büyüttü" buyurur.

Bir fidanı yetiştirmek için önce toprağın iyisi seçilir. Suyun ve havanın fidana uygun olanı bulunursa güzel toprak, güzel fidan ve güzel meyve birbirini tamamlar.

Güzel bir vatanda, güzel, temiz, iffetli, insanlar arasında tertemiz nesiller yetiştirilir.

"ÖNCE SELAM, SONRA KELÂM"    (Mişkat, Hadis no: 4653)

Batılı bir yazar "Kim icat etti bilmiyorum ama dünyanın en büyük icadı selamdır." diyor.

Kelamdan önce selamı tavsiye eden Peygamberim "Tokalaşmak kini, hediyeleşmek düşmanlığı giderir." (Mişkat H. 4693) buyurarak selamdan sonra dostça el uzatmayı tavsiye eder.

İYİMSER OLUNUZ

İşe başlamadan önce o işi sevmelisiniz. Sevdiğiniz bu işi yapacağınıza kendinizi inandırmalısınız. Nasıl yapacağınızın planını hazırladıktan sonra moralinizi yüksek tutmalısınız.

Rabbimiz, Müslümanları tarif ederken:

"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer mü min iseniz mutlaka en üstün sizsiniz." (Âl-i İmran 139) buyurur ve çalışma yapanın gevşememesi, engeller karşısında üzülmemesi için uyarıda bulunur.

Kişiyi yolundan alıkoyacak düşünceler, komplo teorileri, moral bozucu haberlere iltifat etmeden işini yapmaya devam eder. Bu konuda yine Rabbimiz:  "Şeytan, sana bir vesvese verirse Allah a sığın. Şüphesiz o işiticidir, bilicidir.

Şüphesiz sakınanlara şeytandan bir hayal geldiğinde hemen (Allah ı) hatırlarlar ve bir de bakmışsın ki onlar (doğruyu) görüverirler."  (A raf  200-201) ayetiyle bize yol gösterir.

Meşru olan her işinde başarılı olmak için başta iyi niyetli olmak gerekir. Herkesi kendine düşman görenler başarılı olamazlar.

Sevgili Peygamberimiz: "Kim "İnsanlar helak oldu" derse o helak olanların başında gelir. (veya bir rivayette) helak edenlerin arasındadır" buyurmuş. (Ebu Davud, Edeb, Hadis 4983)

ŞEHİRLİ OLMAYI TAVSİYE EDİYOR

"Sevgili Peygamberimiz, bir gün ashabın ileri gelenlerinden Sevban (r.a.)a, "Sevban, sakın medeniyetten uzak köylere yerleşme. O tür köylerde yerleşip kalan, kabirde kalan gibidir. Sakin-ül Küfüür, ke sakin-il kubuur" buyurmuş.

(Buhari, Edeb-ül Müfred 1/203 hadis no 579, Beyhaki, Şuab-ül iman 6/68 Hadis no 7518, Süleyman bin Ahmet Taberani (260-360) Müsned-üş Şamiyyin, 2/99 hadis 986)

Bütün peygamberler başkentlerde tebliğe başlamışlardır. Hz. İbrahim, Nemrut un hüküm sürdüğü şehirde, Hz. Musa Mısır da, Hz. İsa Kudüs te, Hz. Muhammed Mekke de peygamber olarak görevlendirilmişler.

Kentliler, tebliğlerine kulaklarını tıkamanın ötesinde peygamberlere ve onların arkadaşlarına işkence etmeye başladıklarında yine başka bir şehre göç etmişler.

Son Peygamber Muhammed aleyhisselam da Yesrip şehrine hicret etmiş ve Yesrib in adını medeniyet kökünden gelen "Medine" diye değiştirmiş.

Bu hadisi şerheden Münavi, "Cahil ölü gibidir. Cahilin elbisesi, onun kefeni gibidir. Cahilin evi de onun kabri gibidir" der. (Münavi, Feyzul kadir 6/401)"

Şehirde Medeni bir şekilde yaşayacağız ama haram ve helale, Allah hakkına ve kul hakkına dikkat ederek yaşayacağız.