Bismillâhirrahmanirrahîm;
REBİÜL’EVVEL ayının 12. gecesi… Yalnız insanlara değil, “âlemlere rahmet” olarak gönderilen, Kâinatın Fahr-i Ebedîsi, Allah Rasülü’nün (s.a.v.) dünyayı teşriflerinin sene-yi devriyesi… Rahmet, bitmeyen iyilik hazineleri anlamında! “Rahmet peygamberi” olan son Rasül (s.a.v.) bütün insanlığa gönderildi. Akıl sahipleri, Allah’ın lütfu olarak gönderilen rahmet hazinelerinden azami derecede faydalanmaya çalışır. Bu gece, bu amaçla değerlendirilmelidir.
O’na (s.a.v.) yalnız övgüler yapmak yeterli değildir. Aslolan O’nu “anlamaya çalışmak” ve O’nun bize örnek olarak sunduğu yaşanmaya değer hayatı “kendi hayatımıza yansıtmak”tır. O, sadece yazılıp konuşulan değil; hayatını, hayat tarzımız haline getirmemiz istenen bir Peygamber’dir. Bunu iki yoldan sağlayabiliriz: Rasül’ün (s.a.v.) en büyük mucizesi olarak Allah’tan getirdiği Kur’an’ı “anlamaya” çalışmak ve anladıklarımızı hayatımızda “yaşanılır” hale getirmekle!
Mehmet Akif’in, Kur’an’ın anlamına nüfûz etmeden okuyanlar için söylediği şu mısralara bakalım:
“İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de! / Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde? / Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur’an’ın: / Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mâ’nanın: / İnmemiştir, hele Kur’an, şunu hakkıyla bilin: / Ne mezarlıkta okunmak; ne de fal açmak için!”
Allah Rasülü (s.a.v.) bize “en güzel örnek”tir. Yaşayan Kur’an’dır. Allah’ın kontrolünde, insanlığa Kur’an’ın nasıl yaşanılacağını göstermiştir. Rasül’ün (s.a.v.) örnek hayatı çok iyi bilinmelidir.
İSLÂM, HAYAT DİNİ
ALLAH Rasülü’nün (s.a.v.) hayatında tabiîlik ve sadelik vardır. Yani, insanın yaratılışına ve yapısına uygunluk! Hayatı, tabiî akışı içinde yaşadı. Şartları zorlamadı. Tebliğ ve davetinde samimi oldu; hiçbir dünya menfaati gözetmedi. Allah’ın indirdiklerini “olduğu gibi” insanlığa duyurdu. Gönüllere hitap etti. İnsanların dertlerine derman oldu. Çaresizlik içinde kıvranan insanlık aradığını O’nda buldu. 23 yıl gibi kısa bir sürede, dünyanın en kötü toplumundan ideal ve örnek Asr-ı Saadet toplumunu inşa etti.
Dünyayı sefer halindeki yolcu gibi gördü. Ömrünü âhirete hazırlanmak için harcadı. Güvenilir oldu; insanlara güven verdi. Davet ettiği İslâm ile yaşantısı arasında tam bir uyum ve tutarlılık vardı. İnanç ve İslâm’ı devamlı gündemde tuttu. Toplumun bu değerlerle bütünleşmesini sağladı. Kendisini insanlardan üstün ve ayrı görmedi. Onları “Allah’ın kulları” ve “kardeşler” olarak bildi.
Son Rasül’ün (s.a.v.) kendisi ve yakın çevresi toplum standartlarının üstünde bir hayat yaşamadı. Hepsi, dünyada bir “yolcu” olduklarını bildiler; sade, tabiî ve mütevazı bir hayat yaşadılar. Yüce Rasül (s.a.v.) elinde olanı fakirlerle paylaştı. Hz. Hatice validemiz, belki dünyada benzerine rastlanmayan bir “iş kadını” idi. Efendimiz’le (s.a.v.) evliliği sonrası servetini Allah yolunda, Allah Rasülü (s.a.v.) için ve İslâm’ın yücelmesine harcadı. Hep sade ve mütevazı oldu.
İÇLERİNDEN BİRİ
DAMADI Hz. Osman (r.a.) iş adamı idi; zengindi. Kazandıklarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayı severdi. Hayatını hiç toplum standartlarının üstüne çıkarmadı. Rasül’ün (s.a.v.) diğer yakınları da öyle! İçinden çıktıkları toplum, Rasül (s.a.v.) ve yakınlarını hep “içlerinden biri” olarak gördü.
Tebliğ ettiği İslâm’la yaşantısı arasındaki tutarlılık, toplumu O’nun davetine icabeti kolaylaştırdı. O’nu sevdi, inandı ve güvendiler. İslâm’ın Cahiliyye toplumu içinde yayılması; doğru, halisane niyet ve samimiyetle tebliğ edilmesi sebebiyledir. İslâm, tabiî, ifrat ve tefriti olmayan “orta yol”dur.
Yazımızda anlatabildiğimiz kısım, Allah Rasülü’nün (s.a.v.) okyanus misali hayatından ancak bir zerredir. Yüzünden tebessüm hiç eksik olmadı. O, insanların içine sinerek benimsediği en büyük inkılâpçıdır. O’nun insanlığa örnek olarak sunduğu ideal hayat tarzına muhtacız. Pakistan’ın millî şairi Muhammed İkbal, anlatır: “Yol kesenler, O’nu tanıdıktan sonra ‘yol gösterici’ oldular.” Ümmetlerine “kardeşlerim” diye seslenen bir Peygamber!
Bir grup, Hasan Basri’ye gelerek dediler ki: “Ey veli! Dua et de Muhammed ümmeti kurtulsun!” Cevap verdi: “Siz bana Muhammed ümmetini gösterin; ben onların kurtulduklarını müjdeleyeyim!”
O’na ümmet olmak, O’nun (s.a.v.) örnek hayatını “yol” ve “hayat tarzı” haline getirmekle gerçekleşir. Süleyman Çelebi diliyle: “Ümmeti olduğumuz devlet yeter, / Hizmeti kıldığımız izzet yeter!” Tüm kardeşlerimin Mevlid-i Nebi’sini tebrik ederim.